Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, çeşitli etkinlik ve açılışlara katılmak üzere geldiği Gaziantep'te hizmete giren Gönüllü Geri Dönüş Destek Merkezi'nin açılışına katıldı. Ülkemizdeki Suriyelilerin geri dönüşlerinin hız kazandığını söyleyen Yılmaz, "8 Aralık'tan bugüne Suriye'ye dönüldü geri dönüş yapanlar 273 bini aşmış durumda. Ülkemizde geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilerin yeni oluşan Suriye'ye güvenli, onurlu, gönüllü geri dönüşü bizim için çok kıymetli. Bugün açılışını yaptığımız bu merkez gerçekten çok önemli. Örnek teşkil edecek bir çalışma. Bir tarafında merkezi yönetim var, diğer tarafında yerel yönetim var. Bir diğer yandan Kızılay'ımız başta olmak üzere sivil toplum boyutu var. Dolayısıyla kamu, özel kesim, sivil toplum iş birliğine çok güzel bir örnek. Uluslararası tabii iş birliklerine de açık bir model. Bu model çalışmada emeği geçenleri konuşmamın hemen başında tebrik etmek istiyorum. Burası gerçekten model bir çalışma ve birçok birim aynı mekânda hizmet verecekler. Gönüllü, onurlu, güvenli geri dönecek olan Suriyeli kardeşlerimiz buradan çok boyutlu bir hizmet alma imkanına sahip olmuş olacaklar. Bunun ben diğer illerimize de bölgelerimize de örnek olacağını düşünüyorum" diye konuştu.
Türkiye'nin olarak yıllardır Suriye'de yaşanan gelişmeler karşısında önemli bir sınav verdiğini vurgulayan Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak tarihimize, medeniyetimize yakışır bir tarihi imtihanı başarıyla verdik Suriye'de. Uzun yıllar zalim bir rejimden kaçıp ülkemize sığınan kardeşlerimize en güzel şekilde ev sahipliği yaptık. Cumhurbaşkanımız zaman zaman bu konuda siyasi bedeller ödemesine rağmen burada çok kararlı bir duruş sergiledi. Cumhurbaşkanımız, devletimiz, milletimiz bu tarihi sınavdan başarılı bir şekilde çıktı. Sonuçta bu zalim rejim devrildi. Suriye'de yeni bir dönem başladı. Ve Türkiye Cumhuriyeti olarak bunca yıldır misafir ettiğimiz kardeşlerimiz şimdi ülkelerine geri dönmeye başladılar. Belki uzun dönem bunun sıkıntılarını, sorunlarını yaşadık ama önümüzdeki nesiller boyunca da ülke olarak ve millet olarak bunun faydalarını göreceğiz. Hem kardeşliğimiz, güvenliğimiz açısından, bölgemizin güvenliği açısından hem de tüm bölgenin kalkınması, daha hızlı bir şekilde gelişmesi bakımından Türkiye Cumhuriyeti'ne bunun çok yönlü faydalarını önümüzdeki dönem, nesiller boyu inşallah göreceğiz. İnsanlığa da güzel bir örnek teşkil ettik" dedi.

Suriye'ye geri dönüşlerin rejim değişikliğinin ardından hızlandığını belirten Yılmaz, "Aslında bu süreç Türkiye'nin Barış Pınarı, Zeytin Dalı gibi harekatlarıyla oluşturduğu güvenli bölgeyle zaten başlamıştır. Bir güvenli bölge oluşturduk biliyorsunuz. O tarihten bu yana 1 milyonu aşkın Suriyeli kardeşimiz ülkelerine geri döndüler. Bu süreç tabi 8 Aralık'tan sonra hızlandı. 8 Aralık'tan bugüne Suriye'ye dönüldü geri dönüş yapanlar 273 bini aşmış durumda. Önümüzdeki yaz dönemi okulların kapanmasıyla yine Suriye'deki gelişmelerle. Bu sayı hızla artacaktır diye bekliyoruz" diye konuştu.
İran'a saldıran İsrail'e de tepki gösteren Yılmaz, "Bölgemizde iki tane güç var. Birisi Türkiye'nin temsil ettiği istikrarı destekleyen, barışı destekleyen, diplomatiği destekleyen, kalkınmadan insanların refahından yana olan güçler ve Türkiye Cumhuriyeti bunun başında geliyor, bunu temsil ediyor. Bir de maalesef İsrail'deki Netanyahu yönetimi var. Her hal durumda kaosu desteklemeye çalışan, istikrarı bozan, yatırım ortamını, kalkınma ortamını zedeleyen, insanların refahına zarar veren maalesef bir İsrail yönetimi var. İran'a yapılan saldırı hiçbir hukuki temeli olmayan, meşruiyeti olmayan bir saldırı. Ben İran halkına ve devletine buradan başsağlığı dilemek istiyorum. Hayatını kaybedenlerin acılarını paylaştığımızı ifade etmek istiyorum. İsrail'in yaptığı bu saldırgan eylemler, Gazze'de sürdürdüğü soykırım politikasını örtemeyecektir. Gündemi değiştirme çabaları başarılı olamayacaktır diye inanıyorum. Yine ABD ile İran'ın yürüttüğü nükleer müzakereleri bir sabote etme girişimi olarak da değerlendirmek istiyorum. İsrail maalesef istikrarsızlık arıyor, istikrarsızlık peşinde ve hem bölgemiz için hem küresel barış için tehdit konumunda. Dolayısıyla uluslararası toplumu da İsrail'in bu sınır tanımaz, hukuk tanımaz, insanlığı değer tanımaz yaklaşımına karşı gerekli tepkiyi göstermeye bir kez daha davet ediyoruz. Mutlaka istikrar kazanmalı, diplomasi kazanmalı, barış kazanmalı, refah kazanmalı. İnsanların da bölgemizin de buna ihtiyacı var. Bir an önce bu gerilimlerin düşmesi, Gazze'de ateşkesin sağlanması, insani yardımların Gazze'ye ulaştırılması ve bir yandan da kalıcı bir sosyal, kalıcı bir siyasi çözümün iki devletli çözümün oluşması gerekiyor ki bölgemiz istikrara kavuşsun. Suriye'nin istikrarı sadece Suriye'yle sınırlı kalmayacaktır. Bütün bölgemizin istikrarına katkıda bulunacaktır. Suriye'nin istikrarı konusunda da bölgenin istikrarı konusunda da Türkiye Cumhuriyeti olarak her türlü çabayı destekliyoruz" şeklinde konuştu.