Dijital dünyada hiçbir şeyin "ücretsiz" olmadığını bir kez daha kanıtlayan gelişmeler art arda geliyor. Bir yanda uzmanların "her an izleniyoruz" uyarıları, diğer yanda dev teknoloji şirketlerinin milyonlarca dolarlık "gizli dinleme" tazminatları... Peki, cebimizdeki telefonlar gerçekten bizi bir gölge gibi takip mi ediyor?

GOOGLE 68 MİLYON DOLAR ÖDEMEYİ KABUL ETTİ: "ASİSTAN" SİZİ Mİ DİNLİYOR?
ABD merkezli teknoloji devi Google, kullanıcılarını bilgileri dışında dinlediği iddiasıyla açılan toplu davada geri adım attı. Google Assistant teknolojisinin, sadece "Hey Google" komutuyla çalışması gerekirken, bu ifade kullanılmadığı anlarda bile özel konuşmaları kaydettiği öne sürüldü. North California federal mahkemesine sunulan dosyaya göre; akıllı hoparlörlerden kablosuz kulaklıklara, tabletlerden dizüstü bilgisayarlara kadar pek çok ürün bu "gizli kayıt" şüphesinin odağında. Google, uzun sürecek hukuki süreçlerin riskinden kaçınmak adına 68 milyon dolarlık rekor bir ödeme yapmayı kabul ederek iddiaları bir anlamda noktalamış oldu.

PROF. DR. ALİ MURAT KIRIK: " GOOGLE BİZİ DİNLİYOR MU?"
Prof. Dr. Ali Murat Kırık A haber'e anlattı: Evet, açık söylemek gerekirse bütün uygulamalar bizi izliyor, bizi takip ediyor. Dikkat ederseniz önce ne oluyor? Telefonlarınıza bu uygulamaları indirdiğinizde sizden erişim izni istemektedir. Der ki; kamera, mikrofon, rehber, konum vs. Şimdi bunlar veri olarak toplanıyor, daha sonraki süreçte bunlar sizin karşınıza reklam olarak çıkıyor.
"BAZEN SİYASİ MANİPÜLASYON AMACI İLE..."
Belki de reklam aralarında en masumu olarak kalıyor; çünkü bazen siyasi manipülasyon amacı ile de bu toplanan verilerin çıktığını görüyorsunuz. Hatırlarsanız Cambridge Analytica skandalı vardı; Facebook kullanıcısının verileri toplanmıştı. Daha sonra Facebook kullanıcılarına yönelik, siyasi eğilimlerine yönelik farklı reklamlar çıktı. Bu uygulamalar bize en başta ücretsiz sunulduğu için bizim bir şüphe duymamız gerekiyor. Ve bu uygulamaları erişim izni vermeden kullanabilme şansınız yok. Ya da bir internet sitesine giriyorsunuz, hemen "çerezleri kabul et" diyerek sizi zora koşuyor.

"HER TARAFTAN İZLENİYORUZ, DİNLENİYORUZ"
Bunun sebebi ne? Çünkü sizin adım adım dijital ayak izinizi takip etmek ve aslında dünyayı dijital ortamda yönetebilmek mi? Bunların çoğunun zaten Amerikan ve İsrail menşeli olduğunu görüyoruz. Hatta biliyorsunuz İsrail Başbakanı Netanyahu bile, kendi oluşturmuş oldukları telefonların kamerasının önüne bir bant koydu ki bu da siber güvenlik açısından çok büyük bir riskin olduğunu gözler önüne seriyor. Diyebiliriz ki, bu da sizin sorunuza cevaben; her taraftan izleniyoruz, dinleniyoruz. Sadece uygulamalar aracılığıyla değil; internet üzerinden, Wi-Fi üzerinden, hatta Starlink uyduları üzerinden bile bu işlemi gerçekleştirebiliyorlar. Telefonlardaki uygulamalar aslında bir casus işlevini görebiliyor.
AYNI ZAMANDA İZLEME İHTİMALLERİ DE Mİ VAR?
Evet kesinlikle. Hatırlarsanız İsrail'de bir yazılım firması "Pegasus" isminde bir casus yazılım geliştirmişti ve bu casus yazılımlar aracılığıyla devlet liderleri dinlenmişti; içerisinde Fransa Cumhurbaşkanı Macron da dahildi. Netanyahu da bu korku ve paniğin içerisinde aslında. Çünkü ilerleyen yıllarda belki Amerika-İsrail teknoloji savaşı da görebilme durumumuz söz konusu olabilir; çünkü çıkarlar her zaman çakışabilir. Teknolojinin, dijital dünyada da bu işin bir ekonomik boyutu var, bir de veri boyutu var.

"BU DURUM KALENİN İÇTEN FETHEDİLMESİ DEMEK"
Şimdi savaşlar sadece kara, hava, deniz savaşlarıyla olmuyor; veri savaşlarının da olduğunu görüyoruz. Veriye hakim olmak demek, o ülkeyi içten fethetmek anlamına geliyor. O yüzden hep ne diyoruz? Yerli teknolojileri kullanmak, yerli savunma sanayisine yatırım yapmak bu noktada çok mühim. Şunu söyleyenler var, ben hiç katılmıyorum: "Beni Türkiye'den dinleyeceklerine Amerika'dan dinlesinler." Bu çok yanlış bir mantıktır. Çünkü verilerin yurt dışına gitmesi demek; yarın öbür gün bir sıcak savaş meydana geldiğinde, çok rahat bir şekilde içeriden kalenin fethedilmesine sebebiyet verecek stratejilerin buna göre yürütülecek olması demektir. Zaten önce psikolojik olarak bizi bu harbe hazırlamış oluyorlar. Bunların da hepsini telefonlarımıza indirdiğimiz, erişim izni verdiğimiz ücretsiz uygulamalar aracılığıyla yapmış oluyorlar.
DİJİTAL PARANOYA NEDİR?
Dijital paranoya; sürekli izlenme, dinlenme paranoyası içinde olup artık hareketlerimizin kısıtlanmasına sebebiyet veriyor. Çünkü siz artık normal eylemlerinizi yerine getiremeyecek durumda oluyorsunuz. "Kameraya erişim izni verirsem ne olur? Acaba biri beni dinledi mi ya da takip etti mi? Az önce bu reklam çıktı, acaba az önce bunu konuşmuş muyduk?" Bu, sizin hareketlerinizde de çok değişimlere sebebiyet veriyor. Aynı zamanda dikkat edin, psikolojik olarak bir çöküntü içerisindeyiz. Dijital paranoya, dijital demans... Aklımıza bir şey geliyor, hemen unutuyoruz. Neredeyse arkadaşlarımızın adını unutur duruma geldik. Neden? Her şey hazır! "Yapay zekaya sorayım, telefona sorayım, işte bilgi olarak öğrenmiş olayım" vs. derken normalde şu telefonlarınıza her şeyinizi verdiğiniz için bu telefonun bir gün hafızası silinse ne arkadaşınızı arayabilirsiniz, ne mesaj atabilirsiniz, ne de babanıza ulaşabilirsiniz. Zaten bu teknoloji devlerinin de istediği buydu. O yüzden kullanmadığımız dönemlerde erişim izinlerini kapatmanın son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Telefonlarınızın olduğu herhangi bir alanda dinlenebilirsiniz. İfadelerini kullandı.