Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi'nin koordinasyonunda, İzmir'de 8 yıl önce emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın 26 yaşındaki oğlu Dorukhan Büyükışık'ın bir inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin dosya, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yeniden açıldı. İntihar olarak değerlendirilen olayın yürütülen soruşturma kapsamında cinayet olduğu ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında Büyükışık'ın sırt bölgesine demir çubukla sert şekilde vurularak hayatını kaybettiği belirlendi.

24 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI
Soruşturma kapsamında 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Çeşitli tarihlerde eş zamanlı düzenlenen operasyonlarda; "kasten öldürme", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "yalan tanıklık" suçlamalarıyla aranan 26 şüpheliden 24'ü yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerin tamamı tutuklanarak cezaevine gönderildi. Firari durumdaki 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü öğrenildi.

PATRONUN OĞLUYLA YOĞUN TELEFON TRAFİĞİ
SABAH, tutuklanan şüphelilerin vermiş oldukları ifadelere ulaştı. İfadelerde en dikkat çekenlerden biri işçi Aziz Kocataş'ın beyanları oldu. Kocataş ifadesinde ilk önce Büyükışık'ın yüzüstü yattığını daha sonrada bu detayı net hatırlamadığını belirtti. İfadesinde olay yeri fotoğrafı ile beyanındaki farka ilişkin sorulan soruya ise "Olay yeri fotoğrafları ile benim beyanlarım arasındaki farkın sebebini bilmiyorum. Ben olaya ait herhangi bir olay yeri fotoğrafı görmedim" dedi. Öte yandan patronun oğlu Mehmet Tanyer ile yoğun telefon görüşmeleri yaptığı tespit edilen Kocataş, görüşmelerin nedenini tam olarak açıklayamadı. İfadesinde ayrıca olay yerini gören döner güvenlik kamerası bulunduğunu, kamera çalışıyorsa olay anını kaydetmiş olabileceğini söyledi.

"BİZ DAĞLARDA GEZMEKTEN ÇOCUĞUMUZU İHMAL ETTİK"
Tutuklu şüphelilerden Şirket sahibi Mehmet Münir Tanyer de vermiş olduğu ifadede olay yerine geldiğinde maktulün toprak alanda yüzü gökyüzüne bakar şekilde sırt üstü yattığını söyledi. Tanyer, olay yerindeki kalabalıktan bir kişinin maktulün babasının geldiğini, başka bir kişinin ise babasının emekli general olduğunu söylediğini ifade etti. Bunun üzerine maktulün babasının yanına giderek başsağlığı dilediğini ve kendisini tanıttığını anlattı. Daha sonra avukatları Çağlar Uygar ve Erol Erbil'in kendisine, maktulün babasının "Biz dağlarda gezmekten çocuğumuzu ihmal ettik" diyerek sitem ettiğini söylediklerini aktardı.

"FİKİR ALIŞ VERİŞİ YAPTIK, TOPLANTI YAPMADIK"
Dikkat çeken bir diğer ifade ise Şirket sahibinin oğlu Mehmet Taylan Tanyer'in vermiş olduğu ifadeler oldu. Tanyer, çevrede telefon olduğu bilgisinin kalabalıktaki bir kişi tarafından dile getirildiğini belirtirken, maktulün yanında anahtar, sigara paketi ya da benzeri bir obje görmediğini ifade etti. Tanyer ayrıca, olay yerinde toplantı yapıldığı iddiasını reddederek; İsmail Yalçın, babası Mehmet Münir Tanyer ve avukatlarla birlikte savcı olay yerine geldiğinde olayın nasıl gerçekleştiğine dair "fikir alışverişinde bulunup sohbet ettiklerini", ancak bunun bir toplantı olmadığını söyledi.
EMNİYET MÜDÜRÜ: "CEP TELEFONU ÇATI KATINDA BULUNDU"
İlçe Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ise ifadesinde, polis memurlarından birinin binanın çatı katındaki yan duvar üzerinde bir cep telefonu bulunduğunu söylediğini anlattı. Bunun üzerine personelle birlikte çatı katına çıktığını belirten Yalçın, telefonun maktulün bulunduğu hizaya yakın bir noktada olduğunu gördüğünü ifade etti. Yalçın ayrıca, kimsenin telefona dokunmaması talimatını verdiğini ve bir personeli telefonun başında beklemesi için görevlendirdiğini söyledi.

GRUP AMİRİ İFADESİNİ DÜZELTTİ
Grup amiri Hüseyin Vurucu ise daha önce verdiği ifadede olay yerine gittiğini söylediğini ancak bunu yanlış hatırlamış olabileceğini belirtti. İlk ifadesinin olaydan yaklaşık 3-4 yıl sonra alındığını ifade eden Vurucu, yoğunluk nedeniyle karışıklık yaşamış olabileceğini söyledi. Vurucu ayrıca, ifade verdiği dönemde artık polis olmadığını, 2019 yılında meslekten ayrıldığını anlattı.
İFADELERDEKİ ÇELİŞKİLER DİKKAT ÇEKTİ
Dorukhan Büyükışık'ın ölümüne ilişkin dosyada yer alan diğer ifadelerde, olayın oluş şekli, delillerin toplanması ve kamera kayıtlarına dair ciddi çelişkiler dikkat çekti. Bazı tanık ve polisler maktulün sırtüstü bulunduğunu belirtirken, bazı beyanlarda tam tersi tarifler yer aldı. Şirket yetkilileri ile çalışanlar arasında yoğun telefon trafiği olduğu ortaya konulurken, görüşmelerin içeriği net şekilde açıklanamadı. Olay yerindeki kamera sistemlerinin bir kısmının arızalı olduğu iddia edilirken, kayıtların akıbetine ilişkin belirsizlikler dosyada öne çıktı. Genel olarak ifade ve teknik inceleme bulguları arasında uyumsuzluklar bulunduğu görüldü.