Işığın Oğulları ile Karanlığın Oğullarının Savaşı adlı oyun, önceki ilk gecesinde Rumelihisarı'nda bastıran sağanak yağmurda alkışlandı
ABONE OL
Önceki gece ve dün gece, yaklaşık 1500 'şanslı' tanık - izleyici, Rumelihisarı'nda tekerrür eden Işığın Oğulları ile Karanlığın Oğullarının Savaşı'na tanıklık etti. İsrailli yönetmen Amos Gitai'nin imzasıyla, Fransız sinema yıldızı Jeanne Moreau, aktör ve yönetmen Cüneyt Türel ve müzisyen Sema ile, oyuncu Sedef Ecer'in yer aldıkları uluslararası tiyatro projesinin önceki ilk gecesi, unutulacak türde değildi. Gecenin açılışını billur vokaliyle Sema'nın oyuna Türkçe yaktığı 'ağıtı' yaptı. Ardından gelen perküsyoncu, gitarist ve vokalistlerin ustalıkları, izleyicileri gereken 'zaman ve mekân' yolculuğuna ısındırdı. Daha sonra, kırmızı şalıyla sahneye gelen Jeanne Moreau, önündeki tarih defterinin sayfalarını hışırdatmaya ve külrengi sesini hisarda yankılatmaya başladı. Moreau'ya, oyunda çocuğunu beslemeye çalışan genç ve çaresiz bir İbrani kadını Miriam'ı canlandıran Sedef Ecer'in yanı sıra, müzikleri ve vokal performanslarıyla Gérard Benhamou, Tamar Capsouto, Yahel Doron, Eric Elmosnino, Shahar Even Tzur, Shredy Jabarin, Dimitri Kataleifos, Jerome Koenig, Alexei Kotchetkov, Menahem Lang ve Mireille Perrier gibi sanatçılar eşlik etti. İbranice, Arapça, Fransızca ve Türkçe metniyle baş döndüren, oyun, 'Tanrı'nın kenti' Kudüs üzerinden yaşanan iktidar savaşlarını işliyordu. Süresi 1,5 saati aşan ve MS 70 yılında, 'Tanrının kenti' Kudüs bölgesinde geçen eserde Moreau, Josephus Flavius adlı İbrani asıllı Romalı tarihçiyi canlandırdı. Moreau oyunda, Kudüs'ü yavaş yavaş kuşatan Romalı Hükümdar Titus (C. Türel) öncülüğündeki lejyonerler ve kendi aralarında ihtilafa düşen İbranilerden ötürü, kutsal kentin adım adım tükeniş ve düşüşünü son derece vakur biçimde ve kederli bir yorumla aktararak izleyicinin nefesini kesti. Öyle ki, Moreau'nun dudakları arasından aktarılan i insanlık dramının trajik ve yakıcı ağırlığını kaldıramayan gökyüzü, hani neredeyse Gitai'ye destek verircesine 'Tanrısal' bir reji değişikliğine bile gitti! Flavius'un "Niye kendi kanımızla kendimizi kirletelim?" gibi ürpertici sözleriyle dikkat çeken oyun karşısında kendini tutamayan gökyüzü, önce, mor şimşeklerle sahnenin 'son efektörü' halini aldı, ardından Boğaziçi'ndeki sahneye gittikçe dozu artan ıslak bir müdahalede bulundu. Eser daha sonra, bitkin finaline beş kala, Moreau'nun sanatına ve izleyicisine sadık, saygılı, profesyonelce ve mükemmel performansıyla, sırılsıklam duygusallıktaki alkışlar arasında tamamlanabildi. Ancak, yağmurdan kaçan ve oyunu şemsiye eşliğinde bitiren Moreau'yu artlarında bırakmayı tercih edebilen kimi izleyiciler, bu tarihi alkışlardan haliyle mahrum kaldılar.