Merkez medyanın her geçen gün halktan kopuk bir tablo çizdiğini belirten ünlü gazeteci, yazar ve akademisyenler bugün merkez medyanın halktan kopuş nedenlerini tartışmayı sürdürüyor. Sabah yazarı Emre Aköz, merkez medyanın orduya verdiği destek sonrası orduyla birlikte irtifa kaybettiğini belirtirken, Gazeteci Ragıp Duran merkez medyanın okura uzak ama siyasi, iktisadi ve askeri iktidara yakın durduğunu belirtiyor. Yeni Şafak Yazarı Ali Bayramoğlu ise merkez medyanın bugün içinde bulunduğu durumu ve yaşadığı krizi gerçeklerin karşısında durmakla ilişkilendiriyor.
DÜNYA DA BU SORUNU TARTIŞIYOR
Ragıp Duran (Gazeteci-Yazar): Mehmet Barlas ve Erdal Şafak'ın Sabah'taki köşelerinde gündeme getirdiği medya-toplum ilişkisi, daha doğru bir deyimle ilişkinin zayıflaması ve nitelik değiştirmesi bütün dünyada akademik ve mesleki olarak yaşanan ve tartışılan bir konu. Mali-sermayenin 1980'lerden sonra geleneksel basın patronlarının yerini alıp medya mülkiyetini büyük ölçüde siyasi ve iktisadi iktidarlarla bütünleştiren girişimleri, başta internet olmak üzere teknolojik gelişmeler, okurların medya okur-yazarlık ve yurttaşlık kimlik ve bilinçlerinin gelişmesi gibi çeşitli etmenlerle, matbuat-basın ve nihayet medya çağında, gazetenin, haberin, gazetecilerin kimlik, konum ve işlevleri büyük ölçüde değişti. Okur/toplum odaklı olan matbuat ve basın, artık siyasi, iktisadi ya da askeri iktidarın neredeyse sözcüsü durumuna gelerek, okurdan/ yurttaştan/toplumdan büyük ölçüde uzaklaştı. Ekonomik olarak medyanın en önemli gelir kaynağı, okurların ödediği bedel ya da abonman ücreti değil reklamveren gelirleri olduğu için, ayrıca Türkiye iktisat dünyası büyük ölçüde siyasi iktidara bağımlı olduğu için, yayın politikalarında okur/yurttaş/toplum yani kamu çıkarı yerine iktidarların özel çıkarı ağır basmaya çalıştı. Kuşkusuz bu ve buna benzer başka tali nedenlerle, Türk egemen basını, büyük reklam ve promosyon çabalarına rağmen, 70 milyonluk ülkede, en fazla toplam 5 milyonluk bir satışla yetinmek durumunda kalıyor.
YENİ MERKEZ MEDYA SABAH OLACAK
Emre Aköz (Sabah Gazetesi Yazarı): Merkez medya denilen bir medya vardı. Onun özelliği siyasete karışan vesayet rejimi dediğimiz rejimin merkezini oluşturan asker ile dost olmasıdır. Yani o medyayı merkezi yapan odur. 28 Şubat Dönemi'nde askeri ile işbirliği yaparak dönemin hükümetinin devrilmesine yol açmışlardır. O konuda askeriyeye yardımcı olmuşlardır. Türkiye'deki son sözü söyleyen iktidar Cumhuriyet kurulduğundan beri askeriye olduğu için, o askeriyeye dost olan medyaya da merkezi medya dediler. O yüzden de Sabah'tan daha fazla sattığı için devletin sızdırmak istediği belgeleri yayımlayan ve daha eski olan Hürriyet gazetesine amiral gazete dediler. Son 3-4 yıl, içinde Sabah gazetesi vesayet rejimine tavır almıştır. Dolayısıyla merkez medya olma özelliğinden sıyrıldı. Son 3 yılda bir başka olay daha yaşadık biz. O da Hürriyet'in dayandığı güç olan askeriyenin hem imaj olarak, hem iktidar olarak, hem siyasi iktidar olarak konum kaybetmesidir. Ama Hürriyet askeriyeyi desteklemeye devam etti. Bu karşılıklı destek sürdü ama bu, Hürriyet'i merkez medya yapmaya yetmedi. Çünkü Ergenekon soruşturmalarıyla askeriye müthiş güç kaybetti. Ayrıca askeriye içinde vesayet rejimine karşı olan, AB'den, demokratikleşmeden yana gruplar olduğu ortaya çıktı. Bunu da Taraf gazetesine sızdırdıkları belgelerden anlıyoruz. Dolayısıyla Hürriyet gazetesi ve askeriye birbirlerini desteklerken birlikte irtifa kaybettiler.
GERÇEKLERİN KARŞISINDA DURULDU
Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak Gazetesi Yazarı): 28 Şubat, merkez medya olmasaydı bir anlam taşımazdı. Andıçları yayımladı, toplumu seferber etti, büyük bir tehlike olduğuna dair yayımlarla bir ruh halini oluşturdu. Diğer taraftan 2002 sonrası Türkiye'nin yaşadığı değişim sürecinde de merkez medyanın çok kritik bir rol oynadığını görüyorsunuz. Burada da çok hızlı bir reform süreci yaşanırkan merkez medya buna hep kuşkuyla yaklaştı ve karşı tavır aldı.Türkiye'de bir siyasi aktör haline gelen ve direnci temsil eden bir merkez medya olduğunu görüyoruz. Bunun bugün ağır bir krizi yaşanıyor. Bunu en çok Doğan Grubu'nun yaşadığı sarsılmada görüyoruz. 2007' de yüzde 47'lik ve 2010'da yüzde 58'lik bir sonuç çıkması ve bunların hemen öncesinde merkez medyanın tam tersi bir konumda pozisyon alması ve gerçeklerin karşısında durmanın yarattığı bir meşruiyet krizi var.
Prof. Dr. Toktamış Ateş (Bugün gazetesi yazarı): Merkez medyanın ne olduğu konusunda kafamda net bir açıklama yok. Ancak Doğan Grubu gazetelerinin halktan oldukça kopuk olduğunu düşünüyorum. İşlevlerini önemli ölçüde yitiren bu gazetelerin durumu tirajlarına da yansıyor.