İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi'nde düzenlenen sosyal girişimcilik üzerine söyleşi programında öğrencilerle bir araya geldi. Etkinliğe Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Okur, ile çok sayıda öğretim üyesi ve öğrenci katıldı. Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, gençlerin kendi kültürlerini bilmesine dikkat çekerek, "Sosyal gelişimcilik dediğimiz iş, kendi milletimiz başta olmadıkları gençlerin kendi kimliklerini, kültürlerini öğrenmesi, yeni nesillere aktarılması, kimliğin, kültürün korunması ve toplumların kendi öz kimliklerinde, kültürlerinde kökleşerek gelişmeleri, geleceğe yürümeleridir" dedi.

"TÜRK AYDINI KENDİ KÜLTÜRÜNE YABANCILAŞTI"
Dünyada sömürgecilik döneminin izlerinin devam ettiğine değinen ve Türk aydınının kendi kültürüne yabancılaştığını anlatan Erdoğan, "Dünyadaki sömürgeciliğin izleri devam ediyor. Biz hiçbir zaman sömürge ülkesi olmamakla gurur duyuyoruz. Türk entelektüelleri 200 yıllık bir Batılaşma hezeyanı içerisinde, maalesef kendi kültürlerinden, kimliklerinden, bu toprakları bize vatan yapan değerlerden uzaklaştılar, yabancılaştılar. Onları böyle biraz hakir gördüler onları köylü diye yermeye başladılar. Ne kadar teknolojik, ekonomik gelişimleriniz olursa olsun, bu yozlaşma, sorunların kalıcı olmasına, bu ülkenin bir huzur ve refah ülkesi olmasına engel teşkil etmeye devam etti. Dolayısıyla aslında Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, son 23 yıllık süreçte yeniden bir devlet için millet anlayışına, millet için devlet anlayışına geçiş yapıyoruz. Yani eskiden, "Çatık kaş hükümeti dedikleri zat" diyor ya Necip Fazıl, eskiden anlayışı öyleydi. İnsanların devletten korktuğu bir ülkede ben yaşadım. Ben o dönemlerde öğrenci oldum. Şimdi bunlar geride kaldı diye bunlara böyle bir kötü nostalji gözüyle bakmamak lazım. Bunların neden olduğunu iyi tespit edelim. Yeniden olmaması için de kendi sosyal şekillenmemizi düzenlememiz lazım. Yeniden gözden geçirmemiz lazım. Bir toplumun binlerce yıllık mirasından kopması, onunla irtibatını kesmesi herhangi bir şekilde neden iyi bir şey olsun ki, neden normal olsun ki? Hele biz şanlı bir tarihimiz olduğunu söylüyorsak, utanılacak hiçbir şey geçmişimiz de olmadığını düşünüyorsak, bizim için bu çok daha geçerli. Batı medeniyeti düşünsün, tarihindeki lekeleri nasıl temizleyecek? Nasıl bunlarla yüzleşecek? Bizim öyle bir karın ağrımız yok" diye konuştu.

"BALKANLARDAN TÜRK DÜNYASINDAN TÜRKİYE'YE TEVECCÜH VAR"
Batı medeniyetinin kendisinden başka kimseyi düşünmediğinin ve dünyanın Türkiye'ye ihtiyacı olduğunun altını çizen Erdoğan, "Batı medeniyeti sömürgeci bir temellenme üzerinden, kendinden başka bütün kültürleri, bütün medeniyetleri hakir görüyor kendinden aşağı görüyor. Bunu şu anda Filistin'deki soykırımda da görüyorsunuz. İsrail ile Amerika'nın İran'a karşı olan savaşında da görüyorsunuz. İsrail'in hiç kimseye sormadan Lübnan'ın içine doğru sınırlarını genişletme çabasından da görüyorsunuz. Türkiye'nin dünyaya verecek çok şey olduğunu ben inanıyorum. Şu anda Türkiye'de temelleri atılan bir şey; yeniden kendi kendimizi bulmak, devletle milletin birbiriyle barışması, milletin devleti için değil devletin de milleti için işlediği bir ülke olabilmek. Gerçekten dünyanın buna ihtiyacı var. Çünkü şu anda dünyada egemen güçlerin, dünyayı götürmek istediği yer karanlık. Biz kendi toprağımıza, kendi kültürümüze, kimliğimize sahip çıkalım. Çünkü bir sahip çıkmaya başladığımız zaman Balkanlar da nefes alacak. Bir sahip çıkmaya başladığımız zaman Ortadoğu da nefes alacak. Kuzey Afrika da nefes alacak. Türk dünyası da nefes alacak. Şu anda Türkiye'ye Anadolu'ya inanılmaz bir teveccüh var bu bahsettiğim topraklarda bizim gönül coğrafyamız diye bahsettiğimiz topraklarda. Onun için üzerimize düşeni yapmak zorundayız" ifadelerini kullandı.


