Bayramın ilk günü, kutsal topraklarda büyük heyecanla karşılandı. Afarat'tan inenler Kabe'ye koşuyordu. Ama ben önce Arafat'tan indikten sonra neler yaptığımı anlatmak istiyorum. Hepsi ayrı bir deneyim, hepsi ayrı bir aşk yolculuğuydu.
AŞK YOLCULUĞU
Milyonlarca hacı ile geceden gündüze bir günü Arafat'ta geçirdikten sonra vakfeye durup 3 milyon hacının sevincine ortak oldum. Birbirimize sevgi ile sarıldık. Sevgi, tüm kâinatı sardı Arafat'ta. En son Kütahya Tavşanlı'dan Müzeyyen ile tanıştım. Allah aşkıyla dolu gencecik bir kadın. Nasıl mutlu, hacı olduğu için gözleri parlıyordu. Kafileler eşliğinde ayrıldık Arafat çadırlarımızdan.
VAKFEYE DURDUK
Müzdelife'ye geldik. Müzdelife, hacda Arafat vakfesinden sonra ikinci vakfenin yapıldığı Arafat ile Mina arasında kalan yer. Hz. Muhammed, Vedâ Haccı'nda Arafat vakfesinin ardından Müzdelife'ye gelip yatsı vaktinde akşamla birlikte yatsı namazını kılmış burada. Biz de Arafat vakfesinden sonra Müzdelife'deyiz. Yerlere halılar serilmiş. Millyonlarca hacı, Müzelife'ye gelip akşam ve yatsı namazlarını cem ediyordu, ben de öyle yaptım. Peygamberimizin, secdede yüz sürdüğü bu topraklarda secdeye vardım.

Müzdelife'nin kelime anlamı 'yaklaşmak, yaklaştırmak' yani burada Allah'a yaklaşmak için milyonlar akın ediyordu. Peygamberimizin, Arafat'ta ümmetinin affı için yaptığı duayı Müzdelife'de tekrar ettiği ve ardından gülümsediği rivayet ediliyor. Kaynaklara göre, bunun sebebi sorulunca duasının Allah tarafından kabul edildiğini ve ümmetinin bağışlandığını öğrenen şeytanın nasıl perişan olduğunu gördüğü için gülümsediğini belirtiliyor.
TAŞ TOPLADIK
Müzdelife'de şeytanı taşlamak için taş toplanıyor, ardından Mina'ya doğru şeytan taşlamak için hareket ediliyor. Mina'daki Cemarat alanınına yürüyerek gidiliyor. Müzdelife'den Mina'ya saatlerce yürüdük. Yollarda hacılara su dağıtanlar, yemek pişirip sokaklarda dağıtanlara rastladım. Herkes hacılar için yardıma seferber. Telefonuma baktığımda 24 bin adım attığımı gördüm. Soğuk algınlığım vardı ama vücudumun direnci yerindeydi. Üzerimdeki elbiseler, terden artık yıkanmış gibiydi. Arkadaşlarımla saatler sonra Mina'ya vardık. Mina'ya hacılar akın akın, kafile kafile geliyorlardı. Kimi tekerlekli sandalyede, kimi yorgunluktan bitap düşse de dimdik ayakta. Hocamız Hasan Ateş, şeytana taş atarken ne söylememiz gerektiğini belirtti. Ben de kalabalıkların içinde 'Büyük şeytana, 'Bismillahi Allahu Ekber' diyerek 7 taş attım. Bunu yaparken Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr. Halil Kılıç hocamızın dedikleri geldi aklıma, Şöyle diyordu: "Şeytana taş atarken aklınıza en çok yaptığınız günahlar gelsin. O taşları atarken aslında o taşla beraber o günahınızı da attığınızı hayal edin. O günahınızdan da uzak duracağınızın sözünü verin", Etrafıma baktığımda herkes şeytanı taşlıyordu. Taşları atarken içleri boşalıyordu insanların. Sırada orta ve küçük şeytanlar var. Bayramın birinci günü hocamız taş atmanın yapılmadığını söyledi. Bayramın ikinci günü orta şeytana taş atacağız.
SAÇIMDAN 3 TUTAM KESTİM
Otelimize geldiğimizde artık sabah olmuştu. Sabah namazının ardından ihramdan çıkmamız gerekiyordu. İhram yasaklarını sona ermesi için artık tek bir görev kalmıştı. Saçımızdan 3 tutam saç kesmek. Bunu da yaptım...