Kutsal topraklarda Kâbe'ye kavuşmam gece yarısı saat 03.00'ü buldu. Kâbe'de dev bir mıknatıs beni kendine çekiyor gibiydi. Mekke uyumayan bir şehir ve ben tavafım ve say'ımla sabah namazına kadar 10 km aşkla yürüyerek niyet ettiğim umre tavafımı yaptım. Sırada inşallah hac tavafı var. Dün sabah Diyanet İşleri Başkanlığı hacda görevli basın grubuyla havalimanında buluştuk. "Giydim beyazları, çıktım Kâbe yolculuğuna" büyük bir heyecanla. Herkes müthiş heyecanlıydı. Erkekler ihramını giydi, bizim ihramımız zaten üzerimizdeydi. Havalimanında 2 rekât namazımızı kıldık. Uçak Mekke'ye doğru yol alırken ağızlarda "Lebbeyk, Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'l-mülk, lâ şerîke lek" telbiyesi vardı. Mikat sınırına gelindiği uçağın pilotu tarafından bildirilince herkes ilk olarak umre tavafına niyet etti.
GÖZYAŞLARI SEL OLDU
Bizim Kâbe'yle kavuşmamız gece yarısı saat 03.00'ü buldu. Yol yorgunluğu, uykusuzluk hiçbir şey yok. Sadece Kâbe'ye kavuşacak olmanın heyecanı... Mescid-i Haram'a Kral Abdülaziz Kapısı'ndan girdik. Özlem hocam, "Gözlerini aşağı indir, Kâbe'yi görene kadar açma. Telbiyeni söylemeye devam et. İçinden niyetlerini geçir. Dualarını et. Kâbe'yi gördüğün an edilen tüm dualar kabul olunurmuş" dedi. Benim ise kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Gözyaşlarım akmaya başladı. Gözlerimi açtığımda Kâbe tam karşımda, ben Mescid-i Haram'ın içindeydim. Gözyaşları hıçkırıklara karıştı. Sanki dev bir mıknatıs beni kendine doğru çekiyordu. Sanki yeni doğmuş bebeği bir annenin ve babanın koşulsuz bir sevgiyle göğsüne yaslaması gibi o kadar saf ve temiz ki. Siyah örtüsüyle sırlanmış bir ayna gibi kalpleri açıyor ve birbirine bağlıyordu.
HZ. HACER'İN ADIM ATTIĞI TEPELERDEYİM
Abdullah'tan ayrılıp, say alanına geçtik. Burası da insanlarla doluydu. Safa ve Merve tepeleri arasında 7 kez gidip gelmeye say deniyor. Hac ve umrenin temel rükünlerinden biri. Hz. Hacer'in, oğlu Hz. İsmail'e su bulabilmek için bu iki tepe arasında çaresizlik ve umutla koşmasını sembolize ediyor. Toplamda 4 gidiş ve 3 dönüş yaparak 7 şavtı tamamladık. 5 km'ye yakın yol yürüdük. Saatler artık 05.00 olmuştu ve biz 10 km'ye yakın yol yürüdük.
HACERÜ'L ESVED'İ SELAMLADIK
Özlem Hoca ve diğer arkadaşlarımla Mekke'de Kâbe'nin doğu köşesinde bulunan, cennetten indirildiğine inanılan Hacerü'l Esved taşının hizasına gelince 'Bismillahi Allahu Ekber' deyip elimizle selamladık. Dualar eşliğinde Kâbe'nin etrafında 7 şaft döndük. Bu yaklaşık 5 km'lik bir dönüş. Daha yoğun kalabalıklarda süre daha da uzayabiliyor. Her bir dönüş, her bir dua ile vücudumuzun hücreleri ve atomları dönerken, güneş, ay ve dünya tüm kâinat dönerken bizler de o ilahi nizamla birlikte dönüyorduk. Saat gece yarısıymış, o zenginmiş, bu fakirmiş, herkes eşit ve bir Allah huzurunda dönüyordu. Muhteşem ötesi bir hissiyat. Tavafımız bitince 2 rekât namazımızı kılıp zemzem suyumuzu üç yudumda içtik. Zemzem sularının bulunduğu alanda görevli Abdullah, "Nereden geldiniz?" dedi. "Türkiye" deyince, "Recep Tayyip Erdoğan" dedi. Erdoğan sevgisinin Kâbe'de çalışan görevliye kadar ulaştığını gözlemledim.

FEHİME TEYZENİN DUALARI
Otele dönüş otobüsünde Fehime teyze ile karşılaştım. Tam 17 yıl sonra hac çıkmış ona. Ankara'dan gelmiş Fehime Acar, "Biliyor musun bir aydır buradayım. İlk kafileyle geldim. Rabbim buraları görmeye nasip etti bana. Kızım hasta, dua edin ona olur mu" dedi. Benim sağlık haberleri yaptığımı öğrenince kızıyla konuşturdu telefonda. Kalbi evladıyla yanan bir annenin duasını Rabbim duymaz mıydı hiç? Sarıldık birbirimize sevgiyle... Şimdi sırada Arafat'a çıkıp hacca niyetlenmek var. Günbegün Beytullah'a gelenlerin sayısı artıyor. Bu yıl 5 milyon Müslüman'ın gelmesi bekleniyor. Ve bu şehir hiç uyumuyor.