İstanbul Sultangazi'de dün sabaha karşı yanan bir gecekondunun kapısını kırarak içeri giren polis banyoda üst üste yığılı 7 erkek cesediyle karşılaştı. Evin kapısı dışarıdan kilitli, pencereler demirli olduğu için gecekondu adeta bir ölüm kapanına dönüşmüştü. İçerideki 7 kişi can havliyle banyoya sığınmış ama ölümden kaçamamıştı. Enkazın arasında bulunan, Urduca notlar ve Yunanistan'a ait telefon numaraları, şüpheleri, 'kaçak göçmenler' üzerinde yoğunlaştırdı. Saatler dün 03.00'ü gösterdiğinde Zübeyde Hanım Mahallesi 1458 Sokak 8 numaralı gecekondudan yükselen alevleri gören mahalleli hemen polise ve itfaiyeye haber verdi. Bir saat süren bir uğraşının ardından yangın nihayet söndürüldü.
İTFAİYE: YANMA YOK
Gecekondunun pencerelerinde demir parmaklıklar vardı. Kapısı ise dışarıdan kilitlenmişti. Yangının söndürülmesinin ardından kapıyı kırarak içeri giren polis asıl şoku gecekondunun banyosunda yaşadı. Üst üste yığılmış tam 7 ceset vardı. İtfaiye, cesetlerde yanma olmadığını belirtirken çevre sakinlerinin iddiasına göre evde oturan şahıslar gecekonduyu yaklaşık on gün önce "Karayollarında işçi olarak çalışacağız" diyerek kiralamıştı. Evde bulunan ajanda parçalarının üzerinde Urduca yazılmış notlar vardı. Ajandaya not alınan Yunanistan'a ait telefon numaraları dikkatleri kaçak göçmenlere çevirdi. Cesetler Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi morgunda savcı tarafından incelendiği sırada yangın alanında çekim yapan muhabirler Amardcep Singh (20) ve Amrit Singh'e (23) ait Hindistan pasaportlarını buldu. Ölenlerin ikisinin Hindistan uyruklu bu kişiler olduğu, diğer 3'ünün Muhamad Osman (18), Selim Tarıq (18) ve Mohammad Abdi (29) isimli Pakistan vatandaşları olduğu belirlendi. İki kişinin ise kimlikleri araştırılıyor.
ÖLÜM KAPANI GİBİ
Kapıları kapalı, camları demirli gecekonduda feci şekilde can veren 7 kişiden geriye kalan 2 adet Hindistan pasaportunu, enkazı gezen muhabirler fark etti. Ev sahibi Hasan D. ile evi kiralayan Sezgin Y. gözaltına alındı.
Yakın geçmişten göçmen faciaları
SULTANGAZİ'DE 7 kişinin ölümüyle sonuçlanan facia son üç yıldaki kaçak göçmenlerin karıştığı üçüncü facia oldu.
30 TEMMUZ 2008: İstanbul Küçükçekmece'ye bağlı Kayabaşı'nda, kaçak yollardan Avrupa'ya gitmeye çalışan 13 kişinin cesedi bulundu. Kaçakların 30 Temmuz'da boş bir araziye cesetleri atılmış olarak bulunan kaçak göçmenlerin kapatıldıkları TIR dorsesinde açlık, susuzluk ve havasızlıktan boğularak öldüğü anlaşıldı. Çevrede operasyon yapan polis, ekmek ve su bulabilmek için çevreye dağılan Pakistan ve Myanmar vatandaşı 60 kişiyi gözaltına aldı.
25 HAZİRAN 2010: Meriç Nehri'nden iptidai bir botla geçmek kaçak göçmenler bot batınca sulara gömüldü. Aralarında 3 çocuğun bulunduğu 16 kaçak göçmen boğularak hayatını kaybetti. Çete üyelerinin kendi aralarında yaptıkları telefon konuşması kan donduran cinstendi. Çete lideri Ercan Çiftçi, Kazım Atalay'a şunları söylüyordu: "Yahu önceki gece eleman buraya geldi. Sopayla dövmüş onları, atmış suya... Sopayı alıyor, onları vura vura suya atıyor. Kadınlar girmek istemeyince çocuklarıyla suya atıyorlar. Böyle para kazanamayız."