Cebrail (as.) aracılığıyla inen vahiy, peygamberlere çeşitli şekillerde iletilir. Bazen doğrudan kalplerine ilham edilir, bazen de Cebrail'in görünmesiyle sözlü olarak gönderilir. Vahiy, peygamberlerin Allah'tan (cc.) aldıkları ilahi bilgileri insanlara aktarmalarını sağlar. Kıyamet Suresi 16-17-18. ayet okunuşu, Arapça yazılışı ve Türkçe okunuşu, vahyin Allah'tan (cc.) geldiğini kanıtladığı için önemli bir delildir.
Hz. Muhammed'in (sav.) vahiy indiğinde ne yapacağını bilememesi ve unutmamak adına ezberlemeye çalışması üzerine tekrar vahiy inmiştir. Bu, Kıyamet Suresi'nde açıkça bildirilmiştir. Kıyamet Suresi'nin 16–17-18. ayetin okunuşu ise şu şekildedir:
16.Ayet: "Lā tuḥarrik bihi lisānaka lita'jala bih."
17.Ayet: "Inna 'alaynā jam'ahu wa qur'ānah."
18.Ayet: "Fa-idhā qara'nāhu fa-ttabi' qur'ānah."
Bu ayetler, vahyin nasıl korunup iletileceği konusunda peygamberimize verilen talimatları içermektedir.
Kıyamet Suresi'ni Arapça okumanın fazileti oldukça çoktur. Bu sureyi okuyan kişilerin, Allah'ın (cc.) rahmetine ve mağfiretine nail olacağına inanılır. Ayrıca, manevi anlamda büyük bir kazanç da sağlar. Kıyamet Suresi'nin 16-17-18. ayetin Arapça yazılışı şöyle ifade edilmektedir:

Bu Arapça ayetlerde, Peygamber Efendimiz'in (sav.) vahiy aldıktan sonra yaşadığı sıkıntıyı nasıl geçirebileceği iletilmiştir.
Mealini merak edenler için Kıyamet Suresi 16-17-18. ayetin Türkçe anlamı açıklaması şudur:
(16) "Onu zihnine bir an önce kaydetmek için, okumada acele etme."
(17) "Onu zihninde toplayıp okumanı sağlama işi bize aittir."
(18) "O halde onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et."
Peygamberimize (sav.), vahyi aceleyle zihnine kaydetmeye çalışmaması, vahyi alırken acele etmemesi söyleniyor. Vahyin toplanıp korunması ve doğru bir şekilde okunması Allah'ın (cc.) sorumluluğundadır. Daha doğrusu, vahyin korunması ve doğru bir şekilde iletilmesi Allah (cc.) tarafından garanti altına alınmıştır. Peygamberimizin onu dikkatle takip etmesi ve doğru bir şekilde okuması gerektiği belirtiliyor.