Dev hayata karşı tutunmaya çalışan ancak güdük kalan, cüce kalan, belediyenin kapılarını açtığı spor tesislerinde ısınmaya çalışan bir avuç insanımızı anlatmaya bugün Hüseyin Özkökdemir'le devam ediyorum. 66 yaşındaki Özdemir'in çarpıcı hikâyesi hüsranlı bir aşka teyelli. Sakin, düşük tempolu, çocuklara masal anlatır gibi yumuşacık bir ses tonuyla anlattı; dinledim, yazdım. Dedi ki: "Evsizim ama ölmedim. Üsküdar Halil Rüştü İlkokulu'nda hem en iyi mahalle, hem de sıra arkadaşım Mahir Çayan'dı. Top oynar komşu bahçelerden erik koparırdık gizlice. O okudu, büyük adam olacaktı. Rastlaştığımızda kitaplar verirdi bana. Romanlar, şiir kitapları... 'Yapma etme, bir şeyler çeviriyorsun Mahir, başına bela alacaksın' dedikçe, o bana, 'Sen işçisin, ağır işçisin. Senin için çabalıyorum' derdi. Çok anlamazdım ne dediğini. Sonra öğrendim. Devrimci örgüt lideri olmuştu. Bir konsolosun ölümüne karıştıydı adı. Kaçarken Maltepe'de bir kızı mı ne alıkoymuşlardı evinde. Gidip konuşayım da teslim olsun istedim, bırakmadılar. Vuruldu, yakalandı, hapse düştü ama kaçtı. Sonra da ve Kanlıdere'de (Kızıldere demek istiyor) öldürdüler bunları, çok yandım Mahir'e..." "Ben okuyamadım, dayımın yanında sıhhi tesisat işine girdim ustalaştım. Kendime 2 ortak dükkân bile açtım. Bir kız vardı. Hasköy'de otururlardı. Firuzan'dı adı. Âşıktım. Onun da gönlü vardı. Mendil göndermişti bana komşunun kızıyla. Üstüne adımı işlemiş... Gittik istettik. 'Askerliği yap, verelim' dediler. Dükkânı filan unutup karar aldırdım. Erzurum'a buharlı trenle askere gittim. 59. Topçu Tugayı'na. Hasretten felaket hissettim kendimi. Onu görmek için o kadar çok firar ettim, o kadar çok cezaevinde yattım ki, askerliğim 8 senede bitti.
SEVDİĞİ KIZ EVLENİNCE
Döndüğümde kızı çarşıda, bir oğlan çocuğunun elinden tutmuş yürürken gördüm. Oğluymuş. Bir tane de karnında vardı. Dilim tutuldu. 5 ay konuşamadım. Her şeyi boş verdim. Sokaklara attım kendimi. Meczup gibi dolandım. Hastalandım, ciğerlerim bitmiş. 10 yıl var ki kutu ve karton topluyorum. Unkapanı'nda Kambur Hüseyin var, ona satıyorum kutuları. Küçükpazar'da, Denizciler kahvesinin üzerinde bir otel var. Gül Palas. Orada gecesi 5 liraya kalıyordum. Damı akıyor, soba tütüyor. Buraya sığındım... Çok sigara içiyorum diye KOAH mı ne öyle bir hastalığım olmuş. 5 adım atsam tıkanıyorum. Nasıl kutu toplarım ki? Topbaş Başkanla konuşsan da beni Darülaceze'ye aldırsan olmaz mı Savaş Bey?"
BİR DÖNEMİN ÖĞRENCİ LİDERİ
Samsun
doğumlu olan Mahir Çayan, 1963'te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Ertesi yıl Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenimine devam etti. Öğrenci kulüplerinde siyasi faaliyet gösterdi ardından THKP-C'nin kuruluş çalışmalarını sürdürdü. 22 Mayıs 1971'de İsrail Başkonsolosu Ephraim Elrom'un kaçırılıp öldürülmesi olayına karıştı. Hüseyin Cevâhir'le birlikte, İstanbul Maltepe'de bir evde kuşatıldı. Çatışma sonucu yakalandı. 29 Kasım 1971'de arkadaşlarıyla tünel kazarak firar etti. Çayan ve arkadaşları; Ünye'de, 26 Mart 1972'de, NATO'ya ait radar istasyonunda çalışan iki İngiliz ve bir Kanadalı teknisyeni kaçırıp karşılığında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın serbest bırakılmasını istedi. Kızıldere'de 30 Mart günü evi saran askerlerle silahlı çatışma sonucu arkadaşlarıyla öldürüldü. Sadece Ertuğrul Kürkçü sağ yakalandı. Rehineler ise çatışma sırasında öldürüldü.
YARIN : DARBUKATÖR AYNUR EVSİZ AMA KASET ÇIKARACAK