Işık Üniversitesi öğrencisi Hilal Durdaşoğlu, 5 yıl tiner çeken, uyuşturucu kullanan, mendil satan sokak çocuklarının arasında yaşadı ve anılarını kitaplaştırdı. Orta gelirli bir ailenin iki çocuğundan biri olan 23 yaşındaki Hilal Durdaşoğlu, parmakları ayakkabı boyası olmuş küçük boyacı çocukların mahzun hallerinden öylesine etkilenmiş ki, daha lise yıllarında onları yakından tanımak ve yardım eli uzatabilmek için gözlemlemeye başlamış. İhtiyaç sahibi çocuklara kalıcı ve etkin çözümler üretmeyi amaçlayan genç kız, Işık Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi'ne girdiğinde de projesini hocalarıyla paylaşmış. Projesi beğenilen genç kız, yoğun derslerine rağmen lise yıllarında başladığı araştırmasını üniversiteden ve ailesinden aldığı destekle daha da büyütmüş. Ailesinin "Yardımcı ol, dikkatli olmayı da unutma" diye öğüt verdiği genç kız, tanıştığı sokak çocuklarından "Çocuklarım" diye bahsediyor. Durdaşoğlu, "10 yaşında daha önce tacize uğramış küçük sokak çocuğundan haber kesilmişti. Onu ararken çok kaygılandım. Büyükler kategorisine giren 18-19 yaşlarındaki tiner koklayan sokak çocuklarının kavgaları arasında kaldım. Atlattığım tehlike beni hâlâ ürkütüyor" dedi.
AİLELERİ SOKAĞA İTİYOR
Arkadaş olduğu bazı çocukların evlerine kadar girdiğini söyleyen genç yazar, bazı evlerdeki lüksü görünce şoke olmuş. Şakınlığını, "Tarlabaşı'nda cepçilikle geçinen ve çocuklarını da kendileri gibi çalıştıran bir ailenin evinde plazma televizyon bile vardı. Hayli şaşırmıştım" diyerek ifade ediyor. Durdaşoğlu, çocukları sokağa iten en büyük etkeni şu sözlerle anlattı: "8-19 yaşlarındaki bu çocukların sokakta olmalarının en büyük sebebi kimsesizlik değil, aileleri. Sevgisizlik, geçim sıkıntısı, hırsızlığın aile mesleği olması, onları sokakla buluşturuyor." Genç yazar küçük insanların hüzünlü hikâyelerini lakaplarıyla aktarıyor. 'Ücra'daki sokak çocuklarının hikâyeleri özetle şöyle:
Kahraman: Babası uyuşturucu satıcılığından hapse düşmüş. Kahraman, bir gün yanındaki kızı korumak isterken ölümüne sebep olmuş. Nüfus cüzdanı ile cezaevinde tanışmış.
Çanta Faresi Kader: Otobüs kuyruğundaki insanlardan para dilenen 10-11 yaşlarındaki kızın ailesi dilenerek ya da cepçilikle geçiniyor.
Zehra: Babası inşaattan düşerek felç olmuş. Kaçak olarak çalıştırıldığı için sigortadan para alamamış. Annesi temizliğe gidiyor.
Fırtına: Sokak abileri, kazancını alıp aç bırakınca, paranın bir kısmını saklamaya başlamış. Bu ortaya çıktığında, öldüresiye dövülmüş. O günden beri, suskun...
Lanet: Küçük bir çiçekçi kız aslında. Neden 'Lanet' dedikleri, biraz dikkatli bakıldığında ortaya çıkıyor. Ağzı çok bozuk, sürekli küfürlü konuşuyor. Küçücük yaşına rağmen kullanmadığı ve bilmediği bir madde yok...