Türk siyasal tarihinin en örgütlü ihanetlerinden 15 Temmuz, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelmiş, dinî referansları araçsallaştıran, hücresel ve çok katmanlı bir paralel yapının uzun yıllara yayılan sızma stratejisinin somut tezahürüdür. Bu teşebbüs, demokratik meşruiyetin kaynağı olan millî iradeyi cebren ikame etmeyi, devletin kuvvetler ayrılığına dayalı kurumsal mimarisini felce uğratmayı hedeflemiştir. Milletimizin iradesi, sivil-asker ilişkilerinde anayasal üstünlüğün tartışmasızlığını teyit ederek tankın ve kurşunun karşısında kolektif eylem kapasitesiyle bu saldırıyı püskürtmüştür. Bu vesileyle aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize minnetlerimi sunuyorum. Bununla birlikte demokrasinin korunması, episodik kahramanlığa indirgenemeyecek ölçüde süreklilik gerektiren bir "kurumsal bağışıklık" meselesidir. Bu bağışıklık, hukukun üstünlüğünün ve sivil denetim ile hesap verebilirlik mekanizmalarının tahkimi, yargı ve bürokraside liyakat esasının istikrara kavuşturulması, kamusal alanda dezenformasyona karşı epistemik güvenliğin güçlendirilmesi ve en temelde maarif politikalarıyla eleştirel düşünme, değer-bilgi bütünlüğü ve vatandaşlık bilincinin derinleştirilmesiyle inşa edilir. Darbe, bürokratik vesayet ve benzeri illegal ağlara karşı kalıcı demokratik direnç ancak bu normatif ve pedagojik zeminin birlikte işletilmesiyle mümkündür. Millî Eğitim Bakanlığı olarak vazifemiz budur. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni; bilgiyi değerden ayırmayan, düşünceyi vicdanla buluşturan, dijital ve medya okuryazarlığıyla dezenformasyona karşı bağışıklık kazandıran bir çerçeve olarak kuruyoruz. Pergelin sabit ayağını medeniyetimize, hareketli ayağını dünyaya basan; millî kimliğiyle barışık, eleştirel düşünebilen, ortak iyiyi önceleyen gençler yetiştirmek demokrasinin en güçlü teminatıdır. Eğitimde hiçbir yapının gölgesine, hiçbir sinsi ajandaya hayat alanı açmayacağız; okulun, öğretmenin ve ebeveynin kurduğu meşru zemini tahkim edeceğiz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin ana ekseni olan insan odaklı yaklaşımın doğal sonucu olarak insan hakları, adalet, barış ve demokrasi gibi temel değerlerin çocuklarımız ve gençlerimiz tarafından içselleştirilmesi en temel gayemiz olacaktır. Demokrasi; sandıkla başlayıp hukukla teminat altına alınan, eğitimle derinleşen bir yolculuktur. Bu yolculukta sorumlu basın, toplumun hafızası ve vicdanıdır. 40. yılına ulaşan SABAH'ın millet iradesi yanındaki yayıncılık çizgisini önemsiyor; bilgiye, hakikate ve mesuliyete dayalı haberciliğin demokrasimizi takviye ettiğine inanıyorum. Rabbim milletimize bir daha karanlık geceler göstermesin. Biz, şehitlerimizin emanetini nesillerin zihnine ve yüreğine nakşederek; birlik, dirayet ve müteyakkız bir devlet aklıyla daha adil bir dünya ve daha güçlü bir Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz.