Yeni Türkiye Eğitim Vakfı'na bağlı (YETEV) Palet Montessori Akademisi MATEPP tarafından düzenlenen IV. Uluslararası Montessori Zirvesi, Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüsü Albert Long Hall'da gerçekleşti. Zirveye, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, İstanbul Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, YETEV Okulları Genel Müdürü Yusuf Tüfekçi YETEV temsilcileri, öğrenciler ve bazı vatandaşlar katıldı.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf TEKİN, "Geçtiğimiz hafta önce Siverek'te ardından Kahramanmaraş'ta yaşadığımız elim hadiseler neticesinde hayatını kaybeden çok değerli öğretmenimize ve Öğrencilerimizle, yaralanan kardeşlerimizi anarak başlamak istiyorum. Bir kez daha menfur saldırıda kaybettiğimiz öğretmenimize, evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine, yakınlarına ve bütün camiamıza baş sağlığı temenni ediyorum. Yaralanan evlatlarımıza ve öğretmenlerimize, hadiseden doğrudan etkilenen bütün kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum. Geçtiğimiz hafta önce Siverek'te ardından Kahramanmaraş'ta yaşadığımız elim hadiseler neticesinde hayatını kaybeden çok değerli öğretmenimize ve öğrencilerimizle, yaralanan kardeşlerimizi anarak başlamak istiyorum. Bir kez daha menfur saldırıda kaybettiğimiz öğretmenimize, evlatlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine, yakınlarına ve bütün camiamıza baş sağlığı temenni ediyorum. Yaralanan evlatlarımıza ve öğretmenlerimize, hadiseden doğrudan etkilenen bütün kardeşlerimize de acil şifalar diliyorum." Dedi.
TEKİN, "ÇOCUKLARIMIZ İÇİN KENDİ MESULİYETLERİNİ BAŞKASINA HAVALE EDEN BİR YERDE ASLA DURMADIK"
AK Parti hükümetleri olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kendi mesuliyetlerini başkasına havale eden bir yerde asla durmadıklarını ve bundan sonra da durmayacaklarını, üzerlerine düşeni sonuna kadar yapma iradesini dün olduğu gibi bugün ve yarın da sürdürmeye devam edeceklerini ifade eden Tekin, şunları söyledi: "Yaptığımız basın açıklamasında bütün bu hususları detaylı bir şekilde kamuoyuyla paylaştık. Çocuklarımızın güven içinde büyüdüğü, öğretmenlerimizin huzurla vazife yaptığı, okul ikliminin şiddetten, zorbalıktan ve savrulmadan korunduğu daha güçlü bir eğitim ekosisteminin inşası için oluşturduğumuz yol haritasını çok detaylı bir biçimde aziz milletimizin bilgisine arz ettik. Ancak milletçe yüreğimizin yandığı ve yaşadığımız derin kederin iffetli sessizliğiyle yasımızı tuttuğumuz bu süreçte öğretmenlerimizi, okullarımızı, ailelerimizi ve çocuklarımıza kazandırmaya çalıştığımız ahlak ve şahsiyet ufkunu hedef alan hoyrat bir söylemin devreye sokulduğuna da maalesef üzüntüyle şahitlik ettik. Daha hadisenin bütün boyutları açıklığa kavuşmadan hükümetimizi, hükümetlerimizin milli ve manevi değerleri egemen kılmak için uyguladığı politikaları, milli ve manevi değerlerimizi hedef alan istismarcı bir dil ile acımızın bazı çevreler tarafından politik araçsallaştırıldığına da şahit olduk." Dedi.

TEKİN, "BU MENFUR HADİSE ÜZERİNDEN MİLLETİMİZİN İNANCINA DEĞER MİRASINA FATURA ÇIKARMAYA ÇALIŞMAK FIRSATÇILIKTIR"
Tekin, "Bu elim ve menfur hadise üzerinden aziz milletimizin inancına, medeniyet birikimine ve değer mirasına fatura çıkarmaya kalkışmak, çözüm arayışı değil, apaçık bir fırsatçılıktır. Yaşadığımız acının üzerine öfke yığmanın, istismar dili üretmenin, kederi hoyratça hırpalamanın kimseye bir çıkış yolu açmadığını bilmek zorundayız. Bize düşen, çocuklarımızın nasıl bir zamanın, nasıl bir çevrenin, nasıl bir ilişki ikliminin içinde büyüdüğünü daha derin bir ciddiyetle ele almaktır" dedi.
"EVLATLARIMIZI GÜÇLÜ MESULİYET DUYGUSUYLA KUŞATMAK ZORUNDAYIZ"
Tekin, ""Son günlerde yaşadığımız olaylar, çocuklarımız meselesine ne kadar büyük bir dikkatle eğilmemiz gerektiğini, evlatlarımızı ne kadar güçlü bir mesuliyet duygusuyla kuşatmak mecburiyetinde olduğumuzu, aileyi, okulu ve toplumu bu başlık etrafında ne kadar sağlam bir hassasiyetle buluşturmamız icap ettiğini bir kez daha hepimizin önüne koydu. İşte böylesi bir zaman diliminde bugünkü zirvenin ana temasının "Modern Çocukluğun Bedeli" olarak belirlenmiş olması son derece kıymetlidir.Bu vesileyle, çocuk, aile ve maarif meselesine uzun zamandır emek veren, bu alana dikkat kesilen, himaye sunan, imkan açan Bilal Erdoğan'a da huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Bu zeminin oluşması, bu fikri iklimin güçlenmesi ve bu başlıkların dağılmadan gündemde tutulmasının arka planında güçlü bir irade ve samimi bir gayretin bulunduğunu ben şahidim. Bu emeği çok önemsiyorum" dedi.

İHMAL EDİLMİŞ HER EVLAT AİLEYİ AŞAN YARALA DÖNÜŞÜR
Yusuf Tekin, " Bir âlimin dediği gibi "Bir genci kurtarmak vatanı kurtarmak gibidir." Bu hikmetli söz, evlatlarımız meselesine memleketimizin istikbaliyle doğrudan ilgili ağır bir emanet gibi bakmamız gerektiğini anımsatıyor. İhmal edilmiş her bir evladımız, aileyi aşan bir yaraya dönüşür, toplumun dengesine, memleketin yarınına, müşterek hayatımızın istikametine dokunur. Onun için böyle bir mesele etrafında sebatla durmak, zemin açmak, imkân üretmek ve bu konudaki dikkati diri tutmak çok önelidir. Modern dünya çocuklarımızın önüne büyük imkânlar ve fakat aynı anda ağır imtihanlar da koydu. Bugün çocuklarımız, bilgiden mahrum kalmak bir yana, maruz kaldığı şeylerin çokluğu altında yönünü tayin etmekte zorlanan bir nesil hâline geldi. Telefonun, tabletin, sosyal medyanın ve kesintisiz içerik akışının çocuklarımızın dikkatine, diline, arzu dünyasına, hayaline ve hayata bakışına nüfuz ettiği bir dönemden geçiyoruz. Gündelik hayatın sertleşen üslubu, tahammül eşiği düşen ilişkiler, her şeyi hızla tüketmeye alışmış zihinler, çocuklarımızın yavaş yavaş olgunlaşmasına imkân tanıyan doğal gelişim sürecini zorluyor. Bu sebeple bugün çocukluk meselesini konuşurken müfredatın, yöntemin yahut teknik tedbirlerin ötesine geçen daha büyük bir sorumlulukla yüz yüzeyiz. Önümüzde duran asıl mesele, evlatlarımızı nasıl koruyacağımız, şahsiyetini hangi iklim içinde tahkim edeceğimiz, merhameti, hududu ve birlikte yaşama ahlakını nasıl kökleştireceğimiz meselesidir" dedi.
"OKUL İKLİMİNİ ŞİDDETTEN , ZORBALIKTAN KORUNDUĞU DAHA GÜÇLÜ BİR EĞİTİM EKOSİSTEMİNİ İNŞAASINI HAZIRLADIK"
Yusuf Tekin, "Dün yaptığımız basın açıklamasında bütün bu hususları detaylı bir şekilde kamuoyuyla paylaştık. Çocuklarımızın güven içinde büyüdüğü, öğretmenlerimizin huzurla vazife yaptığı, okul ikliminin şiddetten, zorbalıktan ve savrulmadan korunduğu daha güçlü bir eğitim ekosisteminin inşası için oluşturduğumuz yol haritasını çok detaylı bir biçimde aziz milletimizin bilgisine arz ettik. Ancak milletçe yüreğimizin yandığı ve yaşadığımız derin kederin iffetli sessizliğiyle yasımızı tuttuğumuz bu süreçte öğretmenlerimizi, okullarımızı, ailelerimizi ve çocuklarımıza kazandırmaya çalıştığımız ahlak ve şahsiyet ufkunu hedef alan hoyrat bir söylemin devreye sokulduğuna da maalesef üzüntüyle şahitlik ettik. Daha hadisenin bütün boyutları açıklığa kavuşmadan hükümetimizi, hükümetlerimizin milli ve manevi değerleri egemen kılmak için uyguladığı politikaları, milli ve manevi değerlerimizi hedef alan istismarcı bir dil ile acımızın bazı çevreler tarafından politik araçsallaştırıldığına da şahit olduk." Şeklinde konuştu.

ERDOĞAN, "BÜTÜN KAYBETTİĞİMİZ YAVRULARIMIZA RAHMET DİLİYORUM"
YETEV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Öncelikle Kahramanmaraş'taki bu elim yaşanan hadisenin bütün eğitim gönüllüleri için, bizler için ne kadar incitici, ne kadar sağduyumuzu böyle yerle bir eden bir şey olduğunu bilerek sözlerime başlıyorum. Bütün kaybettiğimiz yavrularımıza rahmet diliyorum. İşte Sayın Bakanımız da cenaze günü bize ziyaretlerini yaptılar. Ortak bir ifade vardı çocuklarımızla ilgili; 'cennet kuşu' dedi anneleri. İnşallah cennet kuşu oldular. Kimse böyle bir acı bir daha yaşamasın ve inşallah bizim eğitimcilerin ne kadar önemli bir görev ifa ettiklerini, toplumun ne kadar önemli birer kilometre taşı olduğunu hatırlattı bize tekrar. Ve dün diğerdeki konuşmamda onu özellikle vurguladım. Bu eğitimin sadece öğretmenin işi olmadığını, sadece işte Milli Eğitim Bakanlığı'nın işi olmadığını; bütün toplumun bütün bireyleriyle 'Ben ne yapmalıyım, benim rolüm bunun içinde nedir?' düşüncesiyle ele alınması, yaklaşılması gereken bir mesele olduğunu yeniden hatırlamamız gerektiğini düşünüyorum. Ve tabii ki bütün eğitim gönüllüsü, bütün öğretmenlerimizin de yeniden dört kolla bu önemli göreve, bu önemli davaya sahip çıkması için de önemli bir hatırlatıcı olduğunu düşünüyorum. Yeniden başımız sağ olsun" dedi.
"MARİA MONTESSORİ İNSAN FITRATININ YETİŞMEYE GELİŞMEYE NE KADAR MÜSAİT OLDUĞUNU SÖYLEDİ"
Tabii biz Montessori yolculuğuna 2011 yılında çıktığımızda, beni en çok büyüleyen İtalya'da yaşıyordum o zaman beni en çok büyüleyen Maria Montessori'nin insan doğasından ne kadar etkilendiği, insan doğasını keşfetmekten ne kadar etkilendiği olmuştu. Ve bizim kendi inancımızla ne kadar paralellikleri olduğunu görerek bu işe gerçekten yaklaştık. Yani insan fıtratını keşfettiğini aslında söylüyordu Maria Montessori. Ve insan fıtratının aslında yetişmeye, gelişmeye ne kadar müsait olduğunu; bize düşenin bunu işlemekten ziyade, bunu koruyup kollamak, bunu doğal enerjilerine aslında emanet edebilmek, bırakabilmek olduğunu bizlere anlatmaya çalışıyordu. Ve oluşturmaya çalıştığı sınıf ortamı ve o sınıfa yerleştirdiği materyaller de aslında bunun sadece sağlayıcılarıydı. Ve biz de 2011 yılında Türkiye'de, bir yandan farklı eğitim yaklaşımlarının, farklı pedagojilerin daha iyi uygulanması sağlansın ki, ondan sonra eğitim fakültelerimiz bunlar arasında kıyaslar yapabilsin, güçlü noktalarını ortaya çıkarabilsin ve aslında bütün eğitimcilerimize ilham olacak uygulamalar bu okullarımızda oluşsun diye arzu ettik. 15 yıldır gerçekten Türkiye'de bu alandaki en iddialı, en başarılı uygulamaları hayata geçirdik" dedi.

"TÜRKİYE'NİN İLK VE TEK OKUL ÖNCESİNDE MONTESSORİ İLKOKULU PALET İLKÖĞRETİM PROGRAMIDIR"
Erdoğan, "Herhangi bir kâr amacı gütmeyen vakfımızın eğitim sahasında çığır açabilecek uygulamalarından sadece bir tanesi okul öncesinde Montessori ve Türkiye'nin ilk ve tek Montessori ilkokulu ve uzun uğraşlar ve çalışmalar sonucunda Talim Terbiye onayını da alan Palet İlköğretim Programı, Montessori temelli olan... Hala gelişmeye, hala Türkiye'deki yeni Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne de uygulanması ve belki yakınsaklaştırılması gereken bir projemiz, o da devam ediyor. Ama Boğaziçi Üniversitesi'yle yaptığımız iş birliklerinde hem Türkiye'de Montessori eğitimi almak isteyenlerin buna erişimini artırmış oluyoruz, bunu güçlendirmeye çalışıyoruz. Öbür taraftan da tabii ki okullarımızdaki uygulamaların daha fazla akademik görünürlüğü olmasını sağlamayı hedefliyoruz. Bu konudaki destekleri için hem Rektörümüze hem de buradaki eğitim hocalarımıza, bölümümüze çok çok teşekkür etmek istiyorum" şeklinde konuştu.
"ÇOCUKLARIMIZI YETİŞKİNLİĞE NASIL İNCİTMEDEN ULAŞTIRABİLİRİZ ENDİŞESİNDE OLMALIYIZ"
Erdoğan , "Ümit ediyorum ki gerçekten o çocuğun fıtratını koruyarak, çocuğu daha iyi tanıyarak yetişkinliğe adım atmasını sağlayabiliriz. Çünkü Maria Montessori çocuğu yetişkinlerden ayrı bir varlık olarak adeta değerlendiriyor. 'İşte dünyamıza gelen kutlu bir misafir; yetişkinliğe onu nasıl incitmeden ulaştırabiliriz endişesinde olmalıyız hep beraber' diye bize mesaj veriyor. İşte Maraş'taki olayın faili olan elbette o da bir çocuk, ama canavarlaştırılmış bir çocuk. O fıtratı yerle bir edilerek 14 yaşına gelmiş; yetişkinliğe o fıtratı mahvedilmiş olarak adım atacak bir çocuktu. Onun için bir daha çocuklarımızdan hiçbirinin fıtratını bozarak yetişkinliğe adım atmasını istemediğimize göre; o fıtratın ne kadar temiz olduğunu, ne kadar kıymetli olduğunu, ne kadar böyle kırılgan bir şekilde yaklaşılarak korunup kollanması gerektiğini inşallah sadece öğretmenlerimiz değil — öğretmenlerimiz zaten bunun farkındalar — bütün toplumun daha iyi anlamasına Maria Montessori'nin 21. yüzyılda yaşatmaya çalıştığımız mesajıyla muhatap oluyoruz." Dedi.
"BİZİM NEFRETE KARŞI EN BÜYÜK SİLAHIMIZ SEVGİDİR"
Erdoğan, "Çünkü gerçekten Kahramanmaraş'taki sorun nefreti. Bütün diğer meseleleri konuşabilirsiniz ama oradaki mesele nefret ve bizim nefrete karşı en büyük silahımız elbette ki sevgi. Onun için sınıflarımız, okullarımız sevginin ve güvenin merkezleri, ortamları olmak zorunda. Bunu başarmak zorundayız. Bu yolda öncelikle Sayın Bakanımız başta olmak üzere bütün eğitim ordumuzun yeniden yeni bir enerjiyle işlerine sarılmalarını; yeniden sevgiyle, muhabbetle, güven duygusunu yaşatmak üzere sınıflarına girmelerini diliyorum." Dedi.
İNCİ, "ÇOCUKLARIMIZIN KORUNMASI İÇİN YENİ BAKIŞ AÇILARINI GELİŞTİRMEYE İHTİYAÇ VAR"
Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci İnci, Zirvede ele alınacak konunun, yalnızca akademik bir tartışma değil, toplumsal sorumluluğumuzun tam da merkezinde yer alan hassas bir mesele olduğunu belirterek, "Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş'ta yaşanan elim hadise, çocukluk üzerine daha derinlikli ve dikkatli düşünmemiz gerektiğini acı bir şekilde gösterdi. Çocukluğa dair konuştuğumuz her meselenin, aslında geleceğimizle ve toplumsal birlikteliğimizle doğrudan irtibatlı olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Dijitalleşme, hızlı toplumsal dönüşümler, çevresel sorunlar ve artan eşitsizlikler, çocukların karşı karşıya olduğu riskleri daha karmaşık ve çok katmanlı hale getirmiştir. Bu bağlamda, çocukların korunması ve potansiyellerinin özgürleştirilmesi için mevcut yaklaşımları yeniden düşünmeye ve yeni bakış açıları geliştirmeye büyük ihtiyaç duyuyoruz. İnanıyorum ki bu zirve, farklı disiplinlerden gelen katkılarla konuyu çok boyutlu bir şekilde ele alarak hem akademik hem de toplumsal düzeyde önemli açılımlar sağlayacaktır." Dedi.
Zirve, European Montessori College Kurucusu, Yazar, Uluslararası Konuşmacı Clare Healy Walls "Modern Dünyada Nitelikli Eğitim: Temel Montessori İlkeleri " gibi konuların ele alındığı zirveye devam edildi.