Namaz kılanların ya da kılmak isteyenlerin aklına takılan öğle namazının sünneti terk edilir mi konusu hakkında araştırma yaptık. Peygamber Efendimiz 'in farz olmayıp da yerine getirdiği şey olduğunu bilmemize rağmen öğle namazını ilk ya da son sünneti terk edilir mi, öğle namazının son sünneti zorunlu mu diye düşünebilirsiniz. İçeriğimizde hangi namazının sünneti terk edilmez konusuna değineceğiz. Haberimizin kalan kısmına inerek öğle namazının sünneti terk edilir mi sorusunun cevabını ayrıntılarıyla ulaşabilirsiniz.
Sünnet, Hz. Peygamber'in devamlı olarak yaptığı ve bir mazeret olmaksızın terk etmediği veya mazeretsiz nadiren terk ettiği şeydir. Sünnetin yapılmasına sevap olmakla birlikte terkedilmesine ceza (ikab) yoktur. Sadece kınama ve sitem (itâb) vardır.
Dinimiz namazların sünnetlerini kılmayı kesin olarak emretmemiş; teşvikte bulunmuştur. Kılanlar büyük sevaplar elde eder; ama kılmayanlar herhangi bir günaha girmiş olmazlar. Farz namaz gibi anlaşılmaması için sünnet namazların bazen terk edilmesi uygundur.
Farz namazların öncesinde ve sonrasında kılınan revâtib sünnetler, müekked ve gayrimüekked sünnetler olmak üzere iki kısımdır. Müekked sünnet, Hz. Peygamberin (s.a.s.) sürekli kıldığı fakat bağlayıcı olmadığını göstermek amacıyla bazen terk ettiği; gayrimüekked sünnet ise bazen kıldığı, bazen de terk ettiği sünnet demektir. Gayrimüekked sünnetlere müstehab da denilmektedir. Müekked sünnetleri mazeret olmadan terk etmek doğru değildir. Mazeretsiz terk edilmeleri, 'isâet' yani yanlış ve kusurlu bir davranış olur; ancak azap gerektirmez. Gayrimüekked sünnetler ise mazeret olmadan da bazen terk edilebilirler.
Sünnetleri bilerek ve sürekli terk etmenin Peygamber Efendimiz 'in şefaatinden mahrum kalma gibi bir durum da söz konusu olabilir. Fıkıh kitaplarında geçen- bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
"Öğle namazının farzından önce dört rekât sünneti terk eden kimse şefaatime nail olmaz."
Sabah namazının sünneti, öğle namazının sünnetleri, akşam namazının sünneti ve yatsı namazının son sünneti Nebimizin devamlı kıldığı, nadiren terk ettiği sünnetlerdir. Bunlara sünnet-i müekkede denir. Bunları kılmak her ne kadar kişiye çok büyük sevaplar kazandırsa da farz değildirler; terk edilmeleri halinde kişiye uhrevî bir azap gerektirmez. Yani kişi kılmaması halinde Allah katında bu namazlardan hesaba çekilmez. Fakat Nebimizin nadiren terk edip sürekli kılması, bir Müslüman için bu namazları kılma konusunda yeterli bir sebeptir. Zira o bize her konuda örnektir. O, bu namazları sürekli kılmışsa bizim de sürekli kılmaya çalışmamız gerekir. Nebimiz bu namazları kendi başına ihdas etmemiş, bazı ayetlerden yola çıkarak kılmıştır. Bu ne kadar böyle olsa da kesin bir emir olmadığı için bunların farz gibi algılanmaması da önemlidir. Bu yüzden bazen terk edilebilir.
Beş vakit namazdan önce ve sonra kılınan nafilelerin bir kısmı sünnet-i müekkede, bir kısmı da sünnet-i gayr-ı müekkededir. İkinci kısma aynı zamanda müstehap ve mendup da denir. Bu nafileler içinde en kuvvetli sünnet olan sabah namazından önce kılınan iki rekâttır. Sabah namazının sünnetinden sonra fazilet bakımından öğlenin ilk ve son sünneti, akşamın sünneti ile yatsının son sünneti gelir.
Bu sünnetlerin kılınmasını teşvik eden Peygamber Efendimiz bazılarının terki halinde de ikaz edici beyanlarda bulunmuşlardır. Hakkında ikazlar bulunan sünnetler müekked sünnetlerdir. Peygamber Efendimiz bu namazları hep kılmışlardır. Fakat aynı şeyler ikindi namazının sünneti ve yatsı namazının ilk sünneti için vaki değildir.
İkindi namazının sünnetinin kılınması hakkında Peygamber Efendimiz 'in teşvik edici mübarek sözleri mevcuttur. Fakat diğer sünnetlerde olduğu gibi, ikindi namazının sünnetinin terki halinde bir ikaz bulunmamaktadır. Sadece teşvik bulunmaktadır.
Zaten ikindi namazının sünneti ile yatsı namazının ilk dört rekâtlık sünneti menduptur. Sünnet-i gayr-ı müekkede ve müstehap olarak da bilinen mendup, Peygamber Efendimiz' in ibadet maksadıyla ara sıra yaptığı, bazan yapıp, bazan terk ettiği işleridir. Sevabı çok olup işlenmesi teşvik edildiğinden de mendup denmiştir.