Babanı tanırdım evlat. Oktay Güzeloğlu'nun Mini Meyhanesi vardı Nevizade'de. Oraya sığınmıştı son aylarında. Oktay tutunamayanların dünya ahret babası gibiydi. Tiyatroculuk da ederdi ama, sorana "sokak mobilyalarını parlatan adamım" derdi. Ben de severim Oktay Abimi. Has adamdır. Babama son döneminde karşılıksız el uzatan tek adam.
Öldüğünde yanında mıydın? Ölümünden 2 gün önce oturup konuştuk. "Oğlum .. hissediyorum yakında öleceğim ve ardımdan ağır konuşacaklar. Ama ben hiç bir zaman garibana ilişmedim. Hep haksız kazananları çarptım, fakirlere pay ettim" dedi.
Senin fikrinde baban kim? "Ben bir Robin Hood'um" demişti. Benim için de öyledir babam. Zaten konuştuk, 2 gün sonra da öldü. Feriköy Mezarlığı'na gömdük. O çok samimi arkadaşları, kumarbaz dostları söz verdi ama hala mezarında taş bile yok. Ben tek başıma, hiçbir şeysiz kaldım. '
Hayatın med-cezir gibi. Dalga dalga para, pul, imkân, lüks, ihtişam gelmiş. Sonra acılı, kederli, yalnızlığı iri bir yığın tortu bırakıp çekilmiş suların. Aynen de öyle Savaş Abi. Annem ben 4 yaşındayken Maslak'ta geçirdiği bir trafik kazasında öldü. Anlayıp ağlayamayacak kadar küçüktüm. Babamın ilk göz ağrısı tek evladı olarak büyüdüm. Para içinde yüzüyorduk. İç çamaşırlarım bile Amerika'dan gelirdi. Dadılarla büyüdüm. 9 yaşında İngilizce konuşuyordum. Yükseliş Koleji'ne özel şoförlü arabamızla giderdim. Çevremde dört dönen insanlar, kızlar. Bodrum ve Kuşadası'nda eğlence mekanları açtım.
Düşünmedin mi değirmene su nereden geliyor? Ne iş yapıyor da kazanıyor bu parayı baban? Bir gün şemsiye ters döndü de o zaman anladım. Babamın yaptıkları ortaya çıkmıştı. Yakalanmadan kısa süre önce bazı sezdiğim şeyler oldu. Konuşmak istedim, "Sen bu mevzulara girme, ne kadar az bilirsen o kadar iyi" dedi susturdu beni.
Kardeşlerin? Rus kadınlardan ve babamın 2. evliliğinden olan ama görüşmediğim 3 kız kardeşim vardı. Onlar tüm malları kendi üzerlerine yaptırmışlar. Babam cezaevinden çıkınca ikimizin de hiçbir şeyi kalmamıştı. Sabancı'nın katili Mustafa Duyar'la aynı hücrede yatarken Karagümrük Çetesi, Duyar'ı öldürmeye gelmiş. Babam engel olayım derken kendisi de hedef oldu. Kurşun yanağından girdi beyne yakın yere yerleşti. Alamadılar. O önce ödem yaptı sonra kansere çevirdi. Metastas yapıp vücuduna yayıldı. Dışarı çıktığında yüzünün yarısı davul gibi şişmiş haldeydi.
Sen neden frene bastın? Gençsin, eğitimli sayılırsın. Yakışıklı aslan gibi delikanlısın. Dedim ya 'mekan çalıştırdım bir süre' diye. Sonra tek başıma kalınca, bir de babamın durumu ayyuka çıkınca itip kakmaya başladılar. El ayak çekildi çevremden. Garsonluk, komilik bulaşıkçılık bile yaptım. Ama babamı öğrenen beni kapı dışarı etti. 4 yıldır sokaklarda, parklarda yatıyorum. Yine de gayrı meşru bir şeye sapmadım. Kavga dövüşe, ahlaksızlığa bulaşmadım. Sinyale çıktım (bir nevi dilencilik), çöp topladım sattım. Parklarda, atm'lerde sabahladım. Kar buz soğuk olunca daha fazla direnemedim. Buraya sığındım. Kendi derdimi unutup görevlilerle birlikte, yardım etmeye çalışıyorum. En büyük dileğim, turizm sektöründe bir iş bulmak.
Müthiş dolandırıcı
Eski bir milli basketbolcu olan Selçuk Parsadan kriminal tarihimizin en 'marifetli' dolandırıcısı unvanını taşıyor. Çiller'in başbakanlığı döneminde 1995 seçimlerinden önce emekli Orgeneral Necdet Öztorun'un adını kullanarak örtülü ödenekten 5.5 milyar lira alabilen bir dolandırıcı. Polisi peşinde koşturup, 1996'da gizlendiği Edremit'te yakalandı. Açıklamalarıyla 'örtülü ödenek' skandalının ortaya çıkmasına yol açtı. Davaları sırasında dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan tarafından kendisine olayı kimseye anlatmaması kaydıyla 4 milyon mark teklif edildiğini açıkladı. Her duruşması olaylarla geçen yargılanması sonucu Temmuz 1997'de 6 yıl 3 ay hapis, 13.7 milyar lira para cezasına çarptırıldı. Parsadan, 15 Şubat 1999'da yattığı Afyon Cezaevi'nde bir gardiyanı rehin alan Karagümrük Çetesi sanıklarının Sabancı'nın katili Mustafa Duyar'ı öldürmesi sırasında başından yaralandı. Yüzünden çıkarılamayan mermi giderek ölümcül tahribatlar yarattı bedeninde. Parsadan, 25 Temmuz 2006 tarihinde yattığı hastanede vefat etti.
YARIN: "Sıra arkadaşım Mahir Çayan devrimci lider oldu ben su tesisatçısı" diyen bir 'evsiz'in aşkta boğulan geçmişi.