Bu üç ayet, geçmişteki inkârcı toplumların tutarsızlıklarını gözler önüne sermektedir. İnkârcılar, kendilerine vahiy gönderilmediğini bahane ederek Allah'a kulluk etmediklerini söylemişlerdir. Ancak bu iddialar, ilahi mesaj geldiğinde de reddettikleri için samimi değildir. Saffat Suresi 167-168-169. ayet okunuşu, Arapça yazılışı ve Türkçe anlamı aslında bizlere insanın bazen hakikate sırt çevirmesi için bahaneler ürettiğini ve asıl sorunun mesajın yokluğu değil, kişinin niyeti olduğunu göstermektedir.

167. Ayet: Ve in kanu le yekulun
168. Ayet: Lev enne ındena zikram minel evvelin
169. Ayet: Lekünna ıbadellahil muhlesıyn
NOT: Arapçada yer alan bazı harflerin, Latin alfabesinde ses karşılığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla Kur'ân'ın hatasız okunması ve harflerinin doğru telaffuz edilmesi için Mushaf'ta olduğu gibi Arapça alfabe ile yazılmış halinin okunması daha uygundur.
Surenin adı olan "saffat" kelimesi, sadece meleklerin saf saf dizilmesini değil, aynı zamanda düzeni ve Allah'a boyun eğişteki kusursuzluğu ifade eder. Bu saf düzen, Allah'ın yaratışındaki hikmetin bir göstergesi olarak yorumlanır.
167. Ayet: O putperestler hep şöyle derlerdi.
168. Ayet: "Elimizde öncekilerden gelmiş bir kitap bulunsaydı;
169. Ayet: Elbet biz de Allah'ın hâlis kulları olurduk."