Ankara'da geçtiğimiz yıl 7 Eylül'de Yunus Emre Caddesi'ndeki parkta yaşanan olayda, Fatih Acacı ile yaşıtı D.G. arasında kız meselesi yüzünden başlayan gerginlik kısa sürede büyüdü. Sözlü atışma yerini kavgaya bırakırken, D.G. yanında bulundurduğu bıçakla Acacı'ya saldırdı.

Vücudunun farklı bölgelerinden ağır yaralanan Acacı, sevk edildiği hastanede tüm müdahalelere karşın yaşamını yitirdi. Olay sonrası polis ekiplerince gözaltına alınan D.G., emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

ÖLDÜRME KASTIYLA HAREKET ETMİŞ
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yürüttüğü soruşturmayı tamamlayarak geçen yıl 3 Ekim'de iddianameyi düzenledi. İddianamede, taraflar arasında "aynı kızla arkadaşlık" meselesi nedeniyle parkta başlayan kavganın şiddetlendiği, D.G.'nin Fatih Acacı'yı vücudunun çeşitli bölgelerinden 12 bıçak darbesiyle hayati tehlike oluşturacak biçimde yaraladığı aktarıldı. Acacı'nın hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği kaydedildi. Savcılık değerlendirmesinde olay yeri kamera görüntüleri, tanık anlatımları ve otopsi raporunun birlikte ele alındığında sanığın öldürme kastıyla hareket ettiğinin açıkça ortaya konulduğu vurgulandı. İddianamede, suça sürüklenen çocuk D.G.'nin 'kasten öldürme' suçundan cezalandırılması talep edildi.

MAHKEME HAKSIZ TAHRİK HÜKÜMLERİ UYGULADI
Davanın üçüncü celsesinde karar çıktı. Ankara 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama çocuk mahkemesinde görülmesi nedeniyle basına ve izleyicilere kapalı gerçekleştirildi. Sanık D.G. ile taraf avukatları salonda hazır bulundu. Mahkeme heyeti, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerini uygulayarak 'çocuğu kasten öldürme' suçundan 12 yıl hapis cezasına hükmetti.

CEZA DEĞİL ADETA ÖDÜL VERİLDİ"
Müebbet hapis cezasının bile Fatih'i geri getirmeyeceğini söyleyen acılı abla Beyhan Acacı isyanını SABAH'a anlattı. Kararın kendileri açısından büyük bir hayal kırıklığı olduğunu belirterek, haksız tahrik indiriminin uygulanmasına itiraz etti. Acacı, "Karar bizim için tam anlamıyla bir şok oldu. Sanık suça sürüklenen çocuk olduğu için zaten 24 yıl ceza alacak, bunun infazı da yaklaşık 16 yıla karşılık gelecekti. Buna rağmen bir de haksız tahrik indirimi uygulandı. Kardeşim 12 bıçak darbesiyle öldürüldü, buna rağmen verilen ceza adalet duygumuzu karşılamadı. Bu mahkemede ceza değil, adeta ödül verildiğini düşünüyoruz.

Bu karar, bundan sonra işlenecek benzer suçlar açısından da son derece tehlikeli bir emsal niteliği taşıyor. Kardeşimin kanı yerde bırakıldı. İddiaya göre kavga sırasında sanık küfür etmiş, kardeşim de "bacaklarını kırarım" demiş. Ancak buna dair somut bir delil bulunmuyor. İndirim, sanığın beyanı esas alınarak uygulandı. Haksız tahrik hükümlerinin bu şekilde devreye sokulmasını kabul etmiyoruz. Zaten en üst sınırdan verilmesi gereken ceza dahi yetersizken, daha da düşürülmesi vicdanları yaraladı. Söyleyecek başka söz bulamıyoruz." dedi.