Türk dünyasının ve akademik camianın sarsıldığı acı haber sonrası, yerli ve yabancı sayısız esere imza atan, milyonlara tarihi sevdiren Prof. Dr. İlber Ortaylı için ilk tören, uzun yıllar emek verdiği Galatasaray Üniversitesi'nde gerçekleştirildi. Sabahın erken saatlerinden itibaren üniversitenin Ortaköy yerleşkesine akın eden öğrenciler, akademisyenler ve siyaset dünyasından isimler, usta tarihçiye son görevlerini yerine getirmek için hazır bulundu.

"YAŞAMAYA DOYAMAMIŞ BİR ADAMDI"
Törende kürsüye çıkan İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı, babasının çalışma azmine ve yaşama tutkusuna vurgu yaptı. Gözyaşlarını tutmakta zorlanan Ortaylı, babasının hastane sürecinde bile elinden kitapları düşürmediğini belirterek şunları söyledi: "Hastane sürecinde etrafı kitapları, sözlükleri ve gazeteleriyle çevriliyken bir yandan da çıkacak kitabının tashihi yapıyordu. Dün odasına girdiğimde masanın üstünde yarım kalan o tashihi görmek içimi acıttı. Düşününce hayatını dolu dolu yaşamış ama hala yaşamaya doyamamış bir adamdı. Babam olarak onunla daha gezilecek çok yer, torunlarıyla geçirecek çok vakit vardı. Ben bir tek bunlara hayıflanıyorum."

İSTANBUL'UN ÜÇ YAKASINDA EVİ VARDI
Babasının Galatasaray Üniversitesi'ne olan tutkusunu anlatan Tuna Ortaylı, "Babam her yerde büyük bir keyifle 'İstanbul'un üç yakasında evim var. Biri Üsküdar, diğeri Topkapı Sarayı, sonuncusu da Galatasaray Üniversitesi' derdi. Burası onun eviydi" ifadelerini kullandı.

'DOĞU VE BATI'YA AYNI ANDA HAKİM BİR İNSANDI'
Galatasaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Muhammed Uludağ, "Malumunuz İlber Hoca sadece bir tarih hocası değildi. Hocanın derin bilgisi, engin kültürü, hafızası ve keskin zekası bir yana, hitabeti çok kuvvetliydi. Geçmişi canlı bir hafıza haline getirerek tarih bilgisini geniş kitlelerle paylaştı. Akademik açıdan en etkileyici yanı ise hem Doğu'ya hem de Batı'ya hakim bir insan olmasıdır. Hocanın seyrü sülukunu tüm ilim talebeleri okumalı, bilmeli ki kendilerini tanıyıp bilsinler. Böyle zengin bir müktesebat nasıl edinilir görsünler" dedi.

'GALATASARAY'DAN TENEŞİRDE EMEKLİ OLUNUR DERDİ'
Galatasaray Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enis Turca ise, "2002 yılında ilk geldiği günlerden biriydi, yalnız yemek yiyordu. Müsaade istedim, yanına oturdum ve o günden işte 25 yıla varan bir dostluğumuz ve akademik birlikteliğimiz ve birçok seyahatte de yanında, beraberinde olma şansım oldu. Bana hep derdi ki: 'Galatasaray'dan teneşirde ancak emekli olunur.' Hakikaten de öyle oldu. İlber Hoca öğrencilerine Atatürk ilkelerini, inkılaplarını, bu Cumhuriyet'in bedava kurulmadığını hep anlatırdı" ifadelerini kullandı.

'O GERÇEK BİR TÜRK MİLLİYETÇİSİYDİ'
KKTC önceki dönem Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, "Bana hep 'Tatar kardeşim' diyordu. Kendisi bir Kırım Tatarı, ben de öyle. Dolayısıyla ortak bir özelliğimiz vardı. Her davete geldi, üniversitelerde konuşmalar yaptı, basına açıklamalar yaptı. En son 12 Haziran günü Yeni Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesinde o büyük salonu tıklım tıklım doldurduk. Sayın İlber Ortaylı'yı rahmetle anıyorum. Beni kırmadı, 12 Haziran'da geldi, o salonu tıklım tıklım doldurduk ve kendine has üslubuyla çok güzel yine konuşmalar yaptı, tavsiyelerde bulundu. O gerçek bir Türk milliyetçisiydi" dedi.

TARİHİ OLAYLARIN OLUŞTURDUĞU BİR KİŞİLİKTİ'
Aile yakını Gönül Pultar, "Ben kendim bugün 82 yaşında olarak, kendimden küçüklerin böyle gitmesi bana çok dokunuyor. İlber hoca gibi birisinin gitmesi daha da dokunuyor. En son hastanedeydi, yoğun bakımdaydı, bir şekilde doktorlar içeri aldılar. Kızımla gittik konuştuk ve hiç ölümün lafı bile olmadı. Bazı insanlar vardır ya böyle 'gittim, gideceğim falan nasılsa' diye konuşur, öyle değil. Gayet şakalar yapıyordu. Hiç beklemiyorduk. Son derece kibar, son derece böyle İstanbul terbiyesiyle davranan bir beyefendiydi. O tarihi olayların oluşturduğu bir kişilik olduğu için midir çok mühimle ehemin arasındaki farkı çok iyi görebiliyordu. Ondan dolayı belki tarihçi oldu" dedi.

'GERÇEK ÖZÜ TÜRK OLAN AYDIN BİR BABAMIZDI'
Neşe Kumkale, "Bir İlber Ortaylı, İlber Hoca dendiği zaman sözler hakikaten kifayetsiz kalıyor. Türkiye bir aydınını kaybetti. Yaklaşık son 5 yıldır zaten hep böyle çok aydın yüzler maalesef aramızdan ayrılıyor. Bilim insanıydı, ilim insanıydı, can dostuydu. İnsanların alabildiği kadar Türkiye'ye öğrencilere çok değerler kattı. Ama çok erken oldu. Ben halen. İnanamıyorum ve benim gibi birçok insan inanamıyor. Fakat buraya kadarmış. Son görevimizi yapmaya geldik. Biliyorum ki eminim o hep bizleri görecek, hep bizlerle. Çünkü o büyük Atatürk sevdalısı, Cumhuriyet sevdalısı, Fatih Sultan Mehmet sevdalısı. Topladığın zaman komple bir gerçek özü Türk olan bir aydın babamızdı" ifadelerini kullandı.

'BİZLERİN KARİYERİNDE HEP YOL GÖSTERİCİ OLDU'
Üniversite'de asistanlığını yapan iş İnsanı Sera Öner, "Ben İlber Hocamın Bilkent Üniversitesi'nde 2004-2006 yıllarında iki yıl yüksek lisans yaparken tarih bölümünde asistanlığını yapmıştım. Çok ilham verici, bizlerin kariyerinde hep yol gösterici oldu. Hem şahsen bizler üzerinde, biz asistanları üzerinde, öğrenciler üzerinde emekleri çok büyük hem de Türk toplumu üzerinde müthiş emekleri var ve yol gösterici oldu. Çok güzel eserler bıraktı, tarihi sevdirdi. Biraz okumayla sorunu olan bir toplumuz maalesef. Çocuklara dönük kitaplar yazdı. Son yazdığı eserleri de Fatih Sultan Mehmet'le ilgili yazdığı kitabı, çocukların sorularıyla onlara verdiği cevaplarla Atatürk'ü anlatması hakikaten çok anlamlı oldu. Son ana kadar hep üretti. Her anı değerlendirir bazen 2-3 konferansa birden katılırdı. Biz asistanlarını da her zaman radarında tutardı. Hiçbir zaman için iletişimi koparmadı. Ben kısmen yurtdışında yaşıyorum. 2-3 ayda bir mutlaka sohbetlerimiz olur. Hangi ülkelere gittiysem ya da bulunduğum coğrafyada Körfez ülkelerinde ne tür gelişmeler oluyorsa mutlaka konuşurduk. Yarım saati, bir saati bulan konuşmalarımız olurdu. Hep kendisinden feyz aldım. Kendisini rahmetle yad edeceğiz" diye konuştu.

'TÜRKİYE'DE BİR KÜTÜPHANE YANDI DİYE DÜŞÜNÜYORUM'
Fizik öğretmeni Demet Erim, "Gerçekten çok üzgünüz. Ben Türkiye'de bir kütüphane yandı diye düşünüyorum. İlber Hoca'nın ölmesi bana öyle geliyor. Türkiye'de bir kütüphane yandı bitti gibi geliyor. 10,15 sene daha hocamıza ihtiyacımız vardı. Ben fizikçiyim ama öğrencilerime hep İlber Hoca'yı anlattım, hep konuştum. Herhalde hep te konuşacağız Söylenecek bir şey yok" dedi.

'BANA TARİHİ SEVDİREN KİŞİDİR'
Öğrenci Hazar Kadıoğlu, "İlber Ortaylı'yı çocukluğumdan beri okuyorum. O zamanlarda kitaplarını almıştım. Bana tarihi sevdiren kişidir. Şu anda da Uluslararası İlişkiler öğrencisiyim. Bize tarihi sevdiren kişi olduğu için bugün arkadaşımla buraya gelmek istedik Hocanın mekanı cennet olsun" diye konuştu.

'ÇOK BİLGE BİRİSİNİ KAYBETTİK'
Tuğba Türkan, "Çok üzgünüz. Muazzam bir kişilik, ben kendisini çok iyi tanıyordum. İnanılmaz bir değeri kaybettik. Söylenecek hiçbir şey yok. Muazzam bilge, kültürü, duruşu olan biriydi. Bana 'dans etmeyi ve piyano çalmayı bilmeyen insanları normalde biz kültürsüz sayardık bir dönem gibi' bir şey söylemişti. Çok bilge birisini kaybettik" ifadelerini kullandı.

CENAZE TÖRENİ İÇİN FATİH CAMİİ'NDE YOĞUNLUK
Galatasaray Üniversitesi'ndeki anma töreninin ardından usta tarihçinin naaşı Fatih Camii'ne getirildi. Cenaze töreni nedeniyle bölgede olağanüstü güvenlik önlemleri alınırken, birçok cadde ve sokak trafiğe kapatıldı. İtfaiye Caddesi, Büyük Karaman Caddesi, Mıhçılar Caddesi ve çevresindeki sokaklar program bitimine kadar araç geçişine kapatıldı. Ortaylı, ikindi namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Fatih Camii Haziresi'ne defnedilecek.