1985'ten 2025'e kadar geçen sürede Türkiye'de eğitim sistemi köklü bir değişimden geçti. Son 40 yılda Türkiye'de eğitim alanında gerçekleştirilen reformlar, sadece sayıların değil, vizyonun da değiştiğini kanıtladı. Öğretmen yetiştirme modeli, müfredat yapısı ve mesleki eğitim alanında gerçekleştirilen reformlar eğitimde kaliteyi artırarak Türkiye Yüzyılı hedeflerine güçlü bir zemin hazırladı. Türkiye'de 1985'ten bu yana birçok kez müfredat değişikliği yapıldı. 1997'de 8 yıllık kesintisiz eğitime geçişle başlayan program yenilemeleri, 2005'te yapılandırmacı eğitim anlayışıyla hızlandı. Artık öğrenciler bilgiyi hazır almak yerine araştırarak, sorgulayarak öğreniyor. 2017'de "değerler eğitimi" ve "21'nci Yüzyıl becerileri" ders içeriklerine girdi. 2024 yılında kamuoyuna sunulan "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli", sadeleştirilmiş yapısıyla öğrenciyi merkeze alıyor. Yeni model; milli ve manevi değerleri korurken, bilim, teknoloji ve sanatla bütünleşen çağdaş bir müfredat sunuyor. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yeni müfredatın tanıtım toplantısında "Türkiye Yüzyılı, bilgiye erişen değil bilgi üreten bir nesil yetiştirme dönemidir" diyerek hedefi özetlemişti. Model, ders içeriklerini sadeleştirirken öğrencinin aktif katılımını ve eleştirel düşünmesini teşvik ediyor. Ezberden uzak, hayatla bağlantılı öğrenme anlayışıyla, akademik başarı kadar, karakter eğitimi de ön planda tutuluyor. Ayrıca dijital okuryazarlık, yapay zekâ farkındalığı ve sürdürülebilirlik gibi çağın ihtiyaçlarına uygun başlıklarla öğrencilere geleceğe güçlü bir hazırlık sunuluyor. 1980'li yılların sonlarında öğretmen yetiştirme görevinin üniversitelere devriyle başlayan süreç 1997'de Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve Millî Eğitim Bakanlığı'nın iş birliğiyle yeniden şekillendi. Öğretmen adaylarına hem alan bilgisi hem de pedagojik formasyon verilmesi zorunlu hale geldi. 2000'li yıllarda öğretmen kalitesini yükseltmek için hizmet içi eğitimler, dijital sertifika programları ve mesleki gelişim akademileri devreye sokuldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonuyla hazırlanan 2017'deki "Öğretmen Strateji Belgesi" ve ardından 2022'de yürürlüğe giren Öğretmenlik Meslek Kanunu eğitim tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Kanunla birlikte öğretmenlik mesleği "aday", "uzman" ve "başöğretmen" kademelerine ayrıldı. Böylece öğretmenler, bilgi ve deneyimlerine göre kariyer basamaklarında yükselebiliyor. Bu düzenleme, öğretmenlik mesleğine hem itibar hem de motivasyon kazandırdı.
MESLEKİ EĞİTİMDE DÖNÜŞÜM
Sanayi ile eğitim arasında son 10 yılda güçlü köprüler kuruldu. 2016'da başlatılan Mesleki Eğitimde Dönüşüm Projesi ile işletmelerle okullar arasında doğrudan iş birliği modeli oluşturuldu. 2021'de yapılan yasal düzenlemeyle mesleki eğitim merkezlerinde okuyan gençler, haftada 3 gün işletmede uygulamalı eğitim alırken 2 gün okulda teorik ders görüyor. Öğrenciler, bu süreçte asgari ücretin belirli bir oranında gelir elde ediyor. MEB verilerine göre 2023 itibarıyla mesleki eğitim merkezlerinde 1,5 milyondan fazla öğrenci eğitim görüyor. Organize sanayi bölgelerinde açılan meslek liseleri sayesinde mezunlar artık doğrudan istihdam ediliyor.
DÜNYANIN EN İYİ DİJİTAL EĞİTİMİ
Pandemi döneminde devreye alınan Eğitim Bilişim Ağı (EBA) uzaktan eğitimi ülke geneline yaydı. 23 milyondan fazla öğrenciye ulaşan platform, Türkiye'nin dijital eğitim kapasitesini dünya ölçeğinde görünür kıldı. Salgın sonrasında da dijital dönüşüm hız kesmeden sürdü. MEB, 15 binden fazla okula geniş bant internet ve akıllı tahta altyapısı kazandırdı. Artık dersler, teknolojinin sunduğu imkânlarla daha etkileşimli hale geldi.