13 yaşında olan Zeynep Akkoyun'un dört ay önce parmağındaki ufak bir kesik hayatını değiştirdi. Yara bir türlü kapanmadı. Yaranın kapanmaması bir yana bir gece yarısı parmağı aniden balon gibi şişti. Minik Zeynep korkuyla anne ve babasının odasına gitti. Kızlarının elini gören anne ve baba hemen Zeynep'i acile götürdü. İlk teşhis Zeynep'in enfeksiyon kaptığı yönündeydi. Günler içerisinde hastane hastane dolaştılar. Bir türlü hastalığına tanı konamadı. En son 'Bağışıklık sistemi çökmüş' dendi. 15 gün sonra ise tam teşekküllü testler yapılınca gerçek ortaya çıktı. Aile kızlarının kan kanseri olduğunu öğrendi.

"SAÇIMIZI KESMEMİZ SAVAŞIMIZIN SEMBOLÜ! BİZ SAVAŞÇILARIZ"
Zeynep ise lösemi olduğunu tesadüfen bir hemşireden öğrenince adeta yıkıldı. Annesine "Ölecek miyim ben?" diye sordu. Lösemi olmasına çok üzülen minik kahraman hislerini şöyle anlatıyor: "Çok üzüldüm, çok şaşırdım. Löseminin ne olduğunu bile bilmiyordum. Sonra 'Geçer' dedim. Ama hastalığı ciddiye aldığım zaman saçımın kesildiği zaman oldu. Saçım kesilince çok üzüldüm, çok ağladım ama sonra alıştım. Bence bütün lösemi hastaları da bunun için ne üzülmeli ne de utanmalı. Çünkü bu utanılacak bir şey değil. Löseminin ismi bence savaşanlar olmalıydı. Biz savaşçılarız. Saçın kesilmesi sadece bu hastalığın bir sembolü, bizim savaşımızın sembolü! Çünkü kendinizi ister istemez bir savaşın içinde buluyorsun ve savaşmak zorunda olduğunu anlıyorsun. Çok morale ve desteğe ihtiyacımız var. Güçlü adımlar atabilmek için güçlü abi ve ablalara ihtiyacımız var. Kendimi küçükken büyümüş gibi hissediyorum. Şu an umutla donör bekliyorum." Zeynep'in şu an tedavisi sürüyor. Tedavisi bittikten sonra en büyük hayali ise okuluna dönebilmek ve arkadaşlarıyla oynayabilmek...

"HAFTADA ÜÇ-DÖRT KEZ KANA İHTİYAÇ OLUYOR, KIZILAY'A KAN BAĞIŞI YAPIN"
Zeynep'in babası Tanju Akkoyun (36) kızının kan kanseri olduğunu öğrendiğinde şok yaşadı. Bir süre içine kapanan Tanju Bey, ilk ne yapacağını bilemedi. Sonra kızının kurtulması için büyük bir mücadeleye girişti. Tedavisi için elinden ne geliyorsa yapmaya başladı. Tanju Bey bazen kendisini çaresiz hissettiğini ifade edip lösemi hastalığında kanın çok önemli olduğunu vurguluyor: "Hastaların özellikle kan ihtiyacı çok oluyor. Çünkü kanser hücreleri vücuttaki kanı vampir gibi tüketiyor. Çoğu zaman bir hafta boyunca üç-dört defa trombosit arıyoruz. Bazen bulamıyoruz! Herkesi Kızılay'a kan bağışı yapmaya çağırıyoruz. İnsanlar bu konuda duyarlı olsun. Bir gün sizin de çocuğunuzun başına bu hastalık gelebilir."
"İLİK LÖSEMİLİ HASTA İÇİN CAN DEMEK, BİR ANNE İÇİN KOCA BİR UMUT DEMEK"
Zeynep'in annesi Çiğdem Akkoyun (35) kızı Zeynep'in lösemi olduğunu öğrendiğinde eşiyle birlikte adeta yıkıldı. Çiğdem Hanım hislerini şöyle paylaşıyor: "Bir anne olarak yıkıldım, ne yapacağımı bilemedim, anne olarak benim için hayat durdu. Ağladığımı hiçbir zamanı kızıma belli etmemeye çalıştım. Sonradan öğrendim ki kızımda ağladığını bana belli etmiyormuş. Ama kızım için ayakta durmam gerekiyordu. Kızım için ayakta durmaktan başka şansım yoktu. Doktor ilik bulunursa Zeynep'in yüzde 100 kanseri atlatacağını söyledi. Bizim ilik ona uymadı. Şimdi umutla bekliyoruz. Donör arıyoruz. İlik bizim için bir umut demek. Herkes bu konuda bağışçı olabilir, donör olmanın hiçbir zararı yok. Sadece bir kan verecekler. Kan veren için sadece bir kan, bir ilik ama lösemili hasta için bu can demek, bir anne için koca bir umut demek..."
"HER YIL 3 BİN ÇOCUK LÖSEMİ OLUYOR, AİLELER KORKMASIN, TEDAVİSİ VAR"
Memorial Bahçelievler Hastanesi Hematoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Müge Gündoğdu: "Lösemi çocukluk çağında en sık görülen, halk arasında ilik kanseri ve kan kanseri olarak da bilinen bir hastalık. Eskiye nazaran tedavisi çok ilerledi. Asıl tedavisi kemoterapi. Destek tedavi, gelişen hijyenik koşullar bunların hepsi kemoterapi ile birlikte başarı şansını yüzde 90'ların üzerine çıkarttı. Ancak nüks olan vakalarda yüksek ya da yüksek riski vakalarda gelişen teknolojiyle ilik naklinin başarı şansı arttı. Her yıl 2 bin 500 ila 3 bin çocuğa lösemi tanısı konuyor. Bu bir milyonda iki çocukta tanı sıklığı var demek. Her kanserde olduğu gibi lösemide de ilik dışında başka organlara sıçramadan erken teşhisin konması önemli. Aileler çocuklarında düşmeyen ateş, vücutta, kollarda, bacaklarda, gövdede morluklar, diş eti kanamaları, burun kanamaları, boyun koltuk altında bezeler, yorgunluk, halsizlik, solukluk gibi durumlar gördüğünde hemen çocuk doktorlarına gidip bir kan sayımı yaptırmalılar. Tedavide başarı yüzde 90'ın üzerinde. İlik nakli sadece yüksek riskli ve nüks olan vakalarda başarı oranı yüzde 80'lerde. Kemik iliği nakli için 18-55 yaş arasındaki herkesin donör olmasını öneririm. Onlara bir zararı yok ve burada birçok çocuğun hayatını kurtarıyorlar. Kızılay'a gidip üç tüp kan vermeleri yeterli. Lösemi tedavisi olan bir hastalık ve aileler korkmasın!"