Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Solcu geçinen hiçbir avanak, "İstanbul sermayesinin, özellikle Koç Holding'in Gezi ayaklanmasını niçin desteklediğini" oturup da düşünmemiştir.
Gezi ayaklanmasının "yabancı gizli servis güdümüyle patlatılmış bir küçük burjuva eylemi" olduğunu da görmezler.
Çünkü kendileri de küçük burjuvadır.
Hayatlarında bir tek fabrikanın kapısından bile içeri bakmamışlardır...
Eskiden bunlara "meyhane sosyalisti" denirdi, memleket kalkınınca "bar sosyalistliğine" terfi ettiler.

***
Saçı sakalı ağarmış birtakım "68'liler" ayaklanmaya "nostalji olsun için" katıldılar. Gençliklerini hatırlayacaklardı.
Ellerinde 'in "Yüzyıllık Yalnızlık" romanıyla resim çektirenler vardı (söz konusu roman ülkemizde taa 1973 yılında yayınlanmıştı)... İstanbul sermayesinin şakşakçılığını yapan gazete bu fotoğrafı "okumaktan da geri durmuyorlar maşallah" diye pazarlıyordu...
Bazıları "komün kurma hayallerini" tatmin etmek için oradaydılar. Birkaç günlüğüne de olsa çadırlarda buna benzer bir şeyler yaşadılar.
Bunlar CIA desteğiyle ve parasıyla çıkan "Taraf" gazetesini de solcu sanan ahmaklardır.
"68 efsanesiyle" büyütülmüş gençler de, ayaklanmaya babalarından duydukları "polisle çatışmaya girme keyfini yaşamak için" takılmışlardı.
Evet, bu katılma değil, takılmaydı.
İçlerinde "acayip karı kız düşüyormuş abi" dürtüsüyle Taksim'e koşanlar da azımsanmayacak sayıdaydı. Doğaldır, çünkü genç insanlardı.
Özürlü çocuğunu "sosyalleşsin" diye elinden tutup bu panayıra götüren de tanıyorum.
Nitekim, ayaklanmada "yasadışı örgütler" ağır basmaya başlayınca, pabucu pahalı görenler ortalıktan ufak ufak toz oldular. Kimisini de anası babası gelip kulağını çekerek aldı, yürü bakayım, ben sana ne dedim, doğru eve!
Bu arada "bu ayaklanmadan yeni bir muhalefet partisi doğar mı" diye umutlanan avanaklar da vardı. Daha doğrusu, basında bu yönde yazı yazan avanaklar...
Oysa ortada ne fikir vardı, ne lider, ne de kadro.
Bir siyasi partinin niçin ve nasıl doğduğunu, nasıl oluştuğunu, nasıl kurulduğunu bilemeyecek kadar cahil insanlar basında yazar diye dolaşıyorlardı.
***

Gezi'de halk yoktu.
Esnafın malı mülkü yakılıp yıkılıyor, bu zümre mağdur oluyordu.
İşçi hiç mi hiç yoktu.
Halk, ortaya 15 Temmuz gecesi çıkacaktı...
Orada da burjuva yoktu, büyüğü de küçüğü de...
Burjuva o gece ellerini ovuşturarak "Tayyip'ten kurtuluyoruz" diye bekleşiyordu.
Şimdi de bekleşiyor.
İstanbul belediyesini ele geçirirlerse iktidar değişecekmiş sananlar "bu sefer tamam" diyorlar.
On yedi yıldır başka ne dediler ki?

***

Propagandanın dibi

"Bir seçim iptali daha olursa Ekrem İmamoğlu dünya lideri falan olur."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN