Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Benim oğlum bina okur

Memur gazetelerinde ara sıra Köy Enstitüleri'nin "faziletleri" hakkında yazılar yayınlanır... Kabak tadı vermiştir ama satacak başka malları var mıdır?
Bu, tadı damaklarında kalmış olan "memur diktası" yıllarına duydukları özlemdir. İsmet Paşa mezarından kalksa, başımıza geçse...
Çünkü Atatürkçüler ileriye, Kemalistler de işte böyle geçmişe bakarlar.
Geçmişi geri getiremeyeceklerini öğrenemediler gitti.
Köylüyü de tekrar köyüne tıkamazlar.
Köy Enstitüleri ancak ve ancak "tek parti diktası" altında uygulanabilecek bir girişimdi. (Köylü bunların yapım masraflarını ve de "eğitmenlerin" maaşlarını üstlenmeye mecbur tutuluyordu.)
Köy Enstitüleri'nin kurulduğu dönemde ülkemizde koyu bir "Milli Şef diktası" vardı...
Bu enstitülerin temel amacı köylüyü köyünde tutmak, büyük şehirlere göç etmesini yani "işçiye dönüşmesini" engellemekti.
Memur diktası "sosyal hareketlilik" istemiyordu.
Sonra maazallah "solculuk" falan başgösterebilirdi...
Bu yüzden yol bile yapmıyorlardı!
Gayrimüslim sermayenin beli kırılmış (Varlık Vergisi), köylü dizginlenmişti, işçi zaten yok sayılırdı, memur kraldı.
Köylü, bir yandan ucuz Maarif Klasikleri'ni okuyarak yontulacak, bir yandan el becerileri edinerek (marangozluk, arıcılık vb.) köyünde kendi kendine yeter hale gelecekti.
Çünkü kalkınma "sanayileşmede" aranmıyordu. Sanayileşme tehlikeliydi.
İşe bakın ki, ünlü Alman psikopatı Heinrich Himmler de tastamam aynı şekilde düşünüyordu.

***

Bir köy öğretmeni bir memur gazetesine mektup yazmış, görüşlerini dile getiriyor...
Görüşleri, "o kafanın" özelliklerini sergilemesi açısından çok ilginç.
Köy Enstitüleri sayesinde "köylerde devletimizin, milletimizin, bağımsızlığımızın sembolü olan Türk bayrağı dalgalanmaya başlamış"...
Allah Allah, daha önce köylüler hiç bayrak görmemişler miymiş?
Bayrak köylere niçin daha önce girmemiş?
"Milli bayramlar kutlanmaya başlamış"...
Daha önce köylünün ipinde değil miymiş bunlar?
"Öğrenci sayısı 5 bile olsa bu okullar açık tutulmalıdır" diyor emekli köy öğretmeni.
Verimlilik (rantabilite) diye bir kavramın uzağından bile geçmemiş.
Bazı sosyalist salaklar da Emek Sineması için "oradan da para kazanılmayıversin canım" diyorlardı. İşletmeci cebinden yiyecek, zarar edecek ama nostalji belasına işi sürdürecekti...
Enstitü isteyen emekli öğretmen "kurtuluşumuz tarımda, hayvancılıkta ve bunlara bağlı sanayidedir" diyor.
Yani bize ağır sanayi, savunma sanayii falan değil, sucuk fabrikasıyla peynir fabrikası lazım.
Uçak yapmayalım, pastırma yapalım.
ABD de tastamam böyle istiyor.

***

Suçlusunuz. Sorumlusunuz.
Küçük insanlara böyle öğretiyorsunuz. Beyinlerini böyle yıkıyorsunuz.
O küçüklerin büyüklerine de böyle öğretiyorsunuz, lise mezunu Ecevit'e örneğin... Adam daha köyle kentin farkını bilmiyordu...
Sonra Kılıçdaroğlu da kalkıyor "Köy Enstitüleri'ni Atatürk'ün kurduğunu ve hatta cumhuriyetin en başında kurduğunu" sanıyor!
Bunlar eskaza iktidara gelirlerse, yandı Türkiye.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA