Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Modern tarihimizdeki bütün darbeler ve muhtıralar ülkemize yönelik birer emperyal saldırıdır. Bu nedenle emekli 104 amiralin bildirisini dış konjonktürden bağımsız analiz etmek nereden bakılırsa bakılsın darbe teşebbüsünü destekleyen lojistik bir faaliyettir.
Haliyle bildiriyi 'ifade özgürlüğü' bağlamında değerlendiren kesimler de en az muhtıracılar kadar delalettedir. Çünkü ancak sefil ruhlular, Türkiye düşmanı güçler adına ülkesine kılıç çekenlere kalkan olabilir.
Vitrine konulan Montrö'ye bakarak darbeci zihniyetin ulusal saiklerle hareket ettiğini sanmak büyük bir siyasi gaflettir. Zaten bildirinin zamanlaması yanında neşet ettiği mecra ile bildirideki Türkiye'nin ulusal ve küresel stratejilerine yönelik arsız ve haddi aşan jeopolitik talepler, her açıdan okyanus ötesi refleksleri hatırlatıyor.
Oysa muhtıracı amirallerle onlara bu cesareti aşılayan karanlık zihniyet de iyi biliyor ki Türkiye'ye diz çöktürmenin dönemi artık tarihe karıştı. Çünkü küresel sistemin sadece 'modus operandi/icra tarzı' değil mahiyeti de kökten değişiyor. Stratejik körlük içindeki muhtıracıların göremediği gerçek işte bu!

***


Eğer dünyanın küresel ve bölgesel güç açığının had safhaya ulaştığı bir süreçten geçtiğini anlayabilselerdi zaten bu talihsiz muhtıraya imza atmazlardı. Emperyal odakların kirli çarkında birer dişli olmak yerine 'den 'ya, 'den 'ya uzanan bölgelerde peş peşe destanlar yazan Erdoğan liderliğindeki yerel ve milli unsurların yılmaz birer 'Barbaros'u olurlardı.
Oysa Atlantik'e karşı teslimiyetçi bir ruhla hareket eden bu bahriyeliler, en çok da Haçlı zihniyetine karşı kazandığı zaferlerle Akdeniz'i bir 'Türk Gölü' haline getiren Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa'nın kemiklerini sızlattı.
Acı olan da bu! Barbaros'un bahriyeli torunları şimdi onun savaştığı Haçlı zihniyetinin birer neferine dönüşmüş halde. Bu utanç muhtıracılara yeter de artar. Aslında bu trajik olgunun üzerinde milletçe bizim de hayli kafa yormamız lazım. Nasıl oldu da bu hallere düştük?

***


Ülkemizin pırıl pırıl zihinlerini üç asırdır devşiren bu emperyal bataklığı neden bir türlü kurutamıyoruz. Bu öyle bir karanlık ki, daha okula başlarken bakmaya ve koklamaya kıyamadığımız birer fidan olan her evladımızı yıllar sonra üniversitelerden mezun olurken ülkesine, tarih, kültür, maneviyat ve geleceğine düşman; yontulmamış birer oduna dönüştürüyor.
Unutmayalım ki zaman ve coğrafyalar değişse de emperyal darbe stratejileri hep aynı kalır. Osmanlı'yı yıkan güçler şimdi de Batı'ya diz çökmeyen Yeni Türkiye'yi rehin almak istiyor. Amirallerin bildirisinden de anlıyoruz ki milli irademizi tehdit eden bu darbeci zihniyet, 15 Temmuz'a rağmen hâlâ çok diri.
Eğer Barbaros Hayreddin Paşa, bahriyeli torunlarının Haçlı zihniyetinin birer neferine dönüştüğünü görseydi ya kahrından bir daha ölür ya da bunları apoletlerinden tuttuğu gibi kendi eliyle teker teker denize dökerdi.
İşte bu yüzden sadece Anadolu'ya değil cihana da hükmeden o tarihi ve milli irademizi yeniden ihya etmek istiyorsak, teslimiyetçi Atlantikçiler yerine Barbaros Paşa'nın idealleriyle ve 15 Temmuz'un direniş ruhuyla donanmış özgür bahriyelilere ihtiyacımız var.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA