Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BURHANETTİN DURAN

Muhalefetin çoklu aday çıkarmasının handikapları

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Muhalefet cenahında giderek çoklu aday ihtimali öne çıkıyor.
Son iki yıldır sürekli "ortak aday çıkaracağız" diyerek kamuoyunu meşgul eden muhalefet bu tercihe yönelirse Cumhur İttifakı'nın eline önemli bir argüman verirler.
O da 6'lı masadaki genel başkanların seçimlere girmek için ortak bir adayda bile anlaşamadığı, bunların ikinci turda kazanmasını hedefledikleri aday ile bırakın ülkeyi yönetmeyi kendi aralarında bir koalisyon bile kuramayacağı söylemi öne çıkar.
Yani bu kadar çok sayıda masa toplantısı yapıp ortak adayda anlaşamayanların ülkeyi yönetmekte hiç birleşemeyeceği eleştirisi iktidar cenahının etkili bir argümanı olur.
Buna örnek olarak CHP ve İP arasındaki ve yine CHP içindeki uzun aday çekişmesini vermek yeterli.
Daha fazla söze ihtiyaç kalmaz.
Geçiş süreci takviminde ve hatta ortak politikalarda anlaşmak 6'lı masayı bu tür eleştirilerden kurtarmaz.
Zira anlaşmalar olası ikinci turda kazanacak adayı bağlamaz, kâğıt üzerinde kalabilir.
Siyasetin ne kadar dinamik olduğu malum.
Meclis aritmetiğinin de farklı yakınlaşmalara açık olabileceği düşünülürse çoklu aday formülü 6'lı masadan çok Cumhur İttifakı'nın lehine olur.

***

Muhalefetin önceki "İlk turda ve ortak aday ile almalıyız" iddiasından neden çoklu adaya yöneldiğinin hikâyesini tüm kamuoyu yakında izliyor.
Akşener'in "Kazanacak aday olmalı" söylemi ile çok sayıdaki "İmamoğlu veya Yavaş olsun" açıklamasını/ hamlesini etkisizleştiren ve en son "Partimin içişlerine karışma" diye rest çeken Kılıçdaroğlu, CHP'nin adayı olarak kendi ismini 6'lı masaya götürme niyetinde görünüyor.
Akşener, "Kılıçdaroğlu olmasın" ısrarında dayatırsa çoklu aday kaçınılmaz olur.
Masadaki genel başkanlardan birisinin "ortak aday" olması fikri de göründüğü kadar çekici değil.
Özellikle Akşener açısından...
Ortak aday olan genel başkan, partisine daha fazla oy kazanma potansiyelini harekete geçirir.
Sonraki koalisyon buna göre şekilleneceğine göre her parti milletvekili sayısını maksimize etmek için çabalamak zorunda.
Kılıçdaroğlu'nun ortak adaylığı İP seçmeninden CHP'ye kayışı beraberinde getirir.
Bu Meclis'teki dağılımı da etkiler.
Saraçhane'de Kılıçdaroğlu'ndan rol çalan ve başbakan olma iddiasındaki Akşener'in 2019 yerel seçimlerinde partisine belediye başkanlığı alamadığı hatırlanır.
İP-CHP ittifakının hep CHP lehine çalıştığı görüşü İP tabanındaki rahatsızlığı büyütür.
Yine Cumhur İttifakı tarafından kullanılacak "Sağ partiler CHP Genel Başkanı'nın peşine düştü" eleştirisi de cabası.

***

Kılıçdaroğlu CHP adına ortak aday olarak kendi ismini önerme dışındaki seçenekleri devre dışı bıraktı. CHP'li belediye başkanlarını önermediği yerde masadaki diğer genel başkanlardan birisinin de ortak adaylığına razı olamaz.
CHP teşkilatı ve tabanı, İmamoğlu ve Yavaş'ın isimleri bu kadar gündemdeyken bu durumu kabul etmez.
Bu arada ilk derece mahkemeden çıkan İmamoğlu kararı muhalefet içindeki başka bir sorunu daha fazla gün yüzüne çıkardı.
Baba-oğul ve abla-kardeş benzetmeleri İmamoğlu ile aidiyet kurmaktan daha çok rüzgârdan istifade etme, sahiplenme ve kontrol altına alma çekişmesine işaret ediyor.
Kılıçdaroğlu'nun "Parti içişlerine karışılmasın" cümlesi İmamoğlu ve Yavaş'ın yerel seçimleri nasıl kazandığı konusunu yeniden öne çıkarıyor.
Belediye başkanları parti adayı mı, ittifak adayı mı?
Bu tartışma 6'lı masanın geleceği için de önemli.
İkinci turda bile olsa 6'lı masadaki partilerin desteklediği aday kazanırsa kimin adayı kazanmış olacak?
Bu defa ne gibi aile benzetmeleri ile iktidar çekişmeleri yaşanacak?

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA