Türkiye'nin en iyi haber sitesi
YÜKSEL AYTUĞ

Yalnız Kurt’tan müthiş ters köşe

Atv'nin kısa sürede efsane haline gelen dizisi Yalnız Kurt'un en önemli özelliği, seyirciyi sürekli şaşırtarak ters köşeye yatırması. Bu hafta da benzer bir durum yaşandı.
Türkiye'nin yıllardır büyük bir gizlilikle sürdürdüğü Yıldırım Hava Savunma Sistemi'nde artık sona gelinmişti. Düşman istihbarat örgütleri, iş birliği yaparak Türkiye'yi askeri alanda son derece güçlü bir konuma getirecek bu projeyi her ne pahasına oluşa olsun ortadan kaldırmaya çalışıyorlardı. Bunun için daha önce de bombalama eylemlerinde kullandıkları Nazar adlı kişiyi Kafkaslar'daki bir hapishaneden kaçırıp, İstanbul'a getirdiler. Nazar ve ekibi günlerce hava savunma sisteminin üretildiği Selçuklu adlı fabrikaya patlayıcılar yerleştirdiler. (Bizim izleyicilerimiz de bu kadar stratejik önemde bir fabrikaya bu denli kolaylıkla patlayıcı yerleştirilmesini saçma bulup eleştirmişler, ben de onlara "Sabredin" demiştim) Nitekim Yaşlı Kurt Bahadır'ın girişimleri ve Kurdoğlu'nun edindiği istihbarat sayesinde planları ortaya çıktı. Sistemin kamuoyuna tanıtılacağı gün, sabotajcılar da eyleme girişti. Ama onlar boş bir fabrikayı patlattılar. O dakikalarda gerçek füze sistemi, Kayseri'de ilk denemesini başarıyla gerçekleştirdi. Havaya uçan ise Nazar'ın İsrailli ekibi oldu.



İkinci büyük sürpriz ise Doğan'ın, ikiz kardeşinin yerine geçen Sare'yi deşifre etmesiydi. Herkes genç kadının sonunun geldiğini düşünürken, Doğan beklenmedik bir hamle yaparak Türk devletinin koruyucu şemsiyesinin altına girmek amacıyla oyunu devam ettirme kararı aldı.
Bakalım önümüzdeki bölümlerde daha ne kadar ters köşeye yatacağız?..

Hiroşima'yı hatırlayan yok mu?
Rusya, Ukrayna ile savaşırken bir yandan da tüm dünyayı nükleer silah kullanmakla tehdit ediyor. Devlet Başkanı'ndan Dışişleri Bakanı'na, Savunma Bakanı'ndan ordu komutanlarına kadar neredeyse tüm üst düzey Rus yetkililer aba altından sopa gösterip, "Bizi daha fazla sıkıştırmayın, yoksa nükleer silah kullanırız" demeye getiriyorlar.
Fütursuzluk ve aymazlık öyle had safhada ki, koca koca profesörler bile ekranlarda "Ben Rusya'nın yerinde olsam NATO ülkelerinden birine nükleer bomba atardım" diyebiliyor.
Oysa nükleer savaş, öyle bir nefeste ağızdan çıkacak bir kavram değil. Belli ki ilk nükleer bombaların düştüğü Hiroşima ve Nagazaki'de yaşanan tarifsiz acılar çabuk unutulmuş. Öyleyse, bundan 20 yıl önce yazdığım şiir bir şeyleri hatırlatır diye umuyorum...

HİROŞİMA
Her gün gibi bir gündü,
Yıl: Bindokuzyüzkırbeş
Gelip kustu zehrini,
O çelik kanatlı kalleş.
Tenim sarıydı benim,
Döndü birden kızıla.
Cehennem değil bu yer;
Talihsiz Hiroşima.
Denizler, balıklara
Ağaçlar, yeşile küstü.
Ceninler, rahme değil
Kara toprağa düştü.
Kan çağladı memesinden
Anaların süt yerine.
Bebeler sakat doğdu
Yıllarca, silsileyle.
Açılan derin yarayı
Zaman bile dikemeyecek.
İnsanlık bu utancı
Ruhundan silemeyecek

Mazlum zalim olursa...
National Geographic'de yeni bir tarih belgeseli başladı. Adı, Hitler'in Batı İstilası... Alman diktatörün kişisel hırsları yüzünden dünyayı nasıl topyekun bir savaşa sürüklediği anlatılıyor. Zamanlaması da doğrusu pek bir manidar.
1941 sonbaharında zulüm gören bir halk var. Uzaktan füze ve top atışlarıyla vurulan... Evlerini uçakların bombaladığı... Geceleri sığındıkları metro tünellerinde doğum yapan... Çoluk çocuk savaştan kaçmak için çıktıkları göç yollarında hayatlarını kaybeden... Bir lokma ekmeğe, bir tek patatese muhtaç kalan insancıklar... Peki kimdi onlar? Nazi çizmeleri altında inim inim inleyen Ruslar...
Böylesine bir acı yaşamış Rusların, 80 yıl sonra komşu halk Ukraynalılara aynı zulmü reva görmesi hangi akla ve vicdana sığar?
Tarih tabii ki tekerrür edecektir. Ders alınmamışsa eğer...

Gaf'let kürsüsü
YouTube kanalında gençlere uyuşturucudan sakınmaları için öğütler veren Samsunlu muhtar Erdoğan Desteci, iki arkadaşıyla birlikte bulunduğu aracın içinden 33 bin hap çıkınca uyuşturucu ticareti yapmaktan tutuklandı.

Zap'tiye
İngiliz gazeteci üç çöp poşetine GPS (Uydu Yer Belirleme) cihazı yerleştirmiş. Poşetlerden ikisi Adana'ya gelmiş. Acılı Adana out, ÇÖP Şiş in!..

Ne demiş?
Kanalizasyonda yakalanan hırsızdan müthiş savunma: "Ben oraya yüzmeye girdim. Derin suda herkes yüzer. Mesele kuru yerde yüzmek."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA