Türkiye'nin en iyi haber sitesi
SONAT BAHAR

Sanat unutmaz unutturmaz

Depreme dair gözünün önünden gitmeyen kare hangisi deseniz hiç düşünmeden, 128 saat sonra enkazdan sağ olarak kurtarılan bebek derim. O ıslak güzel gözleri, minik dudaklarındaki gülümsemeyi günlerce düşündüm ben... Adını Umut koydum onun kendimce... Rüyalarımdan çıkmadı o bebek. Sürdürülebilir sanatın ülkemizdeki en yetenekli temsilcilerinden Deniz Sağdıç'ın da çıkmamış belli ki...
Ve altı günde sadece iki saat uykuyla, on binlerce kağıt atığı tek tek yapıştırarak bu bebeği bir sanat eserine dönüştürmüş. Bu depremi ve bu bebeği hiçbir zaman unutmayalım diye!
Böyle süreçlerde en çok sanata sığınıyorum ben; kitaba, resme, müziğe... Sanatın zarifliğine, derinliğine ihtiyacım oluyor çünkü...




GEÇ KALMADIK MESAJI
Bu yüzden Deniz Sağdıç'la uzun uzun telefonda konuştum, bu bebekten neden etkilendiğini sordum. Çok çarpıcıydı sözleri, dedi ki; "128 saat boyunca iki aylık bir bebek bir enkazın altında yaşayabiliyor ve çıkarılıyorsa, bu bir mesaj! Geç kalmadık mesajı... Her şeye yeniden başlanabilir, bu sefer ruhlarımızı, zihinlerimizi, bakış açımızı, her şeyimizi değiştirirsek, yaptığımız işi özenle, intizamla yaparsak iyileşiriz diye düşündüm."
Kağıt atıklarından yapmış bu resmi Deniz Sağdıç. Çünkü bilgi, beceri, donanıma dikkat çekmek istemiş. On binlerce parçayı tek tek yerleştirmiş. Bu bir umut resmi diyor, "Eğer o bebek korkuyla karışık küçük bir tebessümle hayata 'merhaba' diyebiliyorsa, biz de kendi işimizi zarafetle, incelikle, özenli yaparsak sonuç güzel olacak mesajını veriyorum" diyor.

ESERİN GELİRİ ÇOCUKLARA
Mesele de bu sanki. Zarafet, incelik... Nasıl da unuttuk bunları...
Deniz Sağdıç'ın resmi şu an atölyesinde. Onlarca koleksiyoner talip olmuş. Bunlardan biri toplumsal olaylara dair eserler toplayan ve ileride bunlardan bir müze açmak isteyen önemli bir koleksiyoner. Ama sanatçı bu eseri herhangi bir koleksiyonere vermek istemiyor.
Sağdıç, "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın evlat edinme süreçleri ve bu çocukların korunmasına yönelik çok ciddi çalışmalar yaptığını biliyorum, bu eserin gelirini oraya bağışlamak istiyorum" diyor.
Hatta eserinin, kurulması düşünülen Afet Bakanlığı giriş duvarında sergilenmesi de hayallerinden biri. "Hiç unutmamak için daha güzel bir yer düşünemiyorum" diyor, haklı...
Daha iyi bir fikir olamaz bence...!




GİT NORMALLEŞ AMA BANA DUYAR KASMA!
Normalleşip normalleşmeyeceğimiz konusunda bile tartışabilen bir toplum haline geldik. Kimi "Ama böyle olmaz, hayat devam ediyor, hadi normalleşelim" diyor, kimi "Bi sakin ol, hemen hayata dönülmez" ahkamı kesiyor. Nerede tartışılıyor bu? Sosyal medyada. İcazet beklediğimiz yer orası. Kimse vicdanına sormuyor. Sosyal medyaya soruyor, normalleşelim mi, normalleşmeyelim mi!
Eyyyy ahali, sorun normalleşip normalleşmemek değil... Yeni normallerinizin ne olacağında!
Benim bu zamana kadar normal zannettiğim her şey depremle birlikte yıkıldı... Enkaz altında...
Mesela, sosyal medyada kendini dünyanın merkezi sanıp hayatının her dakikasını benimle paylaşmaya kalkanlara, Sporunu, yediğini, içtiğini, giydiğini, o çok şahane sosyal hayatını paylaşana tahammülüm yok.
Kimsenin hiçbir şeyini merak etmiyorum...!
Eğer gurme değilsen, yiyip içtiğin restoranlar ilgimi çekmiyor... Moda tasarımcısı ya da editörü değilsen, giydiğin umurumda değil...
Spor antrenörü değilsen, sabah akşam fitness yapıp terli suratını benimle paylaşmana izin vermeyeceğim.
Yani eğer bir konunun uzmanı değilsen ve uzmanlık alanın dışında çok harika zannettiğin yaşantını gözüme sokmaya çalışıyorsan artık seyircin değilim.
Ve sosyal medyada önce depremzede fotoğrafı, arkasından kuaföründen saç-makyaj karesi paylaşanları en hafif tabiriyle şuursuz buluyorum...
Canınız normalleşmek istiyorsa ikiyüzlülük yapmayın... Eğlenmek istiyorsanız, koşun gece kulüplerine sabahlara kadar dans edin.
Doymak bilmeyen ilgi açlığınızı nasıl tatmin ediyorsanız, öyle yapın. Ama bana duyar kasmayın!
Beynimizi uyuşturdunuz yıllardır! Yetti...
Türkiye Instagram'ı en çok kullanan ülke olmuş. Bence Instagram yıllarca bizi çok güzel kullanmış... Artık bir noktada dur demenin zamanı geldi bence.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA