Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Genellikle 2000 yılından sonra doğan 'milenyum' kuşağının bir diğer ismi 'z' kuşağıdır ki bu kuşakta yer alan tertemiz gençlerimiz endüstriye dönüşmüş ideolojik müziğin kapsama alanındadır.
X jenerasyonu (1961-1981) kuşağı ve Y jenerasyonu (1970 sonrası, 21. Yüzyılın ilk yılları) dıştan gelen ve ideolojik alt yapısına rağmen masumane takdim edilmiş her türlü akıma karşı geleneksel hacmiyle nisbeten karşı durabiliyordu. Bunlardan Y kuşağını oluşturan (1980-1999 kuşağı) ülkemizin yüzde 25'ini oluşturur ki bu kuşak gelenekseller olarak nitelendirilen (1925-1946) kuşağına göre daha sorgulayıcı, niçin sorusunu çokça soran bir anlayışın temsilcileri sayılır. Ancak içinde olduğumuz kuşak, daha doğrusu 14-17 yaş grubunu oluşturan gençlerimiz hiç de masumane olmayan Uzak Doğu orijinli bir müzik türünün dijital etkisindedir. Buraya katılan her kesimden gençler -muhafazakar ailelerin gençleri de dahil- hızlı ve analitik düşün dünyasına sahip olmalarına rağmen günden güne hızlı bir şekilde içe çekiliyorlar. Ailelerinden kopuyor, internet ve bilgisayarı yeni dünyalarının tartışmasız efendileri haline getiriyorlar. Bireysellik, içe çekilme, arkadaşlarına aşırı bağlılık, benmerkezcilik, mutlu ol yeter mantığı bu evlatlarımızı sarmalamış durumda.
Sorumluluktan kaçınıyor, aile ve akrabalık bağları zayıflıyor, din ve gelenekler onlar için hayatın en zayıf halkalarına dönüşüyor.
Bu müzik gruplarından en meşhuru ki adlarını yazıp da reklamlarının bir parçası olmak istemiyorum, 4-16 yaş grubunda 7 gençten oluşuyor. Bakımlı, temiz görünümlü saçları rengarenk, yüzleri temiz duran bu delikanlıları hayatımıza sektör müthiş reklamlarla bu delikanlıları hayatımıza pompalıyor. Bu grubun bireyleri ben sevdiğim için dinimi değiştiririm, yirmi yaşına kadar cinsiyetinizi seslendirmeyin, sadece mutlu ol yeter, gibi gençlere cazip gelecek formları belleğe işliyor ve onları bireyselliğe hazırlıyor.
Burada elbette bu ülkelerin bütçelerine akıl almaz ölçüde turist ve ekonomik katkı sağlanıyor. Mobil teknolojiyi de iyi kullanan ve dönüşüm formatlarına yatkı olan bu akıma karşı hazırlıklı olmalıyız.
Z kuşağından sonra gelecek kuşağı Alfa kuşağı olarak nitelendiren bazı araştırmacılar dünyayı fiziksel sınırlarıyla algılamayacak, her türlü iletişimi güçlü kullanacak, sanal dünyayı reel varlıktan daha sahici görecek, hayatını ve belki inancını teknolojiye entegre kılacak bu akıma karşı hazırlıklı olmamız gerektiğini fısıldıyorlar.
İnanç kodlarından sıyrılmış ve robotlaşmış, teknolojiyi doğru ve rasyonel kullanma yerine onu bütün hayatının esas cevheri kılacak bu kuşak daha az sorumluluk alacak çok tüketen bir formla karşımıza çıkabilir.
Resmin tümünü görmek lazım. Bütün bu değişimlere karşı, bunu doğru okuyacak, bilim ve teknolojiyi insanlığın yararına ve dürüst duyguların yapıcılığına dönüştürecek bir duruş sergilememiz gerekir. Robot insanı inşa edenin bir müddet sonra bu yapay zekaya esir olması nasıl bir felaket getirir bunu tahmin etmek zor değil.
Esas soru şu; Z ve kuşaklarının bu rüzgarına karşı dinin ve din alimlerinin sorumluluğu ve duruşu ne olacak bizler hala 'çorap üzerine mesh' konusunu mu esas gündemimiz yapacağız (ki bu konudaki fıkhi söyleme elbette karşı değilim. Ama fıkhin fer'i konusu tartışıldığı yerde kalmak ve bütün hayatı bloke etmemeli)
Biz her çağa ve her doktrine karşı yeterli cevapları olan bu Yüce Vahyin birer bireyi olarak bu savrulmalar karşısında nasıl bir söylem geliştirmeliyiz! İnsanlığın ve varlığın kurtarıcı mesajlarını ileten Hz. Resulullah (s.a.v.)'i bu kuşaklara hangi format ve formla sunacağız. Bunlara mı hazırlayacağız, yoksa hala birbirimizin kuyusunu kazmaya, dinlerarası diyalog safsatasıyla İslam'ı etkisizleştirme faaliyetlerine tuğla taşımaya ve Müslüman'ı peygambersiz, helal ve haramsız bir dine hazırlamaya devam mı edeceğiz. Sözüm elbette bu şerr tarafta olanlara...
En temiz dönemini en masum çağını yaşayan gençlerin dünyasına, onları kendilerine tutsak gibi alan bir dijital dünyanın baş döndürücü ekonomik, parasal sömürüsüne karşı uyandıracak inandırıcı bir yol çizmek zorundayız.
Ben kendi adıma ne yapabilirimin arayışındayım. Bence herkes düşünmeli.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN