Türkiye'nin en iyi haber sitesi
MELİH ALTINOK

İktidara değil Türkiye’ye muhalifler

2023 seçimlerinde ülkenin yönetimini devralmaya talip olan muhalefet çalışıyor...
Ana muhalefet, operasyon yiyince 15 Temmuz'u desteklediği bilinen Birleşik Arap Emirlikleri'ne sığınan bir mafya babasının videolarıyla gündemi şekillendirmenin derdinde.
Bir yandan da görülen duruşmasına katılmadığı için hakkında zorla getirilme kararı çıkartılan İstanbul İl Başkanları Canan Kaftancıoğlu üzerinden önümüzdeki günlere yeni bir hazırlık yapıyor.
Millet İttifakı'nın ortağı İYİ Parti'nin Genel Başkanı da meşgul...
Meral Akşener, geçenlerde bir gün önce Netanyahu'ya benzettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın memleketi Rize'deydi. Ne zamanlama ama değil mi?



Devrilmesi için demokratik siyasetin meşruiyet sınırlarının zorlandığı Erdoğan ise soğukkanlılığını kaybetmiyor.
Bu hengâmenin ve bel altı muhalefetin içinde, üstelik de pandemi fırtınasında gemiyi yüzdürmeye uğraşıyor... İşini yapıyor.
Dün de İstanbul'un ulaşım sorununa kalıcı çözüm sağlayacak en kritik projelerden biri olan Kuzey Marmara Otoyolu'nun eksik kalan son bölümlerinin açılışını yaptı.
Erdoğan'ın tören konuşmasında söylediği şu sözlerinin altını çizmek lazım:
"Çekilin önümüzden de şöyle rahat ve hızla çalışmaya devam edelim. Ülkemizin vaktini ve enerjisini içi boş çekişmelerle heba etmeyin. Suni gündemlerin peşinde koşmamızı sağlamak için her yolu denediler. Darbecilerden terör örgütlerine, ekonomik tetikçilerden çetelere kadar ellerine geçen her aracı bu doğrultuda seferber ettiler. Hamdolsun ne yaparlarsa yapsınlar başaramadılar, başaramayacaklar."
Elbette, iktidarı almak için her yolu mübah gören muhalefetin aklı sözle başına gelecek değil.
Ama inanıyorum ki farklı siyasi görüşlerden de olsa Türkiye müştereğinde birleşen sağduyulu çoğunluk, kısır çekişmeler yerine taş üstüne taş koymakla meşgul olan siyasetin hakkını teslim ediyor.
İleride tarih de verecek.

***

KORKUTMUŞLAR AMA BİR SOR NİYE KORKUTMUŞLAR?

The Telegraph'ta yayımlanan bir makale sosyal medyada elden ele dolaşıyor. Yazıda İngiliz bilim adamlarının pandemi sürecinde halkı bilinçli olarak korkuttuklarına dair itiraf niteliğindeki açıklamaları yer alıyor.
Siyasetçiler ya da panikten reyting devşiren medya bir yana...
Bilim adamlarının, hekimlerin manipülasyondan bir "koruyucu hekimlik" faaliyeti gibi bahsetmeleri tek kelimeyle "felaket".



"Ama amaç iyi, toplumun sağlığını korumak için yapıyorlar" mı diyorsunuz?
Peki ya pandemide bilinçli olarak korkutulan ve hayatı zindana dönen milyonların yaşadığı travmaya dair sonuçlar ne olacak?
Zaten psikolojik hastalığı olan ya da pandemi sürecinde pompalanan korku ikliminde rahatsızlanan milyonlarca insan "maliyetten" sayılmıyor mu?
Tamam, durun cevap vermeyin...
Psikiyatrların, psikologların bile "Biraz korku iyidir" tavsiyesinde bulunduğu bu akıl tutulmasında cevabınızı az çok tahmin edebiliyorum.

***

10 BİN ADIMIN ZARARLARI



Yıllardır bir 10 bin adım geyiğidir gidiyor ya...
Meğer bu günde 10 bin adım hedefi de 1965 yılında Japonya'daki bir reklam kampanyasının ismiymiş.
Harvard tarafından yapılan son araştırmaya göre, sağlık için tavsiye edilen günde 10 bin adım atmak "aşırılık"mış. Ve günde sadece 4 bin 400 adım atmak, ciddi hastalıklara karşı korunmak için yeterliymiş.
Hatta 7 bin 500 adımın ardından egzersizin faydası da düşüyormuş.
Harvard'ın açıklaması, pandemide 10 bin adım atamadığı için suçluluk duyanlara ilaç gibi gelmiş olmalı.
Bu arada içinizi rahatlatacak bir bilgi daha...
Danıştığım uzmanlar, aşırı yürümenin diz kapaklarına da çok zararlı olduğunu söylüyorlar.

Bu köşe yazısını aşağıdaki linke tıklayarak sesli bir şekilde dinleyebilirsiniz

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA