Türkiye'nin en iyi haber sitesi
OKAN MÜDERRİSOĞLU

Kudüs’ün İsrail’e verilme planı asla kabul edilemez

Başkan Recep Tayyip Erdoğan: Kudüs Müslümanlar’ın kutsalıdır. Açıklanan plan Filistinliler’in haklarını yok sayma ve İsrail işgalini meşrulaştırma planıdır. Bu meseleyi dünyaya anlatmaya devam edeceğiz

Bakanlarımız, vekillerimiz, kadın kollarımız deprem bölgesinde kimseyi aç ve açıkta bırakmamak için ne gerekirse yaptı. Ama Kılıçdaroğlu oraya gitmedi. Yalan zincirine yeni bir yalan ilave etti. Yattı, kalktı 'Parayı nereye harcadınız' dedi. Paralar hangi amaç için toplandıysa o gaye için harcandı

Başkan Recep Tayyip Erdoğan; Cezayir, Gambiya ve Senegal'i kapsayan Afrika seyahatinden dönüşünde uçakta gündeme dair kritik mesajlar verdi. ABD Başkanı Trump'ın açıkladığı plana sert çıkan Erdoğan, "Kudüs Müslümanların kutsalıdır. Kudüs'ün İsrail'e verilme planı asla kabul edilemez. Bu, Filistinlilerin haklarını yok sayma ve İsrail'in işgalini meşrulaştırma planıdır" dedi. İşte Erdoğan'ın değerlendirmeleri;

(Beyaz Saray'ın "yüzyılın anlaşması" olarak nitelendirildiği barış planı, -biz uçaktayken- Trump tarafından duyuruldu. Ankara'nın plana yaklaşımı nedir? sorusuna)
Sayın Trump'a telefon görüşmemizde, "Bu metni bize gönderirseniz, içeriğinde ne var görürüz, ona göre tavrımızı belirleriz" dedik. Önümüzdeki hafta Cidde'de İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı olacak. O toplantıya Dışişleri Bakanımız da katılacak. Bizim tavrımız belli. Kudüs Müslümanların kutsalıdır. Kudüs'ün İsrail'e verilme planı asla kabul edilemez. Açıklanan plan, barışa ve çözüme hizmet etmeyecektir. Bu plan Filistin ve Kudüs için yeni oldubittiler oluşturma gayretidir. Bu, Filistinlilerin haklarını yok sayma ve İsrail'in işgalini meşrulaştırma planıdır. Hangi girişim olursa olsun, bazı Arap ülkeleri sırtını dönse de biz Filistin'in ve Kudüs-ü Şerif'in hukukunu korumak için uluslararası kurumları harekete geçirmeye ve dünyaya bu meseleyi anlatmaya devam edeceğiz.

(İsrail'de Netanyahu'ya yakın aşırı sağ medyada Türkiye'nin güvenlik bürokrasisini hedef alan yayınlar var. Bugünlerde -Kasım Süleymani'nin ardından- MİT Başkanı Hakan Fidan da hedef gösteriliyor. Ne söylersiniz? sorusuna)
Eğer biz İsrail medyasına göre hareket belirleyeceksek vay halimize! İsrail medyası da istihbarat başkanımız için -imalı vurgu ile- böyle şeyler yazıyorsa doğru istikametteyiz. Hayırlı olsun!
Başkan Trump'la telefon görüşmemizde Libya'yı konuştuk ama sadra şifa konular değil. Sayın Trump, Elazığ, Malatya depremini de gündeme getirdi. "Ne yapabiliriz? Bizde depremlerle ilgili çokça alet edevat var, gönderebiliriz" dediler. Biz de "Çok teşekkür ediyoruz, biz bu aşamaları aşmış vaziyetteyiz" dedik. Konuşmamızda Sayın Trump, "Ekonominizin çok iyi bir noktada olduğunu duyuyorum. İkili ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılmasıyla ilgili çalışmaları hızlandırmalıyız" dedi.

'TÜRKİYE'YE İFTİRA AT, TUTMAZSA İZ BIRAKIR' ANLAYIŞI VAR: Uluslararası camiaya dedik ki "Siz hep Türkiye'yi karalama kampanyaları yaptınız. Biz ne yaptık? En önemli adım olarak El-Bab'da 3 bin DEAŞ'lıyı etkisiz hale getirdik. Burayı sükunete kavuşturduk. Türkiye DEAŞ'lıları yakaladıkça kendi ülkelerine gönderdi. Bunların içinde Alman, İtalyan, Fransız vatandaşları var. Hepsini evlerine gönderiyoruz ama bunların ülkeleri, bunları takip etmiyor ki. 'Türkiye'ye iftira at, tutmazsa iz bırakır' anlayışıyla lekelemeye çalışıyorlar ama biz de görevimizi yapacağız, dik duracağız. Şu anda Türkiye DEAŞ'ın üst düzey kişilerini yakaladı.Şu anda, Bağdadi'nin kız kardeşi, eniştesi, damadına kadar yakaladık. Bunlar elimizde. Bunların reklamını yapalım diye bir derdimiz de yok. Dünyanın DEAŞ noktasında oynadığı oyun çok açık ve net. Mesela 'cezaevi' dediler. Onlar cezaevinden başka her şeye benzer. Ondan sonra bir kısmını parayla, bir kısmını farklı düşüncelerle serbest bıraktılar.

YERLİ VE MİLLİ ADIMLAR ATMASAYDIK TERÖRLE MÜCADELEDE ÇÖKERDİK: Eğer biz savunma sanayisinde yerli-milli adımları atmamış olsaydık, şu anda terörle mücadelede çökerdik. Niye? Çünkü ne ABD'si ne de başkası, "Türkiye'nin şöyle bir derdi var, biz bunlara gereken desteği, yardımı verelim" diye bir gayretin içine girmezdi. Her geçen gün ileriye gidiyoruz, gideceğiz.

YA UÇAĞI YA PARASINI VERECEKLER: S-400 bitmiş iş. F-35 ABD'nin bizi ortak yaptığı ve birçok parçasını bizden aldığı uçak. 5 tanesini bize vermişlerdi. Daha sonra gönderilmemesi kararı alındı. Şimdi olay nereye geldi? Ya bu işin parasını bize verecekler ya da uçağı verecekler. Parasını vermiyorsa da dünyada bu işin dibi kurumadı. Başka yerden de bulur alır, kendimiz yaparız. Çalışmalarımız, ortak girişimlerimiz var.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, 130 yılda 5 milyondan fazla Cezayirli'nin Fransızlar tarafından öldürüldüğünü söyledi. "Bana bunun belgelerini gönderirseniz, memnun olacağız" dedim. Fransa Ruanda da katliam yaptı. Bunu bir (Fransa Cumhurbaşkanı) Macron bilmiyor. Macron'a söylediğimiz zaman kendisi "tarih dersi mi veriyoruz?" diyor.

BAY KEMAL'DE DEPREM BÖLGESİNE GİDECEK RUH YOK

(Sayın Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin yardımlarını anlatıp, "Deprem vergileri nereye harcandı?" dedi. Bu tavra ne dersiniz? sorusuna) Bu adamın doğru söylediği bir şey yok. Yalanlar zincirine yeni bir yalan ilave ediyor. Kılıçdaroğlu'nun ne kabinemizi ne bölgede çalışan milletvekillerimizi falan ağzına almasını yakıştıramam. Sivrice depremine CHP'li belediyeler ne kadar yardım yapmış bunun üzerinde duracak değilim. Onların böyle bir derdi olamaz. Acaba kendisi oraya gitti mi? Gitmedi. Şimdi bundan sonra herhalde gider; ben söylüyorum ya... Niye gitmedi? Bu ciğer meselesi, ruh meselesi ondan... Bunda öyle bir ruh yok. Ben cezaevinden çıktığımda ilk gittiğim yer Sakarya, Düzce'ydi. Bütün oraları dolaştık. Bizim derdimiz var. Onun böyle bir derdi yok. Eğer bugün benim vatandaşım dayanışma için elinde ne var ne yok götürüyorsa, tek sebebi var: İnanıyor da onun için götürüyor. Bu hükümete inanıyor. İnanmasa götürür mü? Ben "Sizlere her şeyi veririm" diyor. Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde bir para hangi amaç için toplanmışsa bugüne kadar o gaye için harcanmıştır. Onun dışında bir yere bu paraları harcama gibi bir tavrın içinde olmadık, olmayız.

TEK YAPTIĞI İŞ ALDATMAYA ÇALIŞMAK: Şimdi bir kampanya daha başlattık. Önce vekillerle dedik ki, 'Biz buraya elimizden gelen desteği verelim. Herhangi bir rakam belirlemiyoruz. Kim ne kadar verecekse milletvekili arkadaşlarımız versinler. Bunları hesabımızda toparlayacağız sonra da grup başkanımız herhalde AFAD'a aktarma yoluna gidecektir. Bunlar ise yatıyor kalkıyor 'o parayı nereye, bu parayı nereye harcadınız?' Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da Bay Kemal'e bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok. Bütün bu harcamalar nasıl yapılıyor, bunlara bakmıyor ki... Bütün bu konutlar nereye yapılacak? Bunun tarih en büyük şahididir. İkide bir kalkıp gaziler ve şehitlerle alakalı şeyleri konuşuyor. Niye? Aldatırız. Yaptıkları iş bu.



ELAZIĞ'DA ŞEHİR HASTANESİ ÇOK CİDDİ İŞ GÖRDÜ

Elazığ'da Şehir Hastanesi gerçekten çok ciddi iş gördü. Hastalar oraya gelerek tedavilerini oldu. Gerek Elazığ'da gerekse Malatya'daki TOKİ'nin 400 kadar rezerv konutunu evsiz kalanlara, durumu acil olanlara dağıtmaya başlayacak. Şehir merkezlerinde gerek Malatya gerek Elazığ'da zemin etütlerini en ideal noktada yapacağız. Sonra da inşaatları başlatacağız ki bu 3-4 aylık, bilemedin 5 aylık iş. Amacımız şehir merkezlerindeki binaları da yapıp vatandaşların buralardaki konutlara taşınmalarını sağlamaktır. Kışı en az sıkıntıyla atlatmayı planlıyoruz.

DİYARBAKIR ANNELERİNİN ZİYARETİ ASİL BİR HAREKETTİ

Diyarbakır'daki annelerin bir kısmı deprem bölgesine gidecek kadar annelik duygusunu yaşamak istedi. Bu çok çok asil bir hareketti. Derdimiz bu annalere bir güvence temin edebilmek. 6-7'yi buldu dağdan gelen çocuklar. Yavaş yavaş çözülme başladı. Bunun gerisi de gelecek diye düşünüyorum. Akışına bırakamayız, takipçisiyiz. Teröristler kaçacak, biz kovalayacağız. Er ya da geç onlar değil, biz kazanacağız. Biz köşeye sıkıştıra sıkıştıra sonunda toparlayıp alacağız.

KORONAVİRÜS İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİR ALINIYOR

İdlib'de insanlar bu kışın soğuğunda bunlar çadırlarda duramazlar. Bunlara briket barınaklar yapalım. Bunları ben Sayın Putin'e de söyledim. Bu insanlar şu anda çadırlarda nereye kadar? Bunun için Esed'e söylenmesi gerekeni siz söylerseniz, bu insanları da biz konforu yüksek hale getirebiliriz. Onun için de biz bu işi gevşetemeyiz, kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğiz. Arzumuz bir an önce Rusya'nın rejime gereken uyarıyı yapmasıdır.
Sağlık Bakanımızın koronavirüs konusundaki temkinli açıklamaları şöyle: Türkiye içinde şu an herhangi bir sıkıntı söz konusu değil ama arkadaşlarımız oraya dayalı her türlü tedbiri alarak adımlarını atıyorlar. Ancak Çin'de de 25 kadar Türk, 10 kadar da Azeri vardı. Onların Türkiye'ye dönme gibi arzuları var. 'Tedbirlerinizi alın, Azeri kardeşlerimizi de dahil edin. Karantinaya almak suretiyle bu kardeşlerimizi Türkiye'ye getirelim' dedik.



ORTADOĞU'DA MASADA BELİRLEYİCİ ÜLKEYİZ

Şu an itibarıyla Türkiye olarak biz Orta Doğu'da masada belirleyici ülkeyiz. Sağa sola yalpalayan ülke değiliz. Görüştüğümüz tüm liderler, İslam dünyasında da bölgede de Türkiye'nin konumunu kabul ediyorlar. Ama bu bizi rehavete sevk etmemeli. Hem madden hem manen güçlü olacağız ve mağdur, mazlum insanların imdatlarına yetişeceğiz.

İDLİB'DE BOMBALARI DURDURMAZSANIZ GEREKENİ YAPARIZ

Rusya ile gerek Soçi gerek Astana'da bazı görüşmeler, anlaşmalar oldu. Bu anlaşmalara Rusya'nın sadık kalması halinde, biz de aynı sadakatle yola devam ederiz. Şu an itibarıyla maalesef Rusya, Astana'ya da, Soçi'ye de sadık değil. Rusya, eğer biz birbirimize sadık ortaklar isek, tavrını belli edecek. Ya Suriye ile olan süreci farklı yürütecek ya da Türkiye ile olan süreci farklı yürütecek, bunun başka yolu yok. Arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşmeler yapıyorlar. Bu görüşmelerde de kendilerine 'İdlib'de bu bombalamaları vesaire durdurdunuz, durdurdunuz, durdurmadığınız takdirde bizim artık sabrımız tükeniyor. Bundan sonra ne gerekiyorsa biz de bunu yapacağız.' diye ifade ediliyor. Halep'ten bizim tarafa atışları var. Bunlara biz bir yere kadar sabrederiz ama ondan sonra da biz göbeğimizi keseriz. Biz, bir şeyleri kapma gayretinde değiliz. Bir şeyleri alma, toprak kapma gayreti yok bizde. Biz oradaki mazlum insanları kurtarmanın gayreti içerisindeyiz. Ruslar "Teröristlere karşı mücadele ediyoruz" diyor. Kim terörist? Kendi toprağını savunanlar mı terörist? Bunlar direnişçi. Şu anda bunlara sorarsan Türkiye'deki 4 milyon Suriyeli de terörist. Bunlar nereden kaçtı geldi? Esed'in zulmünden kaçtı geldi.

FETÖ'NÜN FARKLI KİSVELERE GİRME ÇABASINA KARŞI UYANIK OLMALIYIZ

Başkan Erdoğan, Bosna Hersek'in Stav dergisine mülakat verdi:
FETÖ'nün eğitim, kültür, sivil toplum gibi farklı kisvelerle varlığını sürdürme çabalarını aslında yeni terör eylemlerinin hazırlığı olarak görmek gerekir ve bu tür faaliyetlere karşı her daim uyanık olunmalıdır. Şimdiye kadar dost ve müttefik 18 ülkede 219 okul Maarif Vakfı'na devredildi.
Gazze'deki kardeşlerimizin yükünü hafifletmek için gayret gösteriyoruz. Katar da katkı sunuyor. Ancak Müslümanlar hala dayanışma içinde hareket edemiyor. Bu dağınıklık zalimlere cesaret veriyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA