Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Sürekli birileri için 'satılık, sattın' gibisinden konuşanların 'hayatlarının satışıyla' ilgili bir dertleri olduğuna inanırım. Ruhunda kalbine biçtiği fiyatı arayıp duranların ve yalnızlığı sürüden kopma endişesi ile yaşayanların paniğidir çünkü bu. Biz uzak duralım en iyisi.
Fikri yalnızlıktan korkmayalım...
Siz alıngan insandan korkun. Alıngan bencildir, kendi ruh tünellerinde kaybolmuştur. Vereceği yoktur, hep alacaklıdır! Bu bir sufi örfüdür. Örfe uymalı, nasihati unutmamalı.
Öte yandan kendi halinde yaşayan insanın başına her şey geliyor. İkbal ve makam peşinde değil küçük hayatlarını idame ettirme peşindekiler korunmasız bir hayat yaşıyor. Sıkılıyor, bunalıyor ve en sağlam mevkie, Allah'ına sığınıyor.
Olan biteni gözleyemeyenler de yeterince ilgi göstermedi diye bazen ona kırılabiliyor. Çünkü biliyorsunuz, 'İnsan insanı bilmiyor!' Buralar normal. Fakat kişi bir gün sabah bir uyanıyor; alnında güneş, ekmek kokusu... Şükretmenin ve hayatın sevinci kanat çırpıyor. İnsana ilim ve bir iki hakikatli dost gerçekten yetiyor...

***

Geçen gün çıktım gittim, şehrin seçkin ve de radyoaktif kafelerinde oturdum, insanlarıyla konuştum. Dertliydiler.
Yüzlerinden parça parça TV'lerin sıkıcı siyaset programları sarkıyordu.
Garsonlarla araları bozuktu, çok 'yükselmişlerdi'.
İçimden 'Aman!' diye geçirdim, 'Sakın tökezlemeyin, düşmeyin, maazallah tepelerden düşmek eşekten düşmeye benzemez, kırmayın bir yerinizi'.
Gözler baygındı. Mühim biri olmanın sarhoşluğu. Biri, "marka oluyorsun" dedi bana. İçimde derbeder bir delikanlı 'Tövbe' diye ayağa kalktı ama kimseye çaktırmadım. Elitler üstüme sinmiş Karakafa kokusunu duymadılar neyse ki. Beni dışarı attırabilirlerdi.
Asansörün tekinde birini gördüm, yüzündeki nükleer öfke kırmızıydı.
Felsefeler, yeni kavramlar revaçta bir restoranın şık menüsü olaraktan havada uçuştu, kuşlara iyi gelmedi fakat bu! Onlar göç yollarını karıştırdı. Ben de tuvaletlerdeki çeşmeleri nasıl açacağımı karıştırdım.
Sosyalleşmek denen şey beni çok sıkmıştı. Biz böyle kenarda iyiydik!
Ağaç iyiydi, sokaklarda uyuklayan kediler iyiydi. İğde iyiydi. Neyse sonunda soğudu sıkıntının teri...

***

Asabı bozuk taallukat birbirini suçluyor. "Senin arkanda şu var, onun arkasında bu var" diyerekten. Demek ki herkes arkasında birini gizliyor ha?
Paranoya ile arkama dönüyorum! Bakıyorum, sadece gölgem. Oh...
Göz kırpıyorum gölgeme, öpücük gönderiyorum, böylesi güzel. Sonra sonbahar denizinin serin havasını içime çekiyorum.

***

Her dönemin baskın bir kültür grubu oluyor. Her dönem böyle bu. Bir tür tarikat. Network. Yuvarlak masa erbapları.
İçinde olmaz isen hayat zor. Olur isen, sen yoksun! Bu anlamda yalnızlık, her zaman kötü bir şey değil. İnsanı kuvvetlendiriyor. Bu da var.
Kendine ait bir dünyaya sahip olmak, ülkenle ayağa kalkmanı, milletinle kol kola girmeni engellemez. Kendini yalıtmandan değil, başka şeyden bahsediyorum!
Şöyle tefekkür ediyorum: Ne düşünürsen düşün, kimin yanında tavır alırsan al. Bir kartal gibi tek başına ve göbeksiz olmalısın. Göbek dediysem 'beyin göbeği' diyorum. Beynini hantallaştırmayacaksın.
Aklını arada bir yürüyüşe çıkaracaksın. Hava aldıracaksın...

***

Hayat ve edebiyat, yalnızlıkla başlamıştır.
İlham ilahidir elhamdülillah, o ayrı ama eser tek başına yazılır.
Bir tatlı derdim var, onu da paylaşmalıyım:
Ömrümce, çok uzun zaman fırtına biriktirdim. Şimdi onları terbiye edip ipe diziyorum. Güneşe çıkarıp şifalı cümleler kurmaya çalışıyorum.
İnsan diyorum, iddialarından kurtuldukça daha bir hafifliyor.
Ondandır belki de bilmiyorum, zatımı destansı bir ülkede, hayat denen şu olağanüstü akışa kalenderâne bırakıyorum...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN