Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ŞEBNEM BURSALI

İklim değişikliği ve korona

Emine Erdoğan'ın himayelerinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından başlatılan "sıfır atık" projesinin bir amacı da; "z kuşağı" dediğimiz genç nesildeki her 2 kişiden birini çevreci yapmak. Ve diğerlerini de çevre müfettişi olarak bilinçli gençler olarak hayata hazırlamak. Türk Ceza Kanunu'na getirilen bir ek madde ile çevreyi kasten kirletenlere hapis cezasının getirilmesi de, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden bakanlıklara ve belediyeler ile toplam 400 bin kamu binası ve özel kuruluşlarda atıklar için ayrı kutuların getirilmesi, masaların altında çöp kutularının olmamasının özendirilmesi de hep bu kapsamda. Emine Erdoğan'ın özel olarak başlattığı ve takip ettiği Sıfır Atık Mavi Projesi ile sadece yeryüzünde değil, denizlerin altında da atık bilinci yerleştirilmeye çalışılıyor. Amaç çok açık; toprağı, suyu ve havayı temiz tutmak ve gelecek nesillere temiz ve güvenilir yarınlar sunabilmek. Şimdi; konumuz korona iken nereden çıktı bu sıfır atık ve çevre bilinci diyebilirsiniz. Konu tam da korona aslında. Nasıl diyecek olursanız, hemen anlatayım;
Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, aynı zamanda BM nezdinde İklim Değişikliği Başmüzakerecisi. Bu konuda Türkiye'yi uluslararası tüm platformlarda temsil ediyor ve daha beş hafta önce bir etkinlikte yaptığı konuşmada aynen şunu söyledi: "Çevre kirliliği meselesi aslında sağlık meselesi, önleyici hekimlik meselesi. Eğer çevre kirli ise, su ve hava kirleniyorsa hastalıklar oradan çıkar. Son dönemde yeni bir hastalık çıktı. Önümüzdeki günlerde göreceksiniz, virüslerin üremesinin çevre kirliliği ile çok yakından ilgisi var."
Birpınar'ın yaptığı bu tespit sadece Türkiye için değil, sanayileştikçe ve geliştikçe maalesef çevre kirliliği konusunda çok kötü sınav veren başta gelişmiş ülkeler için de. Dünya genelinde iklim değişikliğinin olumsuz etkileri her geçen gün daha artarken bu sorun sadece devletlerin ve yerel yönetimlerin mücadele edeceği bir konu olmanın çok ötesine geçmiş durumda. Küresel riskler 2019 raporunda, iklim değişikliği ve doğal afetler ve olasılık sıralamasında ilk 5 risk arasında en üst sıralarda yer alıyor. Sanayi Devrimi'nden günümüze küresel sıcaklıklardaki yaklaşık 1 derecelik artışın sebep olduğu sonuçlar ortada. 2100 yılına kadar iklim değişikliklerinden en fazla etkilenen bölgelerden olan Akdeniz havzasında yer alan Türkiye'de sıcaklıkların 5 dereceye kadar artabileceğinin öngörüldüğünü göz önüne alırsak, başta sağlık ve gıda olmak üzere pek çok alanda yaşamı zorlaştıracak sonuçların doğmasının muhtemel olduğu görülüyor.
Bugün küresel bir sorun olarak yaşadığımız koronavirüs salgınının bu denli yaygın olmasının; iklim değişiklikleri ile doğrudan bir ilgisi olduğu görüşü bazı bilim insanları tarafından dile getiriliyor. İşte tam da bu noktada çevre bilincinin geliştirilmesi adına Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen sıfır atık projesinden başlayarak çevreye dair her proje; hem bugün hem de gelecek nesiller açısından çok kıymetli. Esas mesele, gelecek nesillere kullanılabilecek temiz su, toprak ve hava bırakmak. Bunun yaşadığımız ve yaşayacağımız sağlık başta olmak üzere bütün sorunlarla doğrudan ilgisi olduğunu unutmayalım.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA