Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hala "50 liraya lahmacun" yazmayı haber sanıyoruz..
Hala, "Beach Club" larda bin, iki bin liraya loca satılmasını eleştirince görev yapmış oluyoruz.. Hala, "Bir yazdık, Alaçatı gibi bir eğlence merkezinde sesi kıstırdık" diye kasım kasım kasılıyoruz.
Böyle içine kapanık, böyle dünyadan habersiz, böyle her yıl ayni şeyleri tekrar eden, hem de nasıl "Klişe" haberleri ve yazıları yazmak, nasıl gazetecilik oluyor?.
Çünkü hep diyorum..
Bu ülkede çok şey yaptık ama gibi "Altın Yumurtlayan Tavuk"u bir türlü "Devlet Politikası" haline getiremedik. Gerek Ankara'daki genel, gerek bölgedeki yerel Turizm yöneticileri, bu aptalca ezberleri bozacaklarına, uymayı marifet sayıyor ve okur okumaz, kontrole koşup ceza yazıyor, hatta kapıyorlar..
Meslektaşlarım, artık öğrenin, ama lütfen öğrenin..
PRoje yazarları olarak, PR şirketlerinin davetlisi olarak dünyayı geziyorsunuz, bakın el oğluna ne yapıyor?.
Bir bakın yahu!. El kesesinden bedava yollara düşer, yer içer, hatta cep harçlığı bile alırken bir bakın ne olur?.
"1 liralık su 20 lira olur mu?." Olur.. O suyu içtiğin yerde yan masada ne bileyim gündemde ya, oturacaksa olur..
Bana Kazım Baba, 'ta öğretmişti.
İki gece üst üste iki restorana gittik, LA'de..
İkisinde de T Bone Steak ısmarladım. İkisinde de ayni et geldi. Ayni lezzette..
Bir gece evvel 12 dolar vermiştik. İkinci gece listedeki 60 dolar fiyatı görünce, Kazım Baba'ya sordum..
"Ne iş.. Et ayni et. Semt de ayni semt.." Yani ikisi de 'nde, öyle düşünün..
Dürttü Kazım Baba.. Yan masayı gösterdi..
"Bu California Valisi" dedi.. Sonra öbür tarafı işaret etti. Orada da üç Hollwood starı vardı.
"Burada" dedi, Kazım Baba "Fiyatları yediğin değil, kiminle yediğin belirler.." Yan masada Elizabeth Taylor'a rastlamak istiyorsan, 12 dolarlık steake'e 120 dolar ödemeyi göze alacaksın.. Yani..
Halk plajı bedava.. Ama bir ünlü ile karşılaşmak, bir star, bir yıldız, bir ikoncanla güneşlenmek istiyorsan, o zaman icabında bir locaya 2500 lira vereceksin.
Tatil yörelerinde de, büyük kentlerde de fiyat böyle ayarlanır dünyada dostlar..
Maliyete değil, havaya, ambiyansa ödenir, fatura..
O yerin dibine soktuğunuz Beach Clublarda çalışanlar da, adam gibi para kazanırlar. Günde 20 lira yevmiye ile şezlong dağıtmaz, hem iş verenden dolgun maaş alırlar, hem de büyük bahşişler..
Personel yani binler kazanır ve yaz aylarında kazandıkları o paralarla, bir sene boyu aile geçindirirler..
Yani işin bir de ekonomik, sosyal adalet tarafı var, azıcık, zerre kadar düşünürseniz..

***
Mikonos niye dünyanın tatil cenneti de, haritaya bakın, en az 10 Mikonos büyüklüğündeki Çeşme Yarımadası hiçbir şey değil?.
Çünkü Yunan, 1971 Rodos hamlesiyle beraber, Turizmi bir Devlet Politikası yaptı.. Yapan da, inanmazsınız, cunta.. Sonra çoğu ağır cezalara çarptırılan Albaylar Cuntası..
O başlangıç yılında Rodos'a gittim de biliyorum.
Adanın turizm müdürü bir Yüzbaşı'ydı. Rodos'ta bizim tüm Akdeniz'in en az on misli yatak vardı, turistler için.
Her yer doluydu, millet sokaklarda yatıyordu.
Bugün Mikonos efsane.. Binlerce ama binlerce Türk var, Ada'nın her yılki milyon turisti arasında.. Tonla da Türk gazetecisi.. Gittiler, baktılar, geldiler. Çünkü hiçbiri "Görme"ye teşebbüs etmedi.
Mikonos dünya eğlence merkezlerinden biri.. Dikkat buyurun. Dinlence, kuma uzanıp güneşlenme yeri değil.. Kumu değil, toprağı bile yok.. Balkona bir saksı çiçek koymayı düşünüyorsanız, toprağı Atina'dan geliyor.
Kayalık adada toprak bile yok..
Peki ne var?.
Devlet Politikası..
Devlet "Mikonos'a sadece eğlenmek isteyen gelir" demiş ve eğlenceyi düzenlemiş..
Kaldığım otelde kuş seslerinden başka şey duyulmuyordu.
İyi eğlenmek için, iyi de dinlenmek lazım, çünkü..
Eğlence ve dinlence bölgeleri planlanmış, ayrılmış..
Bizim bildiğimiz adam gibi romantik müzik yapan yerler, daha çok şehrin içinde, etrafında.. "Her şey dahil" diye rezil sistem olmadığı için şehirde yığınla da "Ünlü" restoran var, yer ayırtmadan gidemezsiniz.
135 desibel, uçağın aprona konarken çıkardığı sese yakın müziğe izin veren yerler ise eğlencenin merkezi, Beach Clublar!.
Beach Club!. Bildiğimiz plajdan farkı, hepsi organize..
Eğlence üzerine organize.. Kıyafet üzerine organize..
İsterseniz Çıplaklar Plajı var. İsterseniz, sadece üstü açıklara izin veren Toplesslar. İsterseniz alt üst şort mayolular. Herkes keyfine, mezhebine göre plaj seçtiği için herkes mutlu..
Plajlar da ayrılmış.. Bir gurup, güneş batana dek disko.. Pist hep dolu.. Dans etmeseniz bile güneşlenirken dans edenleri izliyor ve eğleniyorsunuz. DJ hep popüler parçalar çalıyor.
O plajda güneş batıyor, ama siz hala eğlenmek istiyorsunuz.. Kapıda taksiler, otobüsler.. Gece Plajları var, o saatte başlayıp gece yarısına disko. Onlar biraz daha uzakta merkezden..
Ama çılgın disko orda devam..
Gece yarısı.. Bitti. Ama orda bitti.. Siz güneşi doğurana kadar çılgınlık istiyorsunuz. Kapıda taksiler, otobüsler, Allahın unuttuğu yerde bu defa, güneş doğana, sabah olana kadar, 135 desibel müzikle disko..
Şimdi bu Ada'ya gitmez misiniz?.
Nasıl isterseniz, ne isterseniz, ne zaman isterseniz var..Ve de kimse kimseyi rahatsız etmiyor.. Kimse de şikayet etmiyor.
Minnacık Ada'da "Devlet" bu planlamayı yapmış..
Koskoca Çeşme/ Karaburun Adasına, ki dedim ya üzerine 10 Mikanos oturur, ne Turizm Bakanlığı, ne de bir düzenleme yapma zahmetine katlanmamış, eline desibel ölçen aleti alarak, yörenin tek eğlence merkezi Alaçatı'nın canına okumaya koşmayı marifet sanıyor, polisimiz ve belediye zabıtamız.
Herkes, her şeyi, her şey için şikayet ediyor.
İşte Turizm Bakanlığımız,işte Yerel Yönetimlerimizin Turizm anlayışı..
İşte Dördüncü Güç medyanın dünyadan habersiz, at gözlüğü ile her yıl tekrar tekrar yazdığı ezber haber ve yorumlar bu..
Çelebi böyle olur, bizde Turizm dediğin!.
Yunan Adaları'nın en büyük müşterileri neden Türkler, şimdi anladınız mı?.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN