Ahmet ve Celal Bey'in babaları Bedii Bey ile nasıl tanıştınız? Kendileri kolejden mezun olacağım senenin mahsulü... Bedii'yi ilk gördüğümde "Ağzı ve dişleri çok güzelmiş" demiştim. Ben de az değilim, sanki at alıyorum. Allah rahmet eylesin ama hakikaten dişleri çok güzeldi. Evli kaldığımız 18 yılın 15'i yoklukla geçti.
Aşkınız niye bitti? İşlerimiz 18 sene sonra düzelmeye başladı, kuruş görmeye başladık. Erkek parayı gördükten sonra ne yapar? Tabii evvela çapkınlık yapar değil mi? Bu da başlamış çapkınlığa ama ben hiç farkında değildim...
Sizden ayrılmak istediğini nasıl söyledi? Geldi bir gün, "Ben Gönül Yazar ile sevişiyorum, senden ayrılmak istiyorum" dedi. Ben de o Gönül Yazar'ı aldım, Batı müziği sanatçısı yaptım. Halen de çok güzel parçalarım vardır söylediği... Çünkü onun kabahati yoktu.
Çocuklarınız ne yaptı? Ahmet benimle kalmak istedi, Celal "Ben babama gideceğim" dedi. Gitti ama sadece bir gece kalabildi!
Çocuklarınız size düşkün müdür, nasıl bir ilişkiniz var? O zamanlarda değillerdi ama sonradan düşkün oldular. Şimdi ise şekerkaymak gibi bir ilişkimiz var.
Erkek çocuklar annelerine çok düşkündür derler ya... Hayır, ben onları çok korkuttum. "Ya bu evin kanununa uyarsınız ya da kapı orada" diyerek büyüttüm onları.
Erkek çocuk annesi olmanın zorlukları neydi, üstelik tek başınıza büyüttünüz çocukları? Elimde cennetten çıkma sopayla ben vardım. Celal çok yaramazdı ama rahat okudu. Ahmet zor okudu.
Biraz da tüm şarkıları aslında onun için yazdığınız büyük aşkınızdan bahsedelim... Nasıl bir aşktı bu, çocuklarınız etkilendi mi bu ilişkinizden? Evet, 40 yaşımdan 80 yaşıma kadar sürdü bu aşk. Çocuklar etkilenmedi çünkü bu durum onlara hiçbir şekilde yansımadı.
Neden evlenmediniz? İlk başlarda "Evleneceğiz" diyorduk ama onun boşanma davası vardı, çocukları vardı. Sonra da ne ayrılığı, ne de evliliği hiç düşünmedik.
Aşkı nasıl tarif edersiniz? "Aşk pişmanlık değildir" derler ama bana göre aşk, tabii ki de pişmanlıktır. "Nereden gördüm de âşık oldum ona?" diye yolum yolum yolunursunuz!
Hâlâ ilham geliyor ve şarkı yazabiliyor musunuz yoksa mutlaka bir aşk mı yaşamanız gerek yazmak için? Ben aşksız yapamıyordum da artık yapar oldum. Kalemi elime alırsam, yazmaya başlamam lazım ama o vakit de hayatımda birinin olması lazım.
Şimdiki şarkı sözlerini nasıl buluyorsunuz? Şimdiki şarkıları şarkı diye dinlemiyorum zaten. Sadece "Bakayım yine ne saçmalamışlar" diyorum. Bir tek Funda Arar'ın 'Senden Öğrendim' şarkısını beğeniyorum.
30 SENEDİR ÇOCUKLARI İLE AYNI APARTMANDA
CELAL ÇAPA (OĞLU)
Babamla çok genç yaşta ayrılmışlardı. Annem, hem analık hem babalık yaptı. Hem otorite vardı, hem de ilgi.
Bu ikisini aynı insandan almak, ortaya karışık bir sentez ortaya çıkarıyordu.
Annemden bana dik başlılık ve eğlenceye düşkünlük geçti.
Eğlenceyle yoğrulduk, onunla büyüdük. Bütün aile hayatımız eğlenceli geçti.
Annemden aldığım en büyük öğüt; aile birliği...
Bizi, aile apartmanımıza yerleştirerek bütünleştirmeye çalıştı...
AHMET ÇAPA (OĞLU)
Hayatımın üçte ikisi Avrupa'da geçtiği için annemin 40 yaşından sonra yaşadığı aşkla hiç ilgim olmadı. Ne kıskandım, ne sevindim...
Benim için sadece annemin bir ilişkisi vardı ve o adamı seviyordu.
Annemdeki yazı yeteneği bende yok. Ondan sadece müzik geçmiş; gitar çalıyorum ben...
NÜKHET ÇAPA (GELİNİ)
Fikret Hanım, kayınvalide değildir, kesinlikle annedir. Ben hiç ona kayınvalidem gözüyle bakmadım, hep anne-kız olduk.
Onu çevir çevir oku, kitabın sonu gelmez.
Ondan açık görüşlü olmayı öğrendim.
Lise dönemimden itibaren onun şarkıları ile büyüdüm. Fikret Hanım'ı tanımazken bile 'Memleketim', 'Kimler Geldi Kimler Geçti'leri söylerdim.
ŞEBNEM ÇAPA (GELİNİ)
Celal ile evlendiğimde 21 yaşındaydım ve Fikret Hanım'ı 19 yaşındayken tanıdım.
İki tane erkek çocuktan sonra bir kız çocuk hasreti ile yandığı için beni de her zaman kızı olarak gördüğüne inanıyorum.
Aramızda hep çok güzel bir ilişki oldu. Hiçbir zaman klasik gelin-kaynana olmadık. 30 senedir evliyim ve 30 senedir de aynı apartmanda oturuyoruz.
Fikret Hanım çok açık ve modern görüşlü biridir. Onunla her zaman derdimi paylaşabildim. Çok farklı bir ilişkimiz olmuştur bizim. Ondan hayatı öğrendim...
Celal annesinden çok çekinir ve onu müthiş sayar. Güzel de bir ilişkileri vardır. Fikret Hanım, çocuklarıyla ilişkisinde o kadar güzel bir çizgi yaratmıştır ki; onlara hem arkadaş hem annedir.
EMRE ÇAPA (TORUNU)
Babaannemle hep çok iyi bir ilişkimiz olmuştur. Zaten doğduğumdan beri aynı apartmandayız. Babaannem hep bizim alt katımızda oturur. Sıklıkla ziyaretine iner, elini öperim. Birlikte televizyon izleriz.
Babaannemin en çok sevdiğim yanı, belki de genetik sebeplerle bana da aktarmış olduğu kalemi. Olaylara duygusal bakış açısı. Bunlar biraz bana da geçmiş.
Son dönemlerde, babaannemin yazdığı Semiramis Pekkan'ın yorumladığı 'Bana Yalan Söylediler' şarkısı kulağımda çınlıyor. Eğlence mekanlarında onun şarkılarını dinlerken gerçekten çok gaza geliyorum.
Zaten o şarkılarda yapmacıklık yok, hepsi yaşanmış sözler...
ALP ÇAPA (TORUNU)
Babaanne-torundan öte biz anne-oğul gibiyizdir.
Her zaman çok yakın olmuşuzdur. Babaannem her şeyimizi bilir, her şeyimize karışır.
Bazen kafamıza bir şeyler atar ama genelde arkadaş gibiyizdir. Evlenmeyi düşüneceğim kız arkadaşımı tabii ki onunla tanıştıracağım.
Babaannemin her ortama uyum sağlayabilmesini çok seviyorum. Her olaya mantığı ile yaklaşır ve senin yaşadığın gibi düşünmeyi de bilir, üzerine kendi bilgilerini koyar. En sevdiğim şarkısı ise 'Kimler Geldi Kimler Geçti'...
CEYLAN ÇAPA (TORUNU)
Babaannemi biraz kendime benzetiyorum.
Özellikle de aşk konusunda. Ailenin aşk kadınlarıyız biz... Özellikle de uzun aşklar konusunda.
Aramız her zaman çok iyi olmuştur onunla.
Her şeyimi babaaannemle paylaşırım. Onun duygularına her konuda çok güveniyorum.
Onun en sevdiğim yanı; ailede hem kadın, hem erkek olması, yani güçlü olması...
Babaannemizin şarkılarını dinlerken onu yaşıyorum. Favorim; 'Haykıracak Nefesim'...
Öykü YAZICIOĞLU