Beş yıl önce çıkardığı 'Gazla Gitsin' albümünden sonra sesi soluğu çıkmayan Mansur Ark, 'Sen de Bizdensin' isimli albümüyle müzik piyasasına döndü. Kendisini 'R&Besk' tarzının temsilcisi olarak gören Ark, özel hayatı ve müziğiyle ilgili merak edilenleri anlattı.
Albüm yapmadığınız beş yıl boyunca nerelerdeydiniz?
Ben uzun zamandır Bodrum'da yaşıyorum. Onun haricinde yurtdışına gidip geliyorum. Yeni bir çalışmam olmadan piyasada görünmeye çalışan birisi değilim.
AİLE ŞİRKETİMİZ VAR
Müzisyenlerle konuştuğumda genelde albümden para kazanmadıklarını konserlerden kazandıklarını söylüyorlar. Peki, siz bu beş yıl boyunca nasıl geçindiniz?
Ben bu süre boyunca Almanya'da, Belçika'da konserler verdim. Bir de 'Marmara Metal' adında toptan ve perakende olarak masa ve sandalye üreten bir aile şirketimiz var. Şirket bünyesinde modern ve özel tasarımlarla üretim yapılıyor. Yurt genelinde hem toptan hem de perakende satışlar yapıyoruz. Müzik olmadığında da para oradan geliyor. Şirketimiz bir aile şirketi... İşin başında da eşimin babası duruyor. Ben halkla ilişkiler işlerine bakıyorum.
'Sen de Bizdensin' şarkısını yapmanızın özel bir nedeni var mı?
Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz ve şarkının içindeki öğeler aslında hepimizi anlatıyor. Sokaktaki insanlar neler hissediyorsa biz de aynı şeyi hissediyor, aynı şeyleri yaşıyoruz. Aslında şarkının içinde 'Ben de sizdenim' fonetik olarak güzel durmadığı için sözleri 'Sen de bizdensin' üzerine kurdum. (gülüyor) Şu ana kadar hiç olumsuz eleştiri almadım. Demek ki, bu şarkı hepimizin sosyal ekonomik ve ruhsal durumunu çok güzel yansıtıyor.
TİCARİ BEKLENTİM YOK
Yeni albümünüzün müzikal hayatınızdaki önemi nedir?
Benim için en önemli şey yaptığım her çalışmanın o anki güncel formata ve anlayışa uygun olmasıdır. Sözler zaman içinde her yaşam biçimine uyarlanabilir ama müziğe çok dikkat ederim. Bu albümün de müzikal hayatımın çok başarılı bir halkası olduğunu düşünüyorum.
Albümün satışları iyi gitmezse ne yaparsınız?
Şu an albüm satışlarımızın iyi gittiğini biliyorum. Ancak bu güne dek yaptığım tüm çalışmalarımda hiçbir zaman ticari beklentim ön planda olmadı. Tabii ki, emek veriyorsunuz, aylarca uğraşıyorsunuz. Ben de her sanatçı gibi albümüm beğenilsin, satsın ve hak ettiği değeri bulsun isterim. Allah'a inanan biriyim. Emek verilen her iş bir şekilde yerini bulur diye düşünüyorum. Ama bir tercih yapmam gerekirse her zaman 'çok beğenilsin ama az satsın'ı tercih ederim. Bunu samimiyetle söylüyorum.
BIDIKCAN BENİ PATRON SANIYOR!
Albümün ilk klibini Bıdıkcan isimli bir köpekle çekmişsiniz. Nereden çıktı bu fikir...
Aslını isterseniz Bıdıkcan benim köpeğim. Onu dört yıl önce eşimin babasına hediye olarak aldım. O dönemde evli değildik. Onların Fındık isimli köpekleri yeni ölmüştü. Ben de doğum gününde ona tekrar bir köpek almaya karar verdim.
Eşinizle evlenmeden kaleyi içten fethetmişsiniz yani...
Pek öyle olmadı... Babasına köpeği verince adamın bir anda yüzü değişti. Yeni bir köpek onlara Fındık'a ihanet gibi geldi ama sonra alıştılar. Ben Bıdıkcan'ı yurtdışından getirttim. Her şeyi anlıyor. Mesela eşimi mürebbiye, babasını kankası beni de patronu olarak görüyor. Klipte yaptığı kafa hareketleri birebir gerçektir. Ritim duygusu acayip olan bir hayvan o...
Peki Bıdıkcan nerede yaşıyor?
Bodrum'da bizimle yaşıyor. Bizimle birlikte dünyayı dolaşıyor. Portekiz, İspanya her yeri geziyor...