Süheyl ve Behzat Uygur Tiyatrosu, sene başından itibaren sahneye koydukları 'Tuhaf İkili'nin gördüğü ilgiden memnun. Eşlerinden ayrıldıktan sonra, zorunlu sebeplerle aynı evde yaşamaya başlayan iki yakın arkadaşın hikayesini anlatan Neil Simon'un 'The Odd Couple' adlı komedi oyununda, izleyicileri kahkaha krizine sokan Süheyl-Behzat Uygur'a sahnede Birol Engeler, Berat Yenilmez, Mustafa Önder Keskin, Özlem Gürler ve Zeynep Yaldız eşlik ediyor.
DOMUZ GRİBİ 'TUHAF İKİLİ'YE VIZ GELDİ
SÜHEYL UYGUR FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ
BEHZAT UYGUR FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ
'Tuhaf İkili'yi sahnelemeye nasıl karar verdiniz?
Behzat Uygur: Aslında bu 15 seneden beri düşündüğümüz bir projeydi. Karakterlerin ikisinin de boşanmış ve orta halli olmalarından dolayı o dönem rollere genç kalacağımızı düşündük. Her iki yılda bir 'oynayalım mı oynamayalım mı' diye düşünürken bu zamana kadar geldik ve nihayet 'yaşımızı aldık' diyerek oynamaya karar verdik.
İNTERAKTİF BİR OYUN
Oyunun doğaçlamaya açık bir yanı var değil mi?
B.U.: Sahneye koyarken tuluat yapmayalım dedik ama oyun o kadar müsait ki, bu gelenekten gelen tiyatrocular olarak daha fazla dayanamadık. İkinci oyundan itibaren tuluat yapmaya başladık. Mesela son oyunda Süheyl "yemek yapayım" diyecekken "analı kızlı yapayım" dedi; kopardı herkesi. Süheyl Uygur: O an aklıma geldi. Çok komik ama ya. Yok kayınvalideli gelinli, karılı kocalı gibi. (gülüyor) Seyircinin elektriği de çok etkiliyor. Bizi tuluat yapmaya, interaktif oynamaya seyirci de yönlendiriyor.
B.U.: Biz futbolcu gibiyiz. İyi tezahüratta coşarız. Boş tribüne oynamayı sevmeyiz. Tiyatrocular için, yerinde gülen anında tepki verebilen seyirci çok önemlidir.
SİMETRİ TAKINTIM VAR
Süheyl Bey, siz de gerçekten oyundaki gibi mikropları gitsin diye meyveleri çamaşır suyuna basacak kadar titiz misiniz?
S.U.: Yok ama muntazamımdır. Dağınıklığa gelemem. Sehpanın üstünde bir şey varsa onu hemen yerine koyarım. Sakinliği severim. Hastalık derecesinde olmasa da simetri takıntım vardır.
Behzat Bey siz de tam tersi oldukça pasaklı, savruk birini canlandırıyorsunuz. Nasıl hazırlanıyorsunuz rolünüze?
B.U: Bu oyun sebebiyle sakalımı hiç kesmiyorum bir kere. Oyun olduğu haftalar tırnaklarımı da kesmiyorum. Dişlerimi fırçalamıyorum hatta daha da kirletmeye çalışıyorum. Saçlarımın ucunu sarıya boyuyorum, sigara dumanından sararmış görüntüsü versin diye. Oyun sırasında yediğimiz cipsler var, onu üzerime falan sürüyorum. Olabildiğince pis görünmeye çalışıyorum. Kadın seyirciler inanılmaz rahatsız oluyor.
Kadın seyirciler Süheyl Bey'in titizliğinden rahatsız olmuyor mu?
S.U.: Tabii. İkinci perde özellikle Tekin'in arkadaşının evine yerleştikten sonraki tavrı, evi düzenlemesi, salonlarda galoş giydirmesi falan, sinir bozucu. Komedi de buradan çıkıyor zaten.
Örnek ikili durumundasınız. Anlaşmazlığa düştüğünüz olur mu?
S.U.: Fikir ayrılığı oluyor tabii, olmalı da. Behzat'la bizim bütün tartışmalarımız hep iş üzerinedir. Televizyon ve tiyatro dünyasında daha iyiyi bulabilmek içindir.
B.U.: Kendimizle barışık insanlarız. Eleştiriye farklı görüşe açığız. Tabii ki kardeşler arasında sorunlar olması doğal ama bizim bir misyonumuz var. Uygur Tiyatrosu geleneğini sürdüreceğiz. Bu gelenekte seyirciyle akraba olma durumu vardır. Bilinçli ve bizi akrabası gibi gören seyircimiz bizim kötü bir şey yapmamızı engelliyor.
Peki yerleşik düzene geçme konusunda çalışmalarınız var mı?
B.U.: Sabit ve kalıcı bir yer düşünüyoruz tabii ki. En büyük idealimiz tiyatro salonuna sahip olmak. Yapabilirsek burada sadece biz değil başka tiyatrolar da oynayacak. Maalesef tiyatro sahibi olan çoğu arkadaşımız, büyüklerimiz ağabeylerimiz salonlarını paylaşma konusunda cimrilik yapıyor.
KENDİ İÇİNDE MAFYALAR
Neden geri çeviriyorlar?
B.U.: Sanıyorum özgüvensizlikten kaynaklanıyor. Maalesef tiyatro dünyasında bazı insanlar tiyatrocuların birleşmesini engelliyorlar. Bu geçmişte de böyleydi, şimdi de böyle. Bazıları kendilerini çok farklı yerde görüyor. Prova yapmak için bile bize salonunu vermeyen tiyatrocular var. Çok iç acıtıcı bir durum ama biz oyunumuzu her yerde oynarız. Sokakta da oynarız ama takınılan tavır gerçekten trajikomik. Mesela Caddebostan Tiyatrosu, "Üç yıl doluyuz" dedi. Programı istedim, çıkartamadılar. Neden böyle yaptılar anlayamadım. Tiyatro da kendi içinde mafyalaşmaya doğru gidiyor.
"Tiyatroda para yok" gerçeği sizi hedefinizden saptırmıyor öyle mi?
B.U.: Tiyatroda ne zaman para oldu ki... Biz televizyondan kazandığımızı tiyatroya aktarıyoruz. Tamam, oyunlarımızı kapalı gişe oynuyoruz ama hesap kitap yaptığın zaman bize bir şey kalmıyor. Salon kirası, oyuncu parası, gazete ilanları, reklamlar diye baktığın zaman salonun dolu olması bir şey ifade etmiyor. Televizyondan kazandığımız parayla kültür merkezi yaptıracağız. Çalışmalarımız devam ediyor.
ŞEYTAN AZAPTA GEREK
Tiyatronuz için devlet yardımı alıyor musunuz?
B.U.: Devlet yardımına karşı çıkıyoruz. İstemiyoruz, gereksiz görüyoruz. Tiyatro salonu yapılsın, vergiden muaf tutsun, tanıtım desteği verilsin, yeter. Babamın bir lafı vardır: "Tiyatrocuya rahat iyi gelmez diye. Şeytan azapta gerek..."
'Tuhaf İkili' şimdi nerelerde oynuyor?
B.U.: Cumaları Göztepe Halis Kurtça Kültür Merkezi'nde, pazarları da Bahçelievler Kültür Merkezi'nde oynuyor. Cumartesileri de nerede yer bulursak... (Gülüyor)