Ben 'anane-babane-dede' konusunda çok şanssızım.
Ne yazık ki sadece anneannemi (anane demek çok daha kolay ve sıcak değil mi?) o da hayal meyal görebildim. Diğer aile büyüklerimse, ne yazık ki, ben doğmadan rahmete kavuşmuşlar.
Çok ama çok isterdim hayatta olmalarını, onlarla birlikte büyümeyi ve hâlâ yanımda olmalarını.
İşte, hem benim gibi nine-dede yokluğuyla bir yanı yarım kalmışların, hem de onlarla beraber büyüyebilme şansına erişmişlerin kalbine dokunacak bir film olmuş 'Çınar Ağacı'.
Biraz 'Yengeç Sepeti'ni, biraz Almodovar'ın 'Volver'ini biraz da 'Babam ve Oğlum'u hatırlattı bana.
Ve bundan sonra BKM'nin sadece gişe filmlerine değil, bu tür sakince kendi derdini anlatan filmlere yatırım yapmaya başlayacağının da bir işareti gibi geldi.
BKM'nin patronu Necati Akpınar'ı bu cesaretinden ve desteğinden dolayı tebrik etmek lazım. Ve, filmde ananesinin en iyi arkadaşı Barış'ı oynayan o ufaklığı da ilk gördüğümüz yerde lokum niyetine yemek tabii!