Geçtiğimiz hafta, Cüneyt Özdemir'in 'Meter ile Taner Cumhuriyeti' başlıklı yazısında 'Survivor'dan yola çıkarak, Turgut Özal sonrası apolitik gençlikle ilgili yaptığı tespitlerin çok doğru olduğunu belirtmiş, bir de küçük eleştiride bulunmuştum.
Eleştirim; Özdemir'in Taner'in, Meter'e seslendiği videoyu uzun uzadıya ekrana getirmesine ya da Meter'i konuk almasına dair değildi.
Sonuçta; Özdemir televizyonda popüler bir iş yapıyordu ve 'Survivor'ı gündeme getirmesinde hiçbir sorun yoktu.
Sorun, Özdemir'in Survivor adasına gidip aynı işi yapan gazetecileri hem yazısında hem de Twitter'da aşağılamasıydı.
NE? KANKA MIYIZ?
Özdemir'e çok basit bir soru sordum: "Madem eleştiriyorsun, neden Meter'i ekrana çıkarıyorsun; Taner'in videosunu dakikalarca ekrana getiriyorsun?"
"Sen de bir anlamda 'Survivor'ın reklamını yapmış oldun" diye yazdım. Özdemir de cevap niteliğinde öyle bir yazı kaleme aldı ki, beni, Cengiz Semercioğlu'nu ve Hıncal Abi'yi (Uluç) kanka ilan etti.
Birbirimizi sürekli övdüğümüzü iddia etti.
Yani Özdemir'in sadece "Mevlüt olayı yanlış yorumlamışsın, aslında benim yaptığım şuydu" temalı bir yazı kaleme alması gerekirken; Cengiz'e ve Hıncal Abi'ye olan nefretini boca etti.
Vallahi benimle de bir sorununun olduğunu bilmiyordum!
Belki de arada ben de kaynadım.
O kadar acayip bir yazıydı ki, 'su testisi' yazısına bile gönderme yapılmıştı.
Madem beni de topa soktun, o zaman geç kaleye Cüneyt!
Bir kere Cengiz, benim kankam değil... Hürriyet'te çalışırken bile kankam olmadı. Üstelik son dönemde Cengiz'i en çok eleştiren yazarlardan biri benim.
Yiğidi öldür hakkını yeme...
Son Galatasaray-Fenerbahçe maçında Cengiz'i gördüm, geldi sarıldı "Eleştirmen gereken yerde eleştir, bu senin gazetecilik görevin. Bir ara bir kahve içelim" dedi.
Yani, adamda ego sıfır.
ELEŞTİRİ KABUL ETMİYORSUN
Eleştirirsin de, översin de...
Bu işin raconu bu.
Ama Cüneyt, sen eleştiriyi kabul etmiyorsun. Bak, en küçük eleştiride bile nefretini kusmuşsun.
Birine taktın mı, bırakmıyorsun.
Cengiz'e de internet sitende, Twitter'da her fırsatta bel altından vuruyorsun, ayıp ediyorsun!
Hıncal Abi, ise hiç kankam değil.
Kendisiyle topu topu iki kere yüz yüze muhabbettim oldu. Birincisi tanışma faslıydı, ikincisinde ise bir konuda kendisinden görüş aldım.
Yani mesleğinde duayen olmuş bir yazarın, genç bir meslektaşının yazısını beğenmesi, "Bakın şöyle bir genç çocuk var, iyi yazıyor" demesi için illa kankası olmak gerekmiyor. Kim bilir belki de senin defterinde mutlaka kanka olmak gerekiyordur!
Ayrıca bu Hıncal Abi'nin tarzı... Mesleğinde belli bir yaşa gelmiş bir duayen olarak, birçok genç yazarı yüreklendiriyor. Eleştirmesi gerektiği yerde de hiç acımıyor!
Keşke her usta yazar onun gibi olsa, mesleki kıskançlıklara boğulmasa...
Yoksa benim Hıncal Abi'ye dair yazdığım 'Çılgın proje' yazısına mı takıldın?
Adamı Başbakan arıyor, sır gibi sakladığı projeyi sadece ona anlatıyor. Tüm Türkiye altı ay bu projeyi konuşurken, o hiç ipucu vermiyor.
Ben de "Çılgın projeyi, çılgın yapan Hıncal Abi'dir. Anlatsaydı projenin büyüsü bozulurdu" diye yazıyorum. Bir gazetecilik başarısına dair değerlendirme yapmama mı takıldın?
Sevgili Cüneyt, sana dair samimi görüşümü yazayım mı?
Çok büyük habercisin...
Her hafta bir bomba patlatıyorsun, etkileyici sunum tarzınla herkesi ekrana bağlıyorsun.
Televizyon aleminde Can Dündar'la, seni tek geçerim.
Birkaç kez de habercilik başarına bu sütunlarda yer verdim. Mesela; en son Libya röportajın büyük işti ama sizin televizyon dünyasında Hıncal Abi gibi bu röportajı takdir edecekler yok galiba.
Her neyse, ne sen, ne de ben övülme delisi de değiliz.
Önemli olan seyircinin, okuyucuların ne düşündüğüdür...
Yazında o kadar çok mayın döşemişsin ki, benim yazı uzadıkça uzadı.
Gelelim Dominik'e giden gazetecilere dair 'hanut' eleştirine...
'Hanutculuğu' savunacak değilim ama en büyük 'hanut' gezisinde bile önemli olan haber çıkarmaktır, yazacak bir şeyler bulmaktır diye düşünüyorum. Tabii senin de belirttiğin gibi reklam kurbanı olmadan!
HERKES HATA YAPAR
Lakin senin ve Oray Eğin'in, dünyayı dolaşıp bitirdikten sonra 'hanut' eleştirileri yazmanıza çok gülüyorum, haberin olsun.
Gelelim 'su testisi' göndermene... Herkes hata yapar, hata yapanı linç etmek ise gazetecilere, yazarlara yakışmaz. Tekrar yazayım "Herkes hata yapar" Cüneyt...
Tıpkı senin ABD 4. Piyade Tümeni ile birlikte Kuveyt'ten Bağdat'a uzanan yolculuğunda olduğu gibi... Masum insanlar ölürken bir Amerikan tankında 'embedded' gazeteci olman, ABD ordusunun reklamını yapman gibi...