Memlekette ne olup ne bitiyor hiçbir fikrim yok! Ben bugünlerde kendi vatan toprağımda debeleniyorum. Alaçatı'daki fakirhaneyi yazlıktan dört mevsim moduna geçirmeye çalışıyorum. Tadilat diyeceğim ama ev sadece kolon ve kiriş kaldı, bildiğin yeniden inşa ediliyor. Üstelik ben ve manyak kedim Cacık halen içinde ikamet ediyorken. Üstelik bu sene atmosfer perileri pastırma yazını es geçip doğrudan kara kışa geçiş yapmaya karar vermişken... Çok şanslıyım canım, o tartışılmaz zaten! Ev bu haldeyken adam gibi git eşinin dostunun evine yerleş, işler bitince geri gel, değil mi? Hayır olmaaazzz! Ben toplum polisi gibi başlarında durmalıyım, her halta burnumu sokmalıyım. Sürekli fikir değiştirmeli, yıktırdığım bir duvarı, vazgeçip tekrar ördürmeli, sonra akşam istihareye yatıp sabah o duvarın tekrar yıkılmasına karar vermeliyim.
BEN ARTIK BİR DUVAR USTASIYIM
Ustaları delirtmeliyim... Hatta yaratıcı fikirlerimi beyan etmekten sıkılıp bizzat elime malayı almalıyım. Evet evet yaptım bunu. Ben artık bir duvar ustasıyım. Eline tuğlayı al, malayla harcı şöyle artistik bir hareketle karıştır, sonra pasta kreması gibi bir parçayı tuğlanın yüzüne, bir parçayı da duvara sür ve yapıştır! Bu durumda galiba ben artık mason oldum! Madem duvarcıyım, ustayım... Hatta bahçede kendi locamı kursam diyorum. Doğuya da şezlongumu yaysam ve ne kadar muhterem bir kişilik olduğuma kendi kendime kanaat getirsem. Alaçatı pazarından da o işlemeli önlüklerden taktım mıydı tamamdır. Tek kişilik tekke locası! Yaa ben az önce çok mu tinere maruz kaldım acaba? Gözümün önünden kanatlı küçük amele adamcıkları uçuşuyor. Düşüncelerim desen, gördüğünüz gibi birbirinden yaratıcı...
HEPSİ BİRBİRİNDEN DELİ
Bu arada normali kapımın önünden geçmez derim ya hep. Evde çalışan arkadaşlar da birbirinden deli. Beraber çok gülüyoruz. Dün ben dışarıdan malzeme kovalamaktan geldim. Baktım bir tanesi yan verandayı kırmış toprağı kazmış, içli içli duruyor. "Abla ya" dedi, "Bir heves kazdım ama hiçbir şey çıkaramadım." Ne o dedim bulamadın mı papazın altınlarını, tüh! Umut dünyası işte. 'Rumlar buradan giderken nasıl olsa döneceğiz diye küp küp altınları toprağa gömmüşler efsanesi' bu civarın en sevilen yalanı. Millet bahçesine havuz mavuz için yer kazdırırken çaktırmadan ustaları kolluyor. Aşağıdan bir şey çıkar mı diye... İşte böyle. Ben işimin başına döneyim artık. Duvar örmek birilerinin başına çorap örmeye benzemiyor. Haddini aşanlar olduğunda ikincisinde de fena değilimdir hani. Gerçi her şekilde bana yövmiye veren yok ya... Neyse, ben bir an önce şunu duymak istiyorum: "Harç bitti, yapı paydosss!"