
Cuma-cumartesi geceleri Beyaz-
Okan izlemeyeli çoook oluyor.
Arada denk düşüp kafamı içeri uzatıyorum; ne var, ne yok diye...
Ama öyle baştan sona izlemeyi bırakalı gerçekten yıllar oluyor.
Vakti zamanında çok izlemişim, ikisine de doymuşum belli ki...
Ama cumartesi akşamı; bizim deli bozuk kız çocuğu Ece Toprak'ı görünce 'Kingodisco'ya demirledim.
Ece hiç durmadan çalışan, yurt içi, yurt dışı kulüp partilerine koşturan, yaşına başına göre fena da para kazanmayan bir DJ...
Onu bütün Türkiye, yine Okan'ın programında; Yavuz Bingöl'e "Teşekkürler" derken tanıdı...
Değişik konuşma tarzıyla 'e'leri 'a' gibi söyleyince, olan olmuştu hani.
O günden sonra Okan, doğal hali eğlenceli olan bu genç kadını sık sık programına konuk etti. "
KONUŞMAN NİYE BÖYLE?
"Önceki gece de Ece yine kendi gibiydi. Hiperaktif, doğal, içten, komik, şeker...
Ama bir süre sonra, gerek stüdyodakiler, gerek telefon bağlantısı yapanlar; yok "Senin neden konuşman böyle?", yok "Sen normalde de böyle misin?" gibi abuk sabuk sorularıyla, Ece'nin yüzünü düşürdüler.
Çok sıkıldı, çok bozuldu, bir ara 'Ham Çökelek' isimli şarkı ve acemi berber tarafından biçimsiz alınmış kaşlarıyla ünlenen Atilla Taş'ın sataşmaları karşısında; adama "Uçmuş çökelek" falan dedi.
Ece onu tanımayanlara; sadece marjinallik olsun diye ne bulduysa giyen, kelimeleri yaya yuvarlaya konuşan, "Ben ne kadar da çılgın bir insanım" zorlamasıyla aykırı değil, sadece itici olmayı becerebilen yeni nesil sevimsizler gibi gelebilir.
Ama çok net söylüyorum, alakası yok!
Onu ekranda nasıl görüyorsanız, normal hayatında da aynı Ece...
Evet bildiğin deli! Ele avuca sığmaz.
Ama en azından sahte değil.
Üstelik çok da saygılıdır Ece...
Kendinden büyüklerle konuşurken, asla "Sen" değil, "Siz" diye hitab eder. Dedik ya kız çocuğudur diye; bir kaç yaş büyük olsa, insanların isimlerinin sonuna mutlaka 'abi'yi, 'abla'yı ekler.
Bir mekanda karşılaştıysak ve Öncel ablası ona "Fazla uçma Ece, bak o adamları gözüm tutmadı, sen gel bakayım benim yanıma" derse, hemen "Tamam" der, söz dinler. Çünkü birilerinin, ona bunu söylemesine çok ihtiyacı vardır.
Yolunu erken şaşırmış, çılgın bir martıdır o... Ve martılar; nasıl kuşlar aleminin sokak çocukları sayılırsa, o da tam bir fırlama sokak çocuğudur.
İçinin temizliğini, saflığını bildiğim için bende hep "Bu kızı alsam, koruyup kollasam, önce bir güzel detokslasam, sonra da sadece su içirsem, sağlıklı beslesem, etrafındaki yiyicileri kovalasam" hissi uyandırır.
Çok da sıkı bir hayvan hakları savunucusudur.
Hatta 'Panter Emel' idolüdür.
LÜTFEN YARGILAMAYIN
Allah'tan, anladığım kadarıyla; Okan ve ekibi onu doğru tanımış ki, programda kendisini koruyup kolluyorlar. Tacizlerden sakınıyorlar.
Gerçi o, kendini kimseye ezdirmez; çıkar, çatır çatır savunur.
Sonra eve gidince; oturur çocuk gibi ağlar durur, o başka!
Kısacası lütfen artık sadece kılığı, kıyafeti, konuşması, yaşam tarzıyla kendine benzemeyen insanları etiketlemekten, yargılamaktan, alay etmekten, bilip bilmeden eleştirmekten, aşağılamaktan vazgeç ey Türk halkı!
Hem inanca aykırı, hem çok ayıp!
Yapma artık bunu...