Film vizyona girdi. Neler hissediyorsunuz?
Seyircinin heyecanlanması için neler yaptınız peki?
Oyuncuları nasıl seçtiniz?
Filmin baş karakterleri olan 'Bekir' ve 'Oğuz'dan bahseder misiniz?
Askerliğinizi yaptınız mı?
Bu filmden sonra gözünüz korktu mu askerlikten?
İki askerin hayatta kalma mücadelesi diye özetlediğiniz filmde, esas olarak vermek istediğiniz mesaj ne?
Peki, filmde askerliğe özendirme söz konusu mu?
NE RAMBO GİBİLER NE DE KORKAK!
Yazarken ve çekerken askeri destek aldınız mı?
A.Ç.: Gerçekçi olmak için konuyu merhametsizce anlatmak lazımdı. Karakterler ne Rambo gibi olmalıydı, ne de korkak! Ben daha senaryoyu yazarken; askerliğini Şırnak'ta yapmış, jandarma özel harekât timinden tanıdıklarımla konuştum. Teknik açıdan çatışma sahnelerine büyük önem verdim. Gerçekçi olmak için ne yapmak gerekiyorsa yaptım. Filmdeki G-3'leri zımparalattım mesela çünkü düzinelerce askerin kullandığı silahlar parlak olamaz.
OKSİJENSİZ KALDIĞIM İÇİN ASTIM İLACI ALDIM
Filmi çok zor şartlarda çekmişsiniz...
A.Ç.: Erzurum'da çektik filmi. Halkın bize büyük desteği oldu. Kar kalınlığının 2.5 metreyi bulduğu yerler vardı. 3 bin 380 metreye kadar çıktık. Doğaya karşı mücadele verdik.
U.B: Biraz gerilla gibi çektik filmi. İlk tepeye çıkarken "Nereye geldik biz?" dedim. Oksijensiz kaldığımız için astım ilacı almak zorunda kaldım. Kurtlar, ayılar vardı. Başta ekip olarak az kişiyiz diye sitem etmiştik ama sonradan az olduğumuza sevindik çünkü daha sıkı bağlandık birbirimize, daha çabuk organize olduk. Ama bir daha Erzurum'da film çekmem, onu net söyleyeyim.
Ç.E.: Normalde spor yapan biri olmama rağmen, ben de çok zorlandım. İşin acı tarafı; bunu her gün yaşayan ve bundan şikayet etme lüksü olmayan insanlar var.
A.Ç: Bu şartları gördükten sonra oradaki askere daha fazla değer veriyorsunuz.