Peşin peşin söylüyorum; bu bir
'tükürdüğünü yalama yazısı'dır! Bir süre önce pilates hakkında verdiğim tavsiyeleri bir bir geri alıyorum çünkü... Modaya uyduk, gittik pilates yapmaya... O da yetmedi, kesmedi;
herkesi pilates yapmaya davet etmeler, bir beğenmeler, bir övmeler, bir tavsiyeler... Sana ne halbuki, değil mi? Isınmadan oyuna giren saha kenarındaki oyuncu gibi sahanın ortasında düşer kalırsın böyle! Başıma neler geldi, neler...
***
Olay anı: İki hafta önce cumartesi sabahı.
Çamaşır makinesine eğildim ve bir daha da kalkamadım. Belim kaydı. Hem de ne kayma... O ne korkunç bir andır Allah'ım, tarifi imkansız. Doğrulamazsın, dönemezsin, adım atamazsın, hareket edemezsin, zırıl zırıl ağlarsın sadece. Aklımda tek şey var;
telefonum salonda ve nasıl gideceğim oraya kadar? Sürünsem olmaz, duvarlara tutunsam olmaz! Son bir kuvvetle, ağlaya zırlaya ulaştım telefonuma. 'Başım ağrıyor hangi ilacı alayım Esra', 'gözüm bozuk hangi doktora gideyim Esra', 'check-up için nereyi tavsiye edersin Esra' diye beynini ütülediğim süper sağlık editörü Esra Tüzün hatta:
"Esra n'olur eve birini yolla, iğne falan yapsın..." Benim hıçkırıklarımı duyan Esra da panikte tabii. Beş dakika sonra: "En erken yarım saat sonra gelebiliyorlar, bekleyebilir misin?" Başka çarem mi var; kalkıp gidemeyeceğime göre! Allah korusun,
daha korkunç bir şey gelse başına, çoktaaan ölürsün! Kanka Oylum, yakınlarda bir yerlerde Allah'tan, uçarak geliyor hemen. Yarım saat sonra gelip iğneyi yapıyorlar ama dakikalar geçiyor bende tık yok! Benim bel oralı bile değil! Yapacak bir şey yok; sedyeyle indiriyorlar, ambulansla doğru hastaneye! Belimden kortizonlu iğneler yapıyor doktor, ancak o sayede yürüyebiliyorum ufak ufak. Sonra da ültimatomu veriyor:
"Fıtık olabilir, 20 gün raporlusun, sadece yatacaksın!" Raporu zar zor bir haftaya düşürüyorum; herkes öcü görmüş gibi bakıyor bana.
***
Neyse, hafta sonunu yatarak geçiriyorum. Sonra dost tavsiyesiyle, pazartesi ilk iş, dünyalar harikası bir fizyoterapistin kollarına atıyorum kendimi. EMAR çektiriyor kesin teşhisi koyuyor:
"Gayet kallavi bir fıtığın var canım!" "E, nasıl yaşayacağım bundan sonra ben?" Çok basit: Artık hayatımda soğuk pedler, sıcak su torbaları, sandalyem için havalı yastıklar ve fizik tedavi hareketlerim var.
Kesinlikle bir saatten fazla oturulmayacak, ağır kaldırılmayacak, eğilmek yasak, topuklu ayakkabı mümkünse giyilmeyecek, saatte bir o egzersizler yapılacak! Bir hafta işe gelemedim tabii. Gelemediğim gibi, değil yazı yazmak; popomun üzerine bile oturamadım. Hiç değilse pazar röportajlarını aksatmayayım derken; korkunç ağırlar içinde kıvrandım, durumu iyice ağırlaştırdım.
***
Pilatese neden b.k atıyorum peki? Başıma bunlar geldiğinde üç doktorla konuştum; onlar koydu teşhisi:
"Pilatese giden arkasından bize geliyor! Pilates bizim ekmek teknemiz!" Adamlar haklı; en son pilates dersinde belimin altındaki bir pilates topuyla 180 derece yatmaya çalışıyor, abuk subuk hareketler yapıyordum. Herkes de aynı hatayı yapıyor
; vücudumuzun hassas, zayıf noktalarını bilmeden her tür sporu denemeye bayılıyoruz. Isınmıyoruz, vücudu hazırlamıyoruz. Pilates eğitmenlerinin vücudu buna yatkın olabilir, iyi de bize ne oluyor? O yüzden işte, tükürdüğümü yalıyorum. Bir kez daha öğrendim: Bilip bilmeden tavsiye vermeyeceksin, kimseye ve hiçbir şeye kefil olmayacaksın! Bu kadar basit ve net.