Geçtiğimiz yıllarda atv'de yayınlanan 'Karadayı' dizisinde canlandırdığı 'Savcı' karakteriyle üne kavuşan Yurdaer Okur; hem dizilerde rol alıyor, hem de tiyatroda seyirci karşısına çıkıyor. Kurucusu olduğu Entropi Sahne'nin dört yılda kendi kitlesini yarattığını söyleyen Okur, "Ayda yaklaşık 3 bin kişinin etkinliklerimize katıldığı bir tiyatroyuz" dedi. Tek kişilik oyunu 'Ran'ı yazın New York ve Sydney'de de sahneleyeceğini söyleyen Okur; şehir dışında çekilen dizisi sebebiyle 5 yaşındaki kızı Suzi Nar'la çok fazla vakit geçirmemekten şikayetçi. Okur'la, oyunculuk serüvenini ve Entropi Sahne'yi konuştuk...
Önceki röportajımızda yoğunluktan dolayı kızınıza vakit ayıramadığınıza üzüldüğünüzü söylemiştiniz. Durumda bir değişiklik var mı?
Pek bir değişiklik olmadığı gibi bu konudaki sıkıntım daha da arttı. Kızım okula başladı, zamanının çoğunu okulda geçiriyor. Birlikte geçirdiğimiz zamanlar, en kıymetli zamanlarımız oluyor tabii. Kısa ama yoğun vakit geçiriyoruz, tatillerde acısını çıkarıyoruz. O benim işim gereği sürekli dışarıda olmama alıştı ama benim alışmam biraz zor. Neticede evladın, özlüyorsun tabii. Mesleğimizin en zor yanı bu sanırım.
AYDA 3 BIN KIŞIYI AĞIRLIYORUZ
Kurucusu olduğunuz Entropi Sahne, 4 yaşına girdi. Bu süre nasıl geçti sizin için?
50 kişilik bir tiyatromuz var.
'Yastık Adam' oyunu ile açtık.
Dördüncü yılımızda hemen
hemen her gün birçok tiyatro
grubuna, alternatif müzik gruplarına,
stand up gösterilerine ev
sahipliği yapıyoruz, sokağımıza
renk katıyoruz. Ayda üç bin
kişinin etkinliklere katıldığı bir
tiyatroyuz. 'Ebedi Barış' ile Türkiye
prömiyerini yaptık, sonra
'Boş Şehir' geldi. Bunlar çok iyi
prodüksiyonlar oldu.
Tiyatro yapmakla tiyatro sahibi olmak arasında ciddi bir fark var, öyle değil mi?
Tiyatro sahibiyseniz A'dan
Z'ye her işle ilgilenmeniz gerekiyor.
Hiç kolay değil destek
almadan kendi imkanlarınızla
prodüksiyon yapmak,
oyun çıkarmak, onları seyirci
ile buluşturmak, oyuncuları bir
araya getirmek... Geçen bu süreç
daha çok pişmemize neden oldu.
Tiyatroyu kurarken bunun uzun
vadeli ve meşakkatli bir iş olduğunu
biliyorduk.
'Ran' devam ediyor. Başka oyun sahneye koymayı düşünüyor musunuz?
Yeni sezona düşündüğümüz
iki proje var. Yakında provalara
başlayacağız. Yazın uluslararası
turne programımız var, hatta
kıtalararası diyebilirim. Sidney
ve New York şehirleri de programımız
arasında.
Son birkaç yıldır özellikle pek çok popüler isim, tiyatro sahnesine çıkmaya başladı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Ekonomik nedenlere bağlıyorum;
dizi sektöründe iş sayısı
bir hayli azaldı. Arz-talep meselesi.
Bu birtakım organizatörleri,
tiyatro yapımcılarını harekete
geçirdi. Ne kadar tiyatro yapılıyor
tartışılır; seyretmeden bir
şey söylemek zor. Gelip geçici
bir rüzgar olduğunu düşünüyorum.
ANADOLU DOLU HİKAYE
Dizilerimiz yurt dışında büyük ilgi görüyor. Ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Evet; Ortadoğu'dan
Balkanlar'a,
hatta Güney Amerika'ya
kadar Türk
dizilerine yoğun
ilgi olduğu ortada.
Bizdeki hikayeleri
anlatacak iyi senaristlerimiz,
oyuncularımız,
yönetmenlerimiz
var;
teknik olarak da
tüm dünyayı şaşırtacak
kadar iyiyiz.
El değmemiş birçok
hikayemiz var,
çünkü tarihimiz
var. Anadolu hikaye
dolu.
SAKALI KESİNCE HERKES GARİPSEDİ
Sizi sakal-bıyık ve nispeten uzun saçla görmeye alışmıştık. Ancak yeni diziniz için imajınız değişmiş. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Çok güzel yorumlar alıyorum.
Eski imajı benimseyenler
durumu başlarda
biraz garipsediler ama
yavaş yavaş alışmaya başladıklarını
görüyorum.