
Sevgisini de, nefretini de, öfkesini de abartmakta üstüne teba tanımayan bir milletiz.
Pireyi deve yapmaya, istisnayı genele yaymaya da bayılırız.
İnsanı böyle olan bir ülkenin; medyasının da farklı davranması beklenemez tabii...
Geçen hafta İzmir'de, Alsancak semtinde oturanları üzen bir ölüm yaşandı.
Seneler önce genç yaşta hayatını kaybeden ve 'Issız Adam' filmindeki 'Anlamazdın' isimli o meşhur şarkıyı ilk söyleyen Ayla Dikmen'le 23 yıl nişanlı kalmış Enis Berki, vefat etti.
Allah rahmet eylesin.
Dediğim gibi Berki, Alsancak semtinin çok yakından tanıdığı, sevip saydığı bir isimdi.
60'lı yıllardan beri hiç değiştirmediği giyim tarzı ve üstü açık Mustang'iyle ünlüydü. Ve tabii Ayla Dikmen'le yaşadığı aşkıyla...
Dikmen'e olan tutkusu, öldüğü güne kadar aynen devam eden Enis Berki; beraber oturdukları evin ne tek bir parça mobilyasını, ne de perdesini değiştirmeyerek, kendisini adeta o yıllara hapsetmişti.
Tıpkı; 23 yıl boyunca Dikmen'i altın bir kafese hapsettiği gibi!
BİRAZ SAKİN OLUN
Evet Enis Berki, Ayla Dikmen'i o kadar sevmiş, ona o kadar âşıkmış ki; onun tek başına veya bir arkadaşıyla dahi kapıdan dışarı adım atmasına bile müsaade etmezmiş.
Hayatı boyunca çalışmaya ihtiyacı olmamış, üretmemiş, gayrımenkul gelirleriyle oldukça rahat bir yaşam sürmüş Berki, nişanlısını 24 saat yanından ayırmazmış.
Tam 23 yıl... Alsancak'ın eskileri, Berki'ye duydukları sevgi ve saygının yanında, yıllarca Dikmen için gizliden gizliye ne kadar üzüldüklerini söylemeden edemezler zaten.
Neyse lafı uzatmayalım, toprağı bol olsun!
Berki vefat ettikten sonra basında kendisi için 'İzmir'in simgesi', 'Efsane ismi' gibi başlıklar atıldı. İşte ben bu noktada, bu başlıkları atan arkadaşları, biraz sakin olmaya davet ediyorum.
Bir insanın, koskoca bir kentin simgesi sayılabilmesi için; yaşadığı bölgeye çok önemli katkılar sağlaması lazım değil midir?
Sadece, yaşadığı biraz tuhaf, tutkulu bir aşkı, enteresan giyim tarzı ve bir de üstü açık antika otomobili var diye; o kişiyi, İzmir gibi bir kentin simgesi sayabilir miyiz?
Ölmüş gitmiş adamcağızın bu işte hiçbir suçu yok tabii...
Olay, tamamen dünyası ve kafası dar bazı kişilerin abartması...
'Alsancak'ın simgesi' desen, hatta oturduğu ve başka bir yerde asla görülmediği 'Mustafa Bey Caddesi'nin (ki biz İzmirliler oraya Mustabey deriz) simgesi' desen, istisnasız her akşam yemek yediği 'Tenis Kulüp'ün simgesi' desen tamam. Ama 'İzmir'in simgesi' derken, Allah'tan kendin için biraz izan iste...
Dört milyonluk koca şehri tek bir semte indirgeyip, tarih içinde bu zamana kadar İzmir için canı gönülden çalışmış, emek harcamış, elini taşın altına koymuş, gerçek simge isimlere haksızlık etme!
Çok rica edeceğim.