HOLDİNG ZİHNİYETİ MARKA RUHUNA ZARAR
Prada Group'un Versace'yi bünyesine katması yılın en çok konuşulan hamlelerinden biri oldu. Minimalist, entelektüel bir lüks diliyle tanınan Prada ile yüksek dozlu İtalyan ihtişamının simgesi Versace'nin aynı çatı altına girmesi sektörde soru işaretleri yarattı. Satın almanın hemen ardından kreatif direktör Dario Vitale'nin görevden ayrılması ise bu birleşmenin yalnızca finansal değil, yaratıcı açıdan da sancılı olacağının ilk sinyaliydi. Bu hamle, "Lüks markalar büyürken ruhlarını koruyabilir mi?" sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

YAPAY ZEKA VE COUTURE HENÜZ UYUMLU DEĞİL
Valentino'nun yapay zeka ile üretilmiş görselleri merkezine alan kampanyası, estetikten çok etik bir tartışma yarattı. Zanaatkarlık, insan eli ve duygusallık üzerine kurulu couture mirasının, AI ile anlatılması birçok kişi tarafından fazla aceleci bulundu. Şeffaflıkla duyurulmuş olmasına rağmen kampanya, lüksün insan dokusundan uzaklaşıp uzaklaşmadığına dair güçlü bir sorgulamaya yol açtı.

EGZOTİK DERİ DAVALIK ETTİ
Gucci cephesinde yıl, yalnızca yaratıcı yön arayışıyla değil, hukuki tartışmalarla da şekillendi. Marka, egzotik deri ürünlerinin etik kaynaklardan temin edildiği yönündeki iddiaları nedeniyle ABD'de dava edildi. Ekim ayında Illinois'te bir federal yargıcın davanın Gucci'ye karşı devam edebileceğine karar vermesi, lüks sektöründe sürdürülebilirlik söylemlerinin artık yalnızca pazarlama metni olarak bırakılmayacağını ortaya koydu. Ana şirket Kering davadan teknik gerekçelerle sıyrılmış olsa da, Gucci için bu süreç etik iddiaların ispatlanabilir olması gerektiğini acı biçimde hatırlattı.

SÜRDÜRÜLEBİLİR SAMİMİYET?
Sürdürülebilirlik, vegan deri ve hayvan hakları söylemiyle tanınan Stella McCartney'nin, 'fast fashion'ın sembol markalarından H&M ile iş birliğine gitmesi moda çevrelerinde tartışma yarattı. İş birliği erişilebilir sürdürülebilirlik argümanıyla savunulsa da, eleştiriler sertti: Hızlı üretim ve kitlesel tüketim üzerine kurulu bir sistem içinde sürdürülebilirlik gerçekten mümkün mü? Bu iş birliği sektörel bir çatlağı temsil ediyor.

İŞÇİ SÖMÜRÜSÜ SESSİZ LÜKSÜ VURDU
"Quiet luxury" akımının en güçlü temsilcilerinden Loro Piana, bu yıl adının karıştığı işçi sömürüsü ve tedarik zinciri soruşturmalarıyla büyük bir itibar sınavı verdi. İtalyan yetkililerin lüks moda markalarına yönelik denetimleri, zarif vitrinlerin arkasındaki üretim koşullarını görünür kıldı. El işçiliği ve kalite anlatısının, etik üretimle her zaman örtüşmediği gerçeği lüks sektör için rahatsız edici ama kaçınılmaz bir yüzleşmeydi.

GÜVEN KAYBI ZOR TELAFİ EDİLİYOR
Balenciaga için 2025, hâlâ birkaç yıl önce yaşanan çocuk istismarı iması içeren kampanya krizinin gölgesinde geçti. Marka o dönem yalnızca sert eleştirilerle değil, güven kaybıyla da karşı karşıya kalmıştı. Daha kontrollü iletişim, daha temkinli kampanyalar, daha sessiz bir marka dili ile marka yıl boyu bu itibar kaybını onarmaya çalıştı. Ancak bu örnek; lüks dünyasında tüketici hafızasının çok daha güçlü olduğunu ve güven kaybının kolay onarılmadığını gösterdi.

RENGİMİZ KOBALT MAVİSİ
Nihayet, tereyağı sarısı da resmen demode olmuş durumda. Yeşil ve pembe tonlarının ardından bu beyaz renk de popülaritesini yitirdi. Onlardan boşalan yerin adayıysa iddialı bir mavi tonu. Son aylarda kobalt mavisine doğru bir kayma fark ediyoruz. Bu değişime dair ilk ipucu; yaklaşık bir yıl önce Balenciaga, Chloé, Valentino ve Schiaparelli'nin defilelerinde bu canlı tonu kullanmasıyla geldi. Ve 2026 ilkbahar- yaz sezonu bu cesur tonun şöleni oldu. Victoria Beckham, Gucci, Tom Ford ve Valentino'nun yanı sıra Chanel de defilesinde bu rengi kullandı.

EN HIZLI BÜYÜYEN MARKA O OLDU
Lüks markalar arasında kan kaybedenler olduğu gibi hızlı bir büyüme yaşayanlar oldu. Bunlardan biri kesinlikle Chanel. Brand Finance'ın 2025 raporuna göre, Fransız lüks moda evi Chanel, değeri yüzde 45 artarak 37,9 milyar dolara ulaşarak en hızlı büyüyen lüks moda markası oldu ve lüks ve premium markalar arasında küresel olarak ikinci sıraya yükseldi. Louis Vuitton, yüzde 2'lik mütevazı bir büyüme kaydederek marka değerini 32,9 milyar dolara çıkardı, ancak dünyanın en değerli markaları arasında üçüncü sıraya geriledi. Hermes ise disiplinli kıtlık yaklaşımı, el işçiliğine dayalı konumlandırması ve deri ürünleri, giyim ve aksesuarlardaki istikrarlı talebi sayesinde dördüncü sıradaki yerini korudu.

LÜKS ÜRÜNLER ESKİSİ KADAR DAYANIKLI DEĞİL Mİ?
Yüksek rakamlara satılan ürünlerin hepsinin aynı derecede kaliteli ve değerli olduğunu beklemek büyük hata. CNN televizyonunda yer alan habere göre New York'ta yaşayan model ve influencer Wisdom Kaye, İtalyan moda markası Miu Miu'dan alışverişe gittiğinde ve 18 bin dolar harcadığını söylediği kıyafetlerle eve döndüğünde, bazı eşyaların gözlerinin önünde parçalanacağını beklemiyordu.

13 milyondan fazla takipçisi bulunan TikTok hesabında paylaştığı ve kısa sürede viral olan videolarda Kaye, markadan yaptığı alışverişleri sergiliyor. Eylül başında sosyal medya platformuna yüklediği ilk klipte yeni aldığı bazı ürünlerin paketinden çıkarırken nasıl parçalandığını acımasız bir şekilde anlatıyor: "Eve gelir gelmez her şey yırtıldı, kırıldı, bozuldu!"