
Pazar günü, 'Yetenek Sizsiniz Türkiye' yarışmasının yarı finalinde sahneye çıkan Aref, jüri üyelerini ve seyircileri hayretler içinde bırakan bir gösteri yaptı. İnternet sitelerinde izlemişsinizdir; özetle, jüri üyelerinin ve seyircilerden bir kişinin, canlı yayında akıllarından geçirdikleri şeyleri önceden tahmin etmiş ve bunları bir yere not etmişti Aref. Adı üstünde, ilüzyon; ama iki gündür ülke, bu ilüzyonun sırrını ortaya çıkarmak için çalışıyor. Önemli haber siteleri de dahil, birçok internet sitesi, işin sırrının, gösteri sırasında kullanılan kutuda olduğunu, hatta bu kutunun 3 bin dolara satıldığını manşet yaptı. Aklıma, zamanında David Copperfield'in ipliğini pazara çıkardığını zanneden Atilla Taş geldi. Hani içinde Atilla Taş'ın da bulunduğu 13 kişiyi sahnede yok etmişti de Copperfield; Atilla Taş gösteri sonrası, "Yok, bir yere kaybolmadık, bizi kuliste oturttular" demişti. Bir de bu ülkede bazı mesleklerin ağız tadıyla yapılmayacağı geldi aklıma. Yaptırmazlar çünkü...
UZMANI BOL COĞRAFYA
Bu memlekette ilüzyonist olunmaz. Bir kere bizde sahne sanatlarına katılımın amacı, aktiviteden zevk almak değil; açıklarını yakalamaktır. Dünyanın en ünlü sihirbazlarının gösterisi sonrası, Mandrake'nin ana haber bültenine çıkıp, "Arkadaşa verilen imkanın yarısı bize verilsin, biz bu şovların kralını yaparız" diyebildiği bir ülkedir burası... Teknik direktör de olunmaz mesela. Çünkü bu ülkede erkeklerin yüzde 90'ı, kadınların da yavaş yavaş artan bir yüzdesi, zaten teknik direktördür. Üstelik bu ülkede sadece futbolu bilmeniz yetmez. Saçınız başınız, kılığınız kıyafetiniz de düzgün olmalı; yoksa fena eleştirilirsiniz. Yumuşak huylu olursunuz, yaranamazsınız; agresif olursunuz, o da tutmaz. Zordur bu ülkede teknik direktör olmak. Üçüncü dünya ülkelerini bir kenara bırakıyorum. Bizden başka hiçbir ülkenin, ortalama bir evinin çekmecesinde, bir sağlık ocağının ihtiyacını karşılayacak kadar ilaç istif edilmez. Çünkü bizde ilaç bitirilen, bitirilmediyse de atılan bir şey değildir. Durur orda; boğazın mı ağrıdı, çek tombaladan bir antibiyotik. Bu ülkede eczacılık da yaptırmazlar ağız tadıyla; her ev bir ecza deposu çünkü. Doktorluk hadisesine hiç girmiyorum bile... Bu ülkede modacı da olunmaz. Ağız tadıyla iki metre kumaş diktirmezler adama; çünkü herkes modacı herkes 'şık-rüküş' uzmanı. Demem o ki, bu ülkede meslek seçerken dikkatli olacaksın. Çünkü bizde ekmek aslanın ağzında değil, tam midesinde. Bir meslek birliğine kayıtlı bir kişi varsa, o mesleğin eğitimini almamış ama kendini aynı seviyede gören 10 kişi vardır. Bizde oranlar böyledir; o yüzden, akıl sağlığını yitirmemek adına, suya sabuna dokunmayan mesleklere yönelmekte fayda vardır. Doğaya, çiçeğe, böceğe.