Siz bu satırları okurken, ben çoook uzaklarda olmasam da, çoook şahane bir yerde olacağım sevgili okur: Sevgilinin dizlerinin dibinde!
Çok şükür; benim manitanın epey geç kalınmış askerliği, gün itibariyle tamamlanıyor.
Aman ne zormuş bu iş!
Ve de insanın yaşadıkça görecekleri hiç bitmiyormuş.
Kim derdi ki bu yaştan sonra asker yolu gözleyeceğim, "Baba yatar şafak atar", "Kalmış mı?", "Şafak sıkıştırması" gibi bir takım asker jargonuna vâkıf olacağım...
Ve tabii bir de... Terör ülkesinde asker yolu gözlemenin çok ağır travması var.
Doğunun doğusunda, sınırda askerlik yaptı Kerem...
Bu zamana kadar zaten her şehit haberinde kahrolmuşum, sebep olanlara lanet etmişim, gözyaşı dökmüşüm ama bir yakının askerdeyken, olaya bambaşka bir yerden bakıyorsun.
Duyarlılık tavan yapıyor!
Duaların; bu kanlı savaşa zorla bulaştırılan her ana kuzusu için, yaşadığın coğrafyanın huzuru için daha da yoğunlaşıyor. Aylar, haftalar değil, günler geçmek bilmiyor. Paranoya insanı esir alıyor. Neyse bizim hasretimiz bitti. Allah insanoğlu denen arsız, tatminsiz, vahşi varlığa akıl versin.
Versin de hiç kimse; şu üç günlük dünyada, evladından, kardeşinden, yavuklusundan ayrılmasın.
Barış!
Her zaman, her yerde, herkes için, tek gerçek olsun...