Şimdi sıra ikinci yazıda... YouTube'da sadece Atatürk'e hakaret edilmiyor, birçok tarihi kişilik iğrenç hakaretlerin kurbanı... Şu an hayatta olan dünya liderleri için ise daha ağır hakaretler var. Buna bazıları 'ifade özgürlüğü' diyor... YouTube'u geçin, daha popüler bir örnek vereyim. Tüm dünyada ekrana gelen 'South Park' adlı çizgi dizide Hz. İsa'yı ne hallere sokuyorlar, izlediniz mi? Tabii ki, zekice, çok ince çizgiler arasında hakaret ve eleştiri birbirinden ayrılıyor... Fakat 'South Park'ın Türkiye versiyonu çekilse, emin olun çizerlerinin hepsi linç edilirdi! Birçok Batı ülkesinde Yahudilere dokunmadığınız sürece ifade özgürlüğünün sınırı yok. Pardon unuttum, Yahudi soykırımına karşı çıkmak ya da Hitler'i övmek de büyük suç. Haklılar, itiraz etmiyorum. Peki, bugünün gençliğine "YouTube mu Atatürk mü?" diye sorsanız ne yanıt alırsınız? Şimdi "Selanik'te Atatürk'ün evini yaktılar" diye bir söylenti çıksa, yapılacak gösteri yürüyüşleri azınlıkları linç etmeye kadar uzanır mı? Cevaplaması zor sorular değil mi? Asıl mesele, ilkokul seviyesinde zekaların hazırladığı Atatürk'e hakaret videolarını ciddiye alıp almamak... Büyük olasılıkla bu videolar görmezden gelinecek... Tıpkı Rusya'dan Google'a tıkladığınızda Putin'in kel fotoğraflarını görememeniz gibi... Başta da belirttiğim gibi YouTube tartışması, bence Türkiye'nin kırılma noktası... Kimse farkında değil ama eski ile yeni kuşak bu noktada büyük bir kırılma yaşıyor.