Hidayetü'l-Hayara kim tarafından yazılmıştır?

Tam adı Hidâyetü'l-ḥayârâ fî ecvibeti'l-yehûd ve'n-naṣârâ'dır. Müellif bu eserini, mülhid ve inkârcıların müslümanlara yönelttikleri bazı sorulara cevap vermek ve Hz. Muhammed'in peygamberliğini ispat etmek üzere kaleme aldığını söyler (s. 34-35).

Bir mukaddime ile altı bölümden meydana gelen eserin birinci bölümünde inkârcıların müslümanlara yönelttiği yedi soruyu cevaplandıran müellif Tevrat ve İncil'de Hz. Muhammed'in nübüvvetinin müjdelendiğini, ancak yahudi ve hıristiyanların bu gerçeği saklamak için kutsal metinlerinde tahrifat yaptıklarını belirtmiş, bu iddiasını Tevrat, İncil ve Kur'an'dan verdiği bilgilerle delillendirmiştir. Bu bölümde ayrıca Tevrat ve İncil'de meydana gelen tahrifin sebepleri üzerinde durulmuş ve bu husus her iki kutsal metinden örneklerle ispat edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Yahudilik ve bu dinin şeriatı hakkında bilgi verilmiş, Hıristiyanlığa ayrılan üçüncü bölümde bu dinin mevcut haliyle şirk anlayışı üzerine kurulduğu ifade edilmiştir. Öte yandan hıristiyanların dinlerinde yaptıkları tahrifata dikkat çekilmiş, aslında Hz. Îsâ'nın ilâhlık iddiasını reddettiği, kendisini bir beşer-nebî olarak tanıttığı, dolayısıyla teslîs inancının yanlış olduğu vurgulanmıştır. Eserin dördüncü bölümünde Hz. Muhammed'in nübüvvetinin önceki peygamberlerin nübüvvetini de ispat ettiği, buna göre hıristiyanların Hz. Muhammed'i inkâr etmeleri halinde Mesîh için de bir üstünlük ve nübüvvet iddiasında bulunmalarının mümkün olmayacağı ileri sürülmüş, yahudi ve hıristiyanların Hz. Îsâ hakkında verdikleri haberlere güvenilmeyeceği belirtilmiş, ayrıca hıristiyan mezheplerinin Mesîh'in tabiatı (mahiyeti) hakkındaki farklı inançları da aktarılmıştır. Beşinci bölümde, Hıristiyanlığın aslıyla ilgili bağlayıcı kararların konsillerde alındığı hatırlatılarak konsillerin önemi üzerinde durulmuş ve konsillerde alınan kararlar incelenmiştir. Eserin son bölümünde, Hz. Muhammed'in peygamberliği inkâr edildiği sürece hiçbir peygambere inanmanın mümkün olamayacağı hususuna bir defa daha dikkat çekilmiş, nübüvveti reddetmenin yaratıcıyı da inkâr etme ve hakikatleri görmeme anlamına geldiği ifade edilmiştir.

Daha çok Hz. Muhammed'in nübüvvetinin önceki kitaplarda müjdelendiği (tebşîrat) inancı ve bununla bağlantılı olarak tahrif konusu etrafında şekillenen eserde Tevrat ve İncil'den iktibaslar yapılmasına rağmen yahudi ve hıristiyan kaynaklarına başvurulduğuna dair herhangi bir bilgi verilmemiştir. Eser, kaleme alındığı döneme kadar hıristiyanlar tarafından gerçekleştirilen konsillerden ve bu konsillerde alınan kararlardan bahsetmesi açısından dikkat çekmekte, kullanılan malzemenin ise önemli ölçüde Şehâbeddin el-Karâfî ve Takıyyüddin İbn Teymiyye'nin kullandığı malzemeler doğrultusunda olduğu görülmektedir. İbn Kayyim'in bu eserine Batılı araştırmacılar da önem vermektedir.

Hidâyetü'l-ḥayârâ, Abdurrahman Bâçecîzâde'nin el-Fârıḳ beyne'l-maḫlûk ve'l-ḫâliḳ adlı eserinin kenarında (Kahire 1322/1904) ve müstakil olarak (Kahire 1333/1914; Medine 1396/1976) basılmış, daha sonra Ahmed Hicâzî es-Sekkā tarafından tahkikli neşri yapılmıştır (Kahire 1398, 1399, 1402, 1407).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA