Olacak mı, olmayacak mı? İki takımın beynini kemiren soru bu. İşin komik tarafı iki taraf adına da
'Kesin bu alır' demek mümkün değil. Hatta Galatasaray'ın ev sahipliğine ve sağnağa karşın seyircisinin stadı doldurmasına rağmen... Galatasaray biraz canlanmış. Bu sefer rakip sahaya
memleketine hasret Alamancı gibi bakmıyorlar. Bekler oyuna destek veriyor.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ...
Ama sahada 10 kişiler. Giovani var da yok!. 14'te
Mustafa Sarp kaleciyle karşı karşıya kalıp atamıyor, 16'da
Keita'nın vuruşuna Ömer engel oluyor, 21'de maçın çalışkanı
Elano'dan gelen güzel ortayı
Keita tek vuruşlara ağlara yollamak isterken direk engel oluyor, 26'da
Caner'in aşırtma vuruşunda yine aynı direk başarılı! Ama bu sefer makus talihe dur diyen bir düdük var. 32'deki penaltıyı
Elano gol yapıyor. Üç dakika sonra kornerden gelen topu (ki önce Batak'ın kafa vuruşu var) Necati'yle ağlara yolluyor Antalyaspor. İkinci yarı tek hamle ile,
Emre Çolak- Gio değişikliğiyle ölü toprağını atıyor Galatasaray. 48'de
Arda'nın asistine
Çolak'ın gelişine mükemmel vuruşu gol getiriyor.
Çolak o kadar minik ki; gol sevincinde Caner'in onu tutamayıp düşüşünü göremeyenlere internetten izlemeleri önerilir. 49'da Uğur'la başlayan, Keita ile süren ve Arda'yla gol olacak atağa
Sarp "Ben atayım" diye ayak koymasa fak iki olacak. Aynı Sarp, 65'te Çolak'ın kaptırdığı topu Necati gol yaparken kaleyle forvet arasına girmeyi unutuyor. 86'ya kadar Galatasaray'ı basan stres Caner'in golüyle "Yarı final gelir mi?" ümidine dönüşse de 180 dakikalık düellonun 45 dakikasında yaşanan yalancı bahar yetmiyor tura. Antalya,
"Eski Aslan Necati" ile sarı-kırmızılıların yüreğine
Ateş'i düşürüyor.
ANTALYA'NIN BEYNİ ÖMER!
Maçın ardından ilginç bir istatistik göze çarpıyor. Konuk ekibin topla oynadığı süre
18 dakika 50 saniye.. Bunun
3 dakika 35 saniyesi Ömer Çatkıç'tan. Üstelik bu sürelere topun oyun dışında olduğu zaman dahil değil. Tıpkı ilk maçta olduğu gibi takımın topla en uzun süre oynayan ismi Ömer. Bu kez Antalya'nın süresinin
% 19'u onda.